Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2779 E. 2024/4819 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2779
Karar No
2024/4819
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3341 E., 2024/331 K. DAVA TARİHİ : 30.06.2014 KARAR : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/244 E., 2020/396 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen inanç sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi tarafından İstanbul ili,...ilçesi, ...Mahallesi, 909 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın 1.741 m²'ye tekabül eden hissesinin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ...den satın alındığını ancak hisse bölümünün mümkün olmaması nedeni ile davacının murisi adına tescilinin yapılamadığını, aynı taşınmazda hissedar bulunan davalı ile imzalanan 12.10.2004 tarihli sözleşme ile davalı tarafından açılan ön alım davasında masrafların yarısının ödenmesi halinde 1.741 m²'lik hissenin davacı adına tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında açılan ön alım davasında masrafların yarısının davacı tarafından ödendiğini, yargılama sonunda dava konusu payın davalı adına tesciline karar verildiğini, ancak davalı tarafından sözleşme gereğinin yerine getirilmediğini belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı 1.741 m²'ye tekabül eden 1.741/49.750 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tesciline karar verilmemesi halinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin tespiti ile belirlenen bedelin işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından edimler ifa edilmediğinden sözleşmenin yerine getirilmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesince 18.11.2018 tarihli kararı ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 80.346,27 TL maddi tazminat alacağının dava tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığın inanç sözleşmesinden kaynaklandığı belirtilmek suretiyle taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığı hususunun araştırılması yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2020 tarihli ve 2019/244 Esas, 2020/396 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebi yerinde görülmediğinden reddine, 80.346,27 TL maddi tazminat alacağının dava tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2021/1271 Esas, 2021/1351 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 11.04.2023 tarihli ve 2021/6705 Esas, 2023/2103 Karar sayılı ilamında; taraflar arasında inanç ilişkisi bulunmakta olup buna ilişkin olarak aralarında 12.10.2004 tarihli adi yazılı bir sözleşme düzenlendiği, inanç sözleşmesinin içeriği incelendiğinde Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ön alım davasında, davacı (eldeki davada davalı) Hüseyin’in ödemesi gereken bedelin ve masrafların yarısının ... (davacı) tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, ancak davacı tarafça ödeme hususunun 6100 sayılı HMK'nın 200 üncü maddesi gereği senetle ispat edilemediği, bu durumda mahkemece, inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescile karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inanç sözleşmesi uyarınca davacı tarafından ön alım bedeli ve dava masraflarının yarısının davalı ... adına ödediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin ilk kararının davalı tarafça istinaf edilmediğini, bu miktar açısından davacının usuli kazanılmış hakkı doğduğunu, ön alım bedelinin ödendiğinin ispatlandığını, ...' ya ödeme yapıldığına dair yazılı belge alındığını, senetle ispat kuralının bir istisnası olan hayatın olağan akışına aykırılık uyarınca, davalının uzun süre sözleşmeyi feshetmediğini, taşınmazı davacının kullanımına karşı çıkmadığını, tahliye talebinde bulunmadığını, bu halde tanık dinlenebileceğini, tanıklarca ödeme hususunun ispat edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı. 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960/9 K. Sayılı kararı. 4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 E. - 1988/89 K. sayılı ilamı. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin usuli kazanılmış hakka ilişkin temyiz itirazlarına gelince; a. Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli kazanılmış hak kavramı anlam itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usuli kazanılmış hak” ya da “Usuli müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960/9 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere kamu düzeniyle ilgilidir. b. Somut olayda, davacı ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil ile alacak istemli davada, İlk Derece Mahkemesince 18.11.2018 tarihinde tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 80.346,27 TL maddi tazminat alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın taraflardan sadece davacı ... tarafından istinaf edildiği, davalı ...'nın karara karşı bir itirazının olmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile davacı ... aleyhine olacak şekilde kanun yoluna götürülmeyen ve İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan 80.346,27 TL tazminat yönünden usuli kazanılmış hak doğmuştur. c. O halde Bölge Adliye Mahkemesince, davacının usuli kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi hatalı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda V.C.3.1 inci paragrafında açıklanan açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Yukarıda V.C.3.2 ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2779, K. 2024/4819, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2779-e-2024-4819-k-fb91c48db32f