Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4679 E. 2025/2726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4679
- Karar No
- 2025/2726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1728 E., 2024/982 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/262 E., 2022/118 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi ... adına kayıtlı taşınmaz üzerinde yapılan imar uygulamasının idari yargıda iptal edildiğini, iptal kararı ile sicilin dayanaksız kaldığını, kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası gerektiğini belirterek dava konusu 7464 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, talebin kabul edilmemesi hâlinde tazminata karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesine benzer gerekçeler ile dava konusu 7464 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1.307,225 m²’sinin davacı adına tescilini, 7456 ada 3 ve 7468 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarda davacıya ait yerlerin terkini ve adına tesciline, talebin kabul edilmemesi hâlinde tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. 2.Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine eklenen yeni fıkraya göre; 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti hâlinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması hâlinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtildiği, 2. Dava konusu uyuşmazlığın, idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, yargılama derdestken yürürlüğe giren bir kanun ile uyuşmazlığın idari başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat değişikliğinin 7221 sayılı Kanun aracılığıyla yapıldığını, kanunun yürürlüğe ilişkin hükümlerinde derdest davalara da uygulanacağının ayrıca belirtilmediğini, söz konusu kanun değişikliğinin mevcut davanın reddini gerektirmediğini, müvekkilinin idareye hâlihazırda ihya başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, işbu davanın 4 yılı aşkın süredir derdest olduğunu, davanın sübut bulduğunu, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen dava, kadastral parselin ihyasına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Fazla yatırılan temyiz karar harcının yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Asıl ve birleştirilen davalar, kadastral parselin ihyâsına ilişkindir. Davacı vekili dava konusu taşınmazın imar uygulamasına tabii tutulduğunu, imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiğini ve iptal kararının kesinleştiğini ileri sürerek kadastral parselin ihyâsını, bu mümkün olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince (İDM) uyuşmazlığın 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'na 14.02.2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ek fıkra gerekçe gösterilmek suretiyle uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş, kararın istinafı üzerine davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizin Sayın Çoğunluğuca da anılan karar onanmıştır. Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık 20.02.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ek fıkranın yürürlük tarihinden geriye yürütülüp yürütülemeyeceği, buradan hareketle anılan hükme dayalı gerekçe ile davanın reddedilip reddedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anayasa’nın 35. Maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre mülkiyet hakkı “ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını” kapsamaktadır (AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/03/2023, §19). Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. “Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur” (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 21). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/4/2023 tarihli ve E. 2021/5, K. 2023/2 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere “Davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye mahkemeye erişim imkanının tanınması gerekir (YİBBGK, s. 23-24). Öte yandan Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi uyarınca kanun hükümleri kural olarak yürürlüğünden sonraki olay ve olgulara uygulanabilir. Kanun hükümlerinin yürürlükten önceki olay ve olgulara uygulanabilmesi için bu hususta açık bir hükme yer verilmesi gerekir. Davacı ile davalılar arasındaki uyuşmazlık ... tarafından yapılan imar uygulamalarına dayalıdır. Davacı söz konusu parselasyon işleminin kendi taşınmazı yönünden idari yargı yerlerince iptal edilmesi üzerine eldeki davayı 06.09.2018 tarihinde açmış olup uyuşmazlığın dava tarihindeki mevzuata göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Buna göre söz konusu uyuşmazlıklarda idareye başvuru yolunu öngören ek fıkra 06.09.2018 tarihinde yürürlükte olmadığından anılan fıkra geriye yürütülerek davacının davasının adli yargıda görülemeyeceğine hükmedilmesi, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi davacının mülkiyet hakkını ve hak arama özgürlüğünü de öngörülemez bir şekilde sınırlamaktadır. Açıklanan nedenlerle anılan ek maddeye dayalı olarak idareye başvurulması gerektiğine ilişkin gerekçe ile davanın reddedilmesine ilişkin Dairemizin Sayın çoğunluğunun onama karına iştirak edilememiştir.