Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4272 E. 2025/2600 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4272
- Karar No
- 2025/2600
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1237 E., 2024/1670 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/183 E., 2023/710 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; miras bırakan ...'ın vasiyetnamesini düzenlediği tarihte 86 yaşında olup tasarruf ehliyetinin bulunmadığı, ...'ın yönlendirmesi ile hareket ettiği, tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma ve zorlama sonucunda yapıldığı, kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapıldığı, davacılara vasiyet edilen taşınmazlardan bir kısmının muris adına kayıtlı olduğu hâlde 24.000 m² olarak yazılı olan yerin miras bırakan adına kayıtlı olmadığı, bu şekilde tenfiz edilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; murisin tasarruf ehliyetinde engel veya kısıtlılık durumunun olmadığını, aklı başında, okuma yazması olan bir insan olduğunu, ... Devlet Hastanesinin 25.02.2015 tarihli yazısında psikiyatri polikliniğinde yapılan psikiyatrik öykü ve muayenesinde aktif psikopatoloji saptanmadığını, işleyeceği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabildiği kanaatine varıldığını, vasiyetnamede saklı payların ihlal edilmesinin vasiyetnamenin iptal edilmesi sebeplerinden biri olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun raporuna göre murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun kabul edildiği, ehliyetsizlik sebebiyle vasiyetnamenin iptali açısından davacı davasını ispat edemediği, tüm dosya kapsamından davacının vasiyetnamenin iptali için ileri sürdüğü irade fesadına yönelik iddialarını ispat edemediği, davaya konu vasiyetnamenin düzenlendiği tarihteki şekil şartlarına uyularak düzenlendiği ve vasiyetname ile vasiyet edilen taşınmazların vasiyet tarihinde ve daha sonraki tarihlerde ve hâlen vasiyet eden üzerinde olmaması ve ona ait olmaması bu hâliyle vasiyetnamenin tenfiz edilmesinin imkansız bulunması iddiasının ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, iddia edilen sebebin yasada sınırlı olarak sayılan iptal sebeplerinden biri olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin öncelikle murisin kendi beyanı olmayıp paylaştırmayı oğlu davalı ...'ın yaptığının ortada olduğunu, davalının babasının rahatsızlığından faydalanarak başkasına ait gayrimenkulleri müvekkillerine vasiyetname yoluyla verdirdiğini, tapuların celpedildiğinde müvekkillerine verilen gayrimenkullerin murisin üzerinde olmadığının anlaşıldığını, muris ...'ın her ne kadar vasiyetnamenin yapıldığı tarihte aklı başında olduğu Adli Tıp Kurumu raporundan da anlaşılmasına rağmen murisin parsellerin miktarının ve parsel numaralarını bilmesinin mümkün olmadığını, bilakis bilmesi hâlinde başkalarına ait olan taşınmazları kendi vasiyetnamesinin içine alarak mirasçılarından bir kısmına paylaştırmaya çalışmayacağını, eksik incelemeyle karar verildiğini, vasiyetname tanıklarından sadece ...'nın dinlendiğini, diğer tanıklar dinlenmeden hüküm kurulduğunu, noterdeki vasiyetnamenin maktu olduğunu, tanıkların vasiyetnamenin vasiyetçiye kendi yanlarında resmî memur tarafından okunduklarına yönelik bir beyanda bulunmadığını, aksine yalnızca imza atıp okundu şeklinde yazılarak murisin imzası alındığını, tüm bu durumlar nazara alındığında noter huzurunda düzenlenen vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesine göre geçersiz olduğunu, vasiyetnamenin tenfiz edilemeyecek kadar hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.