Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4308 E. 2025/2707 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4308
- Karar No
- 2025/2707
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2050 E., 2024/467 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/241 E., 2023/154 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; evinin hemen yan tarafında davalıların taşınmazının bulunduğunu, davalıların bu taşınmaza 2017 yılında eski iki mezarı usulsüz olarak taşıdıklarını, taşınmazı aile mezarlığı hâline getirmeye çalıştıklarını, kendisinin davalılara karşı çıktığını ancak davalıların kendisini dinlemediğini, ayrıca kaymakamlığa şikayette bulunduğunu, evinin hemen yanındaki bu mezarlıklardan dolayı psikolojisinin bozulduğunu, geceleri dışarı çıkamadığı gibi evine gelen misafirlerinin de korktuğunu ileri sürerek, usulsüz olarak defnedilen mezarların köy mezarlığına nakledilmesini, yeni bir cenaze defninin yapılmamasını, bahçenin aile mezarlığına dönüşmesine müsade edilmemesini, bahçenin eski haline dönüştürülmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen mezarların yeni mezar olmadıklarını, kadimden beri aynı yerde olduklarını, yer değiştirildiğine dair iddiaların asılsız olduğunu, mezarların yasal olarak ve manevi olarak taşınmasının mümkün olmadığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Olayın özelliği gereği davalının kendine ait bahçeyi aile mezarlığı haline getirmesine yönelik yöresel örf ve adetin mevcut olup olmadığı da araştırılmış, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere köyde birkaç tane bu şekilde aile mezarlığı yapanların mevcut olduğu tespit edildiğinden davacı taraf her ne kadar bahçeye yeni bir cenaze definin yapılamamasına ve bu bahçenin aile mezarlığına dönüştürülmesine müsaade edilmemesini talep etmiş ise de bu talebinin reddine karar vermek gerekmiş, davacının üç mezarlığın köy mezarlığına nakledilmesi talebi kabul edildiği takdirde davalının kendisine ait taşınmazdaki mezarların açımı yapılarak ölülerin nakledilmesi sonucunu doğuracağından davalının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 683'e dayalı mülkiyet hakkını kullanımını sınırlandırmış olacağı değerlendirilerek davalının kendisine ait taşınmaza üç mezarın defnedilmesinin katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmaya sebebiyet vermeyeceğinden davalının mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanılmadığı sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asil tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, ilk derece mahkemesince yukarıda alıntılanan Yargıtay içtihatında belirtilen genel ilkeler kapsamında inceleme ve araştırma yapıldığı, davalı tarafın mülkiyet hakkını aşırı ve taşkın kullandığından söz edilemeyeceği, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunmadığı tespit edilerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olup, davacının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle davacı asilin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı asil temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davalıların izin almaksızın mezarlık nakli ve yeni defin yaptıklarını, söz konusu mezarların ve yeni defin yapılmasının toplum sağlığı ve davacının sağlığı açısından uygun olmadığını, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, huzur ve sükununun bozulduğunu, psikolojisinin bozulduğunu, tedavi gördüğünü, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, eski hâle getirme, yıkım istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı asil tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.