Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2620 E. 2024/4380 K. – Ecrimisil
Konu: Ecrimisil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2620
- Karar No
- 2024/4380
- Karar Tarihi
- Konu
- Ecrimisil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/188 E., 2023/953 K. DAVALILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 17.09.2010 KARAR : Asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul-kısmen reddi
Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; asıl ve asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin kararı davalı İBB vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin malik olduğu taşınmazın 499,20 metrekarelik kısmına davalılar ... (eski Kavaklı Belediyesi) ve İ...l Büyükşehir Belediye Başkanlığının kamulaştırmasız el atmaları nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihinden geriye doğru son beş yıl karşılığı olarak 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.10.2015 tarihli dilekçe ile talebini 128.794,83 TL olarak ıslah etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili; müvekkilinin malik olduğu taşınmazın 499,20 metrekarelik kısmına davalı ...'nın kamulaştırmasız el atması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihinden geriye doğru beş yıl karşılığı olarak 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili; müvekkili ile dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan 01.06.2010 tarihli protokolle dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Karayolları Genel Müdürlüğüne devredildiğini dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmaza fahiş değer biçilmemesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece; “davacının taşınmazına davalı idarelerce kamulaştırmasız el atılmasına ilişkin olarak Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6 ncı maddesi uyarınca sadece tazminat davası açabileceği” gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesince: "..Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/493 Esas 2003/366 Karar sayılı dava dosyası kapsamından davacının taşınmazının 499,20 metrekarelik kısmına 10.03.2000 tarihinde el atıldığının, davalı Kavaklı Belediyesi Başkanlığı'nın davacının taşınmazının 499,20 metrekarelik kısmına yol yapmak suretiyle yapmış olduğu müdahalenin meni'ne ve bu kısımdaki yolun kaldırılmasına karar verildiğinin, kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. hukuk Dairesinin 07.04.2011 tarihli ilamı ile temyiz dilekçesinin yasal süre geçtikten sonra verildiğinden reddine karar verildiğinin, akabinde karar düzeltme isteminin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 21.11.2011 tarihinde reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, davalılar tarafından dava konusu taşımaz ile ilgili kamulaştırma kararı alınmadığı, kamulaştırma davası da açılmadığı, davacı tarafından da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası da açılmadığı, dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin meni'ne ve kal kararı verildiği, dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin halen devam ettiği, davacı yönünden dava konusu taşınmazla ile ilgili olarak ecrimisil talep etme hakkının var olduğu, Mahkemece kamulaştırmasız el atma nedeniyle bedel için tazminat davası tarihine kadar ecrimisil istenebileceği hususu da dikkate alınarak, işin esası incelenerek sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “davalı ... ile birleştirilen dosya davalısı ... aleyhine açılan davanın vaki feragat nedeni ile reddine, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca asıl dosya davalısı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile 128.794,83 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline” karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: "...hükme esas alınan bilirkişi raporunda mevcut hesaplama yönteminin Daire uygulamasına aykırı düştüğü, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinin içeriğine göre öncesinde dava dışı Betosan Şirketi adına kayıtlı bulunan dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazın 09.06.2006 tarihinde ½ payının, bilahare 08.05.2008 tarihinde da bakiye ½ payının davacı şirket adına tescil edildiği, temyize konu dosyada ise bilirkişilerce ecrimisil hesabında ilk dönem olarak davacı şirketin pay sahibi olmadığı 17.09.2005 tarihinin esas alınarak, bu tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için hesaplama yapıldığı, hesaplama yapılırken de taşınmazın öncelikle keşif tarihindeki aylık kira bedelinin, sonrasında ise ÜFE oranlarının geçmiş yıllara doğru uygulanarak ecrimisil bedelinin tespit edildiği, bilirkişi rapor ve ek raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, bunun yanı sıra emsal araştırması yapılmadığı; Mahkemece öncelikle davacı şirketin dava konusu taşınmazda 09.06.2006 tarihi itibarıyla ½ hisse sahibi, 08.05.2008 tarihinde ise tek malik olduğu göz önünde bulundurularak, Daire uygulamalarına uygun şekilde emsallere göre araştırma yapılıp, ecrimisil istenilen ilk dönem başlangıç tarihi olarak baz alınmak suretiyle hesaplama yaptırılarak ilk dönem için miktarın belirlenmesi, sonraki dönemler için ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle miktarın belirlenmesi, sonucunda talep miktarı ve kazanılmış müktesep haklar gözetilerek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bu hususları içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “asıl davada (17/09/2010) geriye dönük 5 yıllık ecrimisil istendiği, birleştirilen dava ile işgal edilen alana ilişkin dava tarihinden (02/02/2016) 15/05/2015 tarihine kadar ecrimisil isteminde bulunduğu, birleştirilen davaya 01.11.2016 tarihinde sunulan ıslah dilekçesinde talebin 28.01.2011 tarihinden Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dava konusu gayrimenkulün kamulaştırılmasına karar verildiği 13.11.2014 tarihine kadar ( 28.01.2011- 13.11.2014 tarihleri arasında) haksız işgal sebebiyle 170.000.00 TL ecrimisil bedeli olarak ıslah edildiği, sonrasında ise 11.07.2023 tarihli rapora karşı beyan dilekçesinde birleştirilen dava yönünden 28.11.2011 - 13.11.2014 tarih aralığını kapsar ek bilirkişi raporu istendiği ve bu kısım yönünden hüküm kurulmasının talep edildiği, önceki karar ile asıl davada 128.794,83 TL bedele hükmedildiği, bozma sonrası alınan bilirkişi raporu ile 09/06/2006 - 17/09/2010 tarihleri arasındaki ecrimisil bedeli 123.252,50 TL olarak belirlendiğinden daha düşük miktarda olduğu, bu nedenle hükmedilen miktar ile kazanılmış hakkın ihlal edilmediği; birleştirilen davadaysa 02/02/2011 - 13/11/2014 tarihleri arasındaki ecrimisilin talep imkanı bulunurken davacı tarafından 28/11/2011 - 13/11/2014 tarihleri arasının talep edilmesi nedeniyle taleple bağlı kalınmak suretiyle” asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı İBB vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı İBB vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı idarece bir yarar sağlanmadığı, ecrimisil hesabının hatalı yapıldığını, kötü niyetin söz konusu olmadığını, daha önceden harçların da ilgili karardaki harçtan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleştirilen davalar ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan
normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı İBB vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davalı İBB vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.