Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/725 E. 2024/5747 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/725
Karar No
2024/5747
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1654 E., 2023/1636 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/225 E., 2022/329 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne, davalı vekilinin duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 134 ada ve 29 parsel sayılı içinde natamam ev olan tarla nitelikli taşınmazın davacıların murisi... tarafından haricen satın alınmasına ve kullanılmasına rağmen bölgede yapılan kadastro tespit çalışmaları sonunda taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın davacıların murisi tarafından ölüm tarihi olan 2020'ye kadar nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığını, murisin ikamet ettiği taş binayı yaptırdığını ve taşınmazın bahçesini imar ihya ederek üzerindeki ağaçları dikip yetiştirdiğini, murisin ve mirasçı davacıların Almanya'da yaşaması nedeniyle taşınmazın mülkiyetine ilişkin talepte bulunamadıklarını, muris tarafından taşınmaz üzerinde yapılan ev ve muhtesatlar nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların davacılara ait olduğunun tespiti ile mahkemece belirlenecek muhdesat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş 17.06.2022 tarihli dilekçe ile davayı 324.518,00 TL olarak belirli alacak davası haline getirdiğini, 324.518,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın davalı tarafından 1994 yılında harici senet ile satın alındığını, müvekkili ile davacıların murisinin tanışık olduğunu, davacıların murisinin eşinden ayrıldığını ve dava konusu yerde kalmak istediğini söylediğini, davalı yeri çok az kullandığından davacıların murisinin burada kalmasına rıza gösterdiğini, davalının şehir dışına çıkma zorunluluğu nedeniyle, yerin elektrik ve su işlerinin takibi için davacıların murisini vekil tayin ettiğini, komşulardan şikayet gelince dava konusu yerden çıkmasını istediğini, adı geçen murisin 2007-2009 yılları arasında burada ikamet ettiğini, 2012 yılından 2020 yılına kadar burada yaşadığı iddiasının doğru olmadığını, muhdesatın aidiyetinin tespiti ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağın kişisel hak olup mirasçılara geçmeyeceğini, hukuki yararın bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacılar murisinin kadastro tespitinden önce haricen satın aldığı dava konusu taşınmaz üzerine taş ev yaptığı, ağaç diktiği ancak 2006 tarihindeki kadastro işleminde taşınmazın davalı adına tespit gördüğü, 3402 sayılı Kanun gereğince davacıların tapu iptal ve tescil talebi açma imkanının bulunmadığı, murisin taşınmazda ve evde uzun yıllar yaşadığı, muhdesat arza tâbi olduğundan dolayı davacıların ortaklığın giderilmesi veya tapu iptal ve tescil davası açamayacakları taşınmaz üzerinde bulunan yapı ve dikilenlerin arazi sahibine ait olduğu, ancak arazi üzerinde malikinden başka kimseye ait yapılan ve dikilenlerin muhdesat olarak düzenlenip muhdesat sahiplerinin arazi malikinde uygun bir tazminat talebine haklarının bulunduğu, söz konusu tazminatın sebepsiz zenginleşme ilkeleri gereğince tahsiline karar vermek gerektiği, bu nedenle davalı tarafın davacının şahsi hakka dayalı olarak muhdesatın aidiyetine yönelik olarak davacıların dava açamayacakları şeklindeki savunmasının yerinde olmadığı, davacıların muhdesatlardan faydalanmadıkları, muhdesat iddiasının davalı tarafından reddedildiğine göre davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı muhdesat bedelini talep etme hakkının bulunduğu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacılar murisinin taşınmaz üzerindeki yapmış olduğu taş binanın dava tarihinde değerinin 279,398,00 TL, dikmiş olduğu ağaçların bedelinn 27.960,00 TL olduğu anlaşılmakla davalının bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği kabul edilerek söz konusu miktarın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin uygun olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF Hükmün taraf vekiller tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Kıymet takdirinin hatalı yapıldığını, b.Bilirkişi heyetinde gayrimenkul değerleme uzmanı bulunması gerektiğini, c.Denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Davanın muhdesatın aidiyetinin tespiti ve muhdesat bedelinin tazmini istemine ilişkin olduğunu, b.Keşif sırasında evin natamam olduğunun anlaşıldığını, c.Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını ve ağaçların yaşının gözardı edildiğini, d.Tanık beyanları ile davacıların murisinin dava konusu yerde ikamet etmediğinin sabit olduğunu 3.Kararın gerekçesinin çelişkili olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muhdesatın davacı tarafa yapıldığının tespiti ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan inceleme sonucunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı davacı taraftan tam alındığından harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/725, K. 2024/5747, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-725-e-2024-5747-k-e3d1c12ac317