Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/115 E. 2025/3646 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/115
- Karar No
- 2025/3646
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2122 E., 2024/2534 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/150 E., 2024/542 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı mirasçı vekili ve feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17668 ada 6 parsel sayılı 13 numaralı bağımsız bölümü banka kredisi çekmek amacıyla inançlı işlemle davalıya devrettiğini, bu şekilde davalı üzerinden 65.000,00 TL ana para olarak banka kredisi çektiğini, bankadan alınan kredinin 25.000,00 TL'sini davalının kullandığını, bakiye 40.000,00 TL'yi kendisinin kullandığını, davalının 25.000,00 TL'lik kısmın tüm taksitlerini ödemesi gerekirken sadece ilk iki taksitini ödediğini, diğer taksitlerin tamamını kendisinin ödediğini, aralarındaki inanç sözleşmesine göre davalının tapuyu kendisine iade etmesi gerekirken iade etmediğini ileri sürerek tapunun iptali ile adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. 2.Davalının yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçı ... ile feri müdahil ... savunmalarında özetle; davacının iddiasının asılsız olduğunu, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inançlı işlemin ispatlandığı, davalı tarafından ödenen kredi taksitlerinin faiziyle birlikte davacı tarafından depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı mirasçı vekili ve feri müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkemece kaldırma kararı gereği davalı tarafça ödenen bedele ödeme tarihinden mahkemece belirlenecek depo tarihine kadar işlemiş faizleri de dahil olmak üzere bilirkişiden rapor alınmış ve belirlenen bedel davacı tarafından depo edildikten sonra birlikte ifa kuralları gereğince davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı mirasçı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davalının hukuki dinlenilme, savunma hakkı kısıtlanarak delil sunma imkanının ortadan kaldırıldığını, deliller toplanmadan aksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının muvazaa nedenine dayandığını, muvazaa yapanın kendi muvazaasına dayanamayacağını, Mahkemece taleple bağlı kalınmayarak inançlı işlem olarak niteleme yapıldığını, davalının 3. kişi olduğunu ve davanın muhatabı olmadığını, bilirkişi raporlarında bir kısım ödemelere ilişkin bilgi olmadığı ve kimin ödediğinin bilinmediğinin belirlendiği, bu ödemelerin davacı lehine değerlendirilmesinin usulsüz olduğunu, davalı murisinin ölümü sebebiyle hayat sigortası kapsamında bazı ödemelerin de silindiğini, davalı muris ile davacının oğlunun yaş itibariyle arkadaş olmalarının mümkün olmadığını, davacı tanıklarının taraflı olduğunu, yazılı delil olmadığını, tanık dinlenemeyeceğini, davalının iddia edilenin aksine daha fazla taksit ödediğini, dekontlarda açıklama olmadığını, bilirkişi raporunda hesaplanan değer ile tapuda taşınmazın satış değerinin örtüştüğünü, satışın gerçek olduğunu, taşınmazın emlak vergisinin ... tarafından ödendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Feri müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; yazılı sözleşme olmadığını, dekontların delil başlangıcı olarak değerlendirilemeyeceğini, tanık dinlenemeyeceğini, davacının davasını ispat edemediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dâhil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188. maddesi ile 225. maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 2. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere dava konusu taşınmaz üzerinden kredi kullanılmış, kredinin bir kısmının davacı, bir kısmının davalı tarafından ödendiği belirlenmiştir. Mahkemece isabetli olarak davalının ödemiş olduğu kredinin davacı tarafa depo ettirilmesi sağlanmıştır. Ne var ki, kimin tarafından ödendiği belli olmayan bir kredi miktarı da bulunmaktadır. Kural olarak kredi ödemelerinin kredi borçlusu tarafından yapıldığının kabul edilmesi gerekir. Bu hususun aksi davacılar tarafından kanıtlanamadığına göre kimin tarafından ödendiği belli olmayan miktarın da davacı tarafından depo edilmesi gerekmektedir. Bu husus göz ardı edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Davalı mirasçı vekilinin ve feri müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.