Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2741 E. 2024/4658 K.
Konu: Ortaklığın Giderilmesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2741
- Karar No
- 2024/4658
- Karar Tarihi
- Konu
- Ortaklığın Giderilmesi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/1291 E., 2023/1050 K. DAVALILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 10.01.2013 KARAR : Davanın açılmamış sayılması Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ve davalı Defterdarlık vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların, ...ilçesi,... Mahallesi, 380 ada 19 parsel sayılı taşınmazda müştereken malik olduklarını, taksiminin mümkün olmadığını belirterek; açık artırma yoluyla satışı suretiyle taşınmazdaki ortaklığın giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Güvener vekili; Taşınmazın ortaklığın giderilmesi suretiyle satılmasını kabul ettiklerini, ancak ... hissesi üzerinde ... lehine intifa ... tesis edilmiş olduğundan intifa hakkının da satışa çıkarılması gerektiğini, hissedarlardan Vicdan ve ...'e ... tayin edilmiş olduğunu, davanın tüm hissedarlara yöneltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılardan ...mirasçısı...vekili:...'in mirasçısı olarak davaya müdahil olmak istemiştir. Davalı Panaroma Grup İnş. A.Ş. Vekili; tapu kaydında adı geçmeyen kişilerin mülkiyete dayalı bir hakları olmayacağını, bu nedenle ...'ün müdahale talebini kabül etmediklerini belirterek; taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili, intifa ... sahibi ...'ın bundan başka bir mülkiyet ... bulunmadığını, muhdesatların ise ...'a ait olduğunun tespit edildiğini, bu durumda fiili durum ile tapu kayıtlarındaki hukuki durum arasında oluşan çelişki nedeniyle hissedarların ve Hazinenin hak ve menfaat kaybına uğramamasını teminen bilirkişilerden rapor alınmasını talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.05.2014 tarihli ve 2013/320 Esas, 2014/417 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarihli ve 2015/10363 Esas, 2015/9043 Karar sayılı kararıyla; ".. Somut uyuşmazlıkta; İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/335 E. sayılı dava dosyasında Hatice Haslet Cemali ve İffet Handan ... tarafından davalı Hazine aleyhine satış vaadine dayalı ferağa icbar davası açıldığı ve davanın halen derdest olduğu, tapu iptali ve tescil davası sonucunda verilecek karar ile dava konusu taşınmazın pay ve paydaşlık durumu değişebileceğinden mahkemece sözü edilen tapu iptali ve tescil davası bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda başlıkta yazılı kararı ile; "...Davacı vekilince 28.09.2023 tarihli duruşmada davadan vazgeçtiklerinin bildirildiği, bu sebeple HMK.123. maddesi kapsamında "davanın açılmamış sayılmasına" karar vermek gerektiği, kısa kararda her ne kadar "davanın konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm tesis edilmişse de bu durum maddi hatadan kaynaklı olması sebebiyle gerekçeli kararda mezkur maddi hatanın düzeltildiği..." gerekçesiyle; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı Defterdarlık vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya uygun olduğunu ancak açılmamış sayılmaya karar verilmiş olması nedeniyle lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Defterdarlık vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya uygun olduğunu ancak açılmamış sayılmaya karar verilmiş olması nedeniyle lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 6100 sayılı Kanunun 294, 297, 298 inci maddeler 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1.6100 sayılı HMK’nin “Hüküm, Hükmün Verilmesi ve Tefhimi” başlıklı 294 üncü maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Aynı yasanın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “Hükmün Yazılması” başlıklı 298 inci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür. 2.Somut olayda; tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının farklı olduğu görülmüştür. Şöyle ki; 28.09.2023 tarihli son celsede, "davanın konusu kalmadığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verildikten sonra, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise, "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir. Bu itibarla, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana geldiği anlaşılmış olup, bu husus kararın infazında tereddüt oluşturacağından çelişki giderilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. 3. Bozma nedenine göre davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.