Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/5067 E. 2025/2793 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5067
- Karar No
- 2025/2793
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3044 E., 2024/2662 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/262 E., 2024/125 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Çarşamba Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/550 Esas sayılı dosyasında görülen ortaklığın giderilmesi davasına konu 209 ada 50 parsel sayılı taşınmazda bulunan muhdesatın müvekkili tarafından meydana getirildiğini ileri sürerek; muhdesatın müvekkiline aidiyetinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemişler, katıldıkları duruşmalarda davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “23.02.2024 tarihli ön inceleme celsesine ilişkin 7 numaralı ara kararı ile davacı vekiline ‘3.030,30 TL keşif harcı, 1.250,00 TL keşif araç ücreti, 5.280,00 TL keşif bilirkişi ücreti, bilirkişi raporu tebliği ve posta gideri ile diğer iş ve işlemler için 250,00 TL olmak üzere toplam 10.350,30 TL keşif delil avansını yatırmak üzere (toplam miktara keşif masrafları ile keşif harcı dahil olup keşif harcının ayrı, keşif masrafları için avansın keşif delil avansı olarak ayrı yatırılması kaydıyla) 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde yatırılmadığı takdirde keşif ve bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtaratın zaptın tebliği ile sayılmasına) ihtaratı ile kesin süre verildiği, ihtaratın zaptın tebliği ile 12.03.2024 tarihinde yapıldığı, Mahkemece keşif harç ve masrafları ikmal edilmediğinden 30.04.2024 tarihinde keşfin yapılamadığının tutanak altına alındığı, davacı vekilince usul ekonomisi gereği sonraki süreçte de keşif harç ve masraflarının yatırılmadığı, ön incelemeye ilişkin duruşmada keşif ve bilirkişi gideri yatırılmaz ise bu delilden vazgeçmiş sayılacağına ilişkin ihtarın yapıldığı, davacı vekilince kesin süreye rağmen işlem tesis edilmediği, mevcut talebe ilişkin davada keşif yapılamadığı, davanın ispatlanamadığı" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dosya içeriğine, toplanan delillere, delil avansını yatırmak üzere davacıya usulünce tebligat çıkarılması ve kesin süre verilmesine rağmen delil avansı süresinde yatırılmadığından keşif yapılamayıp, bilirkişi raporu da alınamaması, davanın ispatı için tanık dinlenmesi, keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınmasının gerekli olması karşısında, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmasına, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtaratlı kararda davanın usulden reddedileceğine ilişkin hiçbir açıklama yer almadığını, yalnızca iş bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edildiğini, delil ikame avansı dava şartı olmadığından yatırılmaması halinde HMK’nın 115/2. maddesi gereğince davanın reddine karar verilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hukukumuzda ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunlar sırası ile; dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hükümdür. Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır. Yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi; mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dilekçelerin verilmesinden sonra ve tahkikat aşamasından önce gelmek üzere “ön inceleme” adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir. (H. Pekcanıtez/O. Atalay/ M.Özekes, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,11 Bası, 2011, s.375-376). 6100 sayılı HMK’nın 137. maddesinde, ön incelemenin kapsamı, HMK'nın 138. maddesinde ön inceleme aşamasında dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazlar hakkında verilecek kararlar, HMK 139. maddesinde ön inceleme duruşmasına davet, HMK'nın 140. maddesinde ise yapılması zorunlu olan ön inceleme duruşması düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK ön incelemenin kapsamı başlıklı 137. maddesinde “dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, 138. madde dikkate alınarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceği, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebileceği, ön inceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmaları kapsamında uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyebileceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceği ve bu hususların tutanağa geçirileceği belirtilmiştir. Ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar ile sınırlı olmak üzere tanık dinleme, belge inceleme, bilirkişi görüşü alma, keşif yapma ve yemin teklif etme gibi işlemler yapılabilir, ancak tahkikata yönelik işlemler yapılamaz." Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; 23.02.2024 tarihli ön inceleme duruşması için davacı vekilinin başka mahkemede duruşması olduğunu ve mahkeme bilgilerini belirtmek suretiyle mazeret dilekçesi verdiği, davacının mazeretinin HMK’nın 140/4. maddesi kapsamında olmadığından reddine karar verildiği ve duruşmanın 12.06.2024 tarihine bırakıldığı, 12.06.2024 tarihli duruşmaya yine davacı vekilinin başka mahkemede duruşması olduğunu ve mahkeme bilgilerini belirtmek suretiyle mazeret dilekçesi verdiği, davacı vekilinin mazeretinin kabulüyle açık duruşmaya devam olunduğu ve aynı duruşmada davanın reddine karar verildiği sabittir. Açıklanan nedenlerle, ön inceleme duruşması esasa ilişkin incelemeler yapılmadan, yalnızca dosyada usule ilişkin hususlar bakımından incelemelerin ve tahkikat aşamasına geçilmeden yapılması gereken işlemlerin yapıldığı duruşma olduğu, ön inceleme duruşmasında esasa girilmeksizin kurulan ara kararların yalnızca usule ilişkin olduğu gözetilmeksizin, İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun şekilde ön inceleme duruşması yapılmaksızın tahkikat aşamasına geçilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.