Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/5093 E. 2025/674 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5093
- Karar No
- 2025/674
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/17 E., 2024/17 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı dava dilekçesinde; tarafına ait 206 ada 8 parsel sayılı taşınmazın yapılan imar uygulaması sonucu 977 ada 15 sayılı imar parseli olarak ve bu imar uygulaması ile kendisine ait taşınmazın 480 m²'lik kısmının ise bitişik parsel olan 977 ada 21 sayılı imar parselinin sınırları içerisinde tescil edildiğini, anılan imar uygulamasının iptali için idari yargıda dava açtığını belirterek, davalıya ait 977 ada 21 sayılı imar parselinin 480 m²'lik kısmının iptal edilerek adına tescilini istemiştir. 2. Davacı 09.10.2023 tarihli ıslah dilekçesinde; davasını tamamen ıslah ettiğini, dava konusu taşınmazlarda imar uygulamasının iptali için açılan davanın idari yargı yerinde reddedildiğini, bu nedenle davalı adına tescil edilen 977 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 480,00 m²'lik kısmında kalan bina, havuz makine dairesi, pergolalar ile ağaçların güncel bedelinden şimdilik 41.420,37 TL'nin tespit tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.10.2015 tarihli ve 2014/510 Esas, 2015/1113 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 22.10.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 26.02.2019 tarihli ve 2016/5068 Esas, 2019/1674 Karar sayılı kararı ile imar uygulamasının iptaline ilişkin davanın sonucu beklenilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazda yapılan imar uygulaması sonucu taşınmazın bir kısmının eksildiği ve davacının zarara uğradığı gerekçesiyle, "Davanın kabulüne Muğla ili, .... İlçesi, ... Mahallesi 977 ada 21 numaralı parsel taşınmaz üzerindeki 07/03/2024 tarihli bilirkişi raporu içerisinde bulunan krokide gösterilen alanlardaki B yapısının (zemin betonu) 52.364,34 TL, C-C1 yapıları (sundurma) 25.163,46 TL, D yapısı (bar) 85.034,88 TL, E yapısı (makine dairesi) 36.829,30 TL, F yapısı (gelin evi) 20.368,15 TL, G yapısı (tuvalet) 5.500,00 TL, yapıların yıkım maliyet bedeli 50.836,59 TL, 1 adet zeytin ağacı, 4 adet narenciye ağacı, 1 adet kayısı ağacı, 1 adet incir ağacı, 37 adet kurtbağrı olmak üzere toplam ağaç bedeli olan 21.850,00 TL'nin davacıya ait olduğunun tespitine, fazla talebin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil, ıslahen tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere ve ispat kurallarına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesinde vurgulandığı üzere yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Ancak, 10.07.2019 gün ve 30827 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yürürlükten kalkan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18/9 hükmünde özel hüküm getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Anılan Kanun'un "Arazi ve arsa düzenlemesi" kenar başlıklı 18/9 hükmü şöyledir: "Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur." Diğer taraftan; 4722 sayılı Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un “Geçmişe etkili olmama kuralı” kenar başlıklı 1. maddesi ise şöyledir: "Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan işlemlerin hukuken bağlayıcı olup olmadıkları ve sonuçları, bu tarihten sonra dahi, yapıldıkları sırada yürürlükte bulunan kanunlara göre belirlenir. Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşen olaylara, Kanunda öngörülmüş ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla, Türk Medenî Kanunu hükümleri uygulanır." "Geçmişe etkili olmama kuralı" 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 1. maddesi ile 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2/1-a hükmünde de düzenlenmiştir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Dosya içeriğinden; 206 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, davacı adına kayıtlıyken imar uygulaması sonrasında 977 ada 15 parsel sayılı taşınmaza, 480,00 m²'lik kısmının ise davalıya ait 977 ada 21 parsel sayılı taşınmaza şuyulandırıldığı, imar uygulamasının iptali amacıyla Muğla 2. İdare Mahkemesinde açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Danıştay 6. Dairesince onanarak 08.03.2023 tarihinde kesinleştiği, söz konusu imar uygulaması sonucu davacıya ait bina, havuz makine dairesi, pergolalar ile ağaçların davalı adına tescil edilen 977 ada 21 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kaldığı ve davacıya ait bu yapılarda hâlen davacının eşyalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; Geçmişe etkili olmama kuralı nazara alınarak somut olaya uygulanması gereken ve 7181 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 3194 sayılı Kanun'un 18/9 hükmünde, bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların, bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadıkça ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece, ömürlerini dolduruncaya kadar eski malikleri tarafından kullanılmasına devam olunacağı hüküm altına alındığından, davacı aleyhine açılmış el atmanın önlenmesi ve kâl davası bulunmadığından; diğer taraftan, yapı sahibi davacının yapılarda bulunan kendisine ait eşyaları tahliye etmeden, başka bir ifadeyle yapı ile ilişkisini tamamen sona erdirmeden, yapıların bedelinin tazminini talep etmesi, 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma ilkesi ile bağdaşmadığından Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.