Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/688 E. 2024/5673 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/688
Karar No
2024/5673
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2798 E., 2023/1597 K. İLK DERECE MAHKEMESİ :... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/377 E., 2022/80 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu... ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 2339 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı lehine, 06.04.2011 tarih ve 4976 yevmiye sayılı ipotek şerhedilmiş ise de ipoteğin alacağın varlığını belgelemediğini, doğmuş / doğacak bir borcu olmadığı halde 2011 yılında tesis edilmiş ipoteğin davalı tarafça halen terkin ettirilmediği gibi ipoteğin paraya çevrilmesi istemli ilamlı takip başlatıldığını, takibe itiraz neticesinde ipoteğin kayıtsız şartsız bir para borcu ihtiva etmeyip teminat olarak tesis edildiği, alacağın varlığını, miktarını, muacceliyetini davalının ispat etmesi gerektiği gerekçesiyle icra emrinin iptaline dair verilen kararın, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.09.2018 tarihli ve 2017/3628 Esas, 2018/7793 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğini, sonrasında ise 01.06.2021 tarihinde ipoteğe dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını belirterek; davalının alacağı bulunmadığının tespiti ile taşınmaz kaydındaki 06.04.2011 tarih ve 4976 yevmiye numaralı 600.000,00 TL bedelli ipoteğin fekkini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının talebinin menfi tespitten ibaret olup ipoteğin fekki sebeplerinin ayrı irdelenmesi gerektiğini, davacının elinde ipoteğin fekkine neden olabilecek somut delil bulunmadığını, ipotek resmi senetle kurulduğundan eğer davacı taraf ödeme def'inde bulunuyorsa ispatı için ödemeye yönelik belgelerini sunması gerektiğini, ipoteğin fekki için bir sebep bulunmadığını, davacıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek ipotekten kaynaklı alacakların talep edildiğini, aynı ihtarda fekke yönelik bir iddia var ise dava hakkını ihtardan hemen sonra kullanması gerektiğinin de davacıya bildirildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, ipotek süresiz olup paraya çevrilmesi istemli takip başlatıldığını, takibe itiraz üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesince ipoteğin "üst sınır ipoteği" olduğu yönünde hatalı değerlendirme yapıldığını, davalı ... tarafından cirolanıp, bizzat davacıya yapılan 05.04.2011 tarihindeki 100.000,00 TL elden nakit ödemeye ilişkin ipotek kurulduğundan anapara ipoteği olduğunda şüphe bulunmadığını, zira çeklerin, ipotek tarihinden önce 05.04.2021 tarihinde keşide edildiğini, ispat yükü davacıda olduğundan ipoteğin yolsuz olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İpotek akit tablosunda kullanılan ifadeden, ipoteğin, kayıtsız şartsız para borcunu içermeyip anapara ipoteği olmadığı, teminat amaçlı "üst sınır / teminat ipoteği" olduğu, ipoteğin, kayıtsız şartsız para borcunu içermemesi nedeniyle ispat yükünün, alacağı olduğunu iddia eden ipotek alacaklısında (davalıda) olduğunun kabulü gerektiği, önce görülen davada derecattan da geçerek kesinleşen kararda da ipoteğin "üst sınır/teminat ipoteği" olduğu tespiti yapıldığından mezkur kararın kesin delil mahiyetinde olması sebebiyle bu davada ispat yükünün davalıda olduğu, fakat bu konuda dosyaya delil sunamadığı, davanın yasal delillerle ispatlandığı, davayı açmakta hukuki yarar bulunduğu..."gerekçesiyle; davanın kabulüne,... ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 2339 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacı ...'nin hisseleri üzerindeki 06.04.2011 tarih ve 4976 yevmiye numaralı 600.000,00 TL bedelli ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükmün ipotek fekkine yönelik gerekçe içermediğini, davanın menfi tespitten ibaret olup ipoteğin bir borç ikrarı içermediğine yönelik talepler ile ipoteğin kaldırılması taleplerinin (yolsuz tescil, ipotek sözleşmesinin geçersiz olması, irade sakatlığı) ayrı ayrı irdelenmeleri gerektiğini, ayrıca davacı ödeme def'inde bulunuyorsa ödeme belgelerini sunması gerektiğini, ipoteğin ortadan kalkmasına yönelik bir durum bulunmadığını, hükme esas alınan Bölge Adliye Mahkemesi (ipoteğin bir üst-sınır ipoteği olduğuna yönelik) kararının hatalı olduğunu, zira Türk Hukukunda “ileri tarihli çek” uygulamasının kabulüyle birlikte, çekin artık bir ödeme aracı olmaktan çıkarılıp kredi aracı haline getirildiğini, öte yandan çekin ödeme aracı olmasının müvekkilinin iddiasını boşa çıkarmayıp aksine doğruladığını, ipoteğe ilişkin resmi senet içeriğinden taraflar arasında kredi ilişkisi kurulduğunun anlaşılması gerektiğini, niteliği itibariyle bunun bir tüketim ödüncü sözleşmesi olduğu, tüketim ödüncü sözleşmesinde ödünç verenin temel borcu, bir miktar parayı ödünç verene ödemek olup somut olayda da, müvekkilinin ödünç veren olarak, tüketim ödüncü sözleşmesinden doğan borcunu “ödemek” amacıyla anılan çekleri verdiğini, çekin ödeme aracı niteliğine dayanılarak tek başına bu sebeple müvekkilinin alacağı ispat edemediği kanaatinin hatalı olduğunu, 05.04.2011 tarihinde 100.000,00 TL elden nakit ödeme yapıldığını, 06.04.2011 tarihinde dava konusu ipoteğin tesis edildiğini, 07.04.2011 tarihinde anılan çeklerin teslim edildiğini, tarih sırasına göre yapılan işlemler incelendiğinde, bahse konu çeklerin, ipoteğin teminat altına aldığı ve davalıya tüketim ödüncü olarak verilmesi taahhüt edilen bedelin ödenmesine yönelik olduğunu, davacıların dahi, ödemelerin başka amaçla yapıldığı yönünde iddiaları bulunmadığını, çeklerin davacıların murisi tarafından tahsil edildiği açıkça belli olduğu halde aksi bir durumun kabul edilemez ve kötüniyetli olduğunu, davacı, öncelikle anılan çeklerin murisleri tarafından tahsil edilmediğini beyan etmekle birlikte, terditli olarak, çeklerle yapılan ödemenin, dava konusu ipoteğin teminat altına aldığı alacak olmadığını; zira ipotek sözleşmesinde bu hususun açıkça yazılı olması gerektiğini savunduğunu, bu iddianın hukuken kabul edilemez olduğunu, teminat altına alınan alacağın hukuki sebebinin ipotek sözleşmesinde yazılı olmasının şart olmadığını, ipoteğin kaldırılması davasında ispat yükünün kural olarak davacıda olduğunu, ipoteğe ilişkin tescilin yolsuz olduğunu, ifa sonucunda alacağın sona erdiği iddia edilirse bu hususun ispat edilmesi gerektiğini, ipotek resmi senede dayanması nedeniyle HMK 204 uyarınca aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılacağını, kesin delil karşısında ispat yükünün davalıda olmasının yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin nakit olarak ve çeklerle yaptığı ödemelerin dava konusu ipotekle güvence altına alındığını, TMK.m.864 uyarınca rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımı işlemeyeceğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; menfi tespit ve tapu kaydındaki ipotek şerhinin terkini istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/688, K. 2024/5673, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-688-e-2024-5673-k-003297729c64