Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2583 E. 2025/771 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2583
- Karar No
- 2025/771
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/275 E., 2024/708 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yenişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/97 E., 2021/438 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; mirasbırakan ...'ın sözlü vasiyetnamesinin açılıp okunduğunu, mirasbırakan her ne kadar ağır bir rahatsızlık yaşıyor olsa da ölmeden iki gün evvel vasiyetnameyi yaptığının tanıklarca ifade edildiğini, bu durumda vasiyetnamesini el yazılı hâle getirecek ya da tutanak altına aldıracak kadar zamanının olduğunu, vasiyetname hazırlanırken murisin yanında aynı anda iki tanık da bulunmadığını ileri sürerek; hukuken var olmayan sözlü vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; tanıkların muristen bir çıkarlarının bulunmadığını, murisin başka türlü iradesini açıklamasının mümkün olmadığını, vasiyetnamenin ise murisin gerçek iradesini yansıttığını, iki tanığa da iradesini bildirip mirasını çocuk yetiştirme yurduna bırakma iradesini açıkça gösterdiğini, Mahkemenin gerçek iradeyi araştırması gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Vasiyetçinin; ölmeden 2 gün önce vasiyette bulunduğunun beyan edilmesi, vasiyetçinin 23.06.2017 tarihinde vefatından 6 gün sonra 29.06.2017 tarihinde sözlü vasiyetnamenin tutanak altına alınması talebiyle Bursa Nöbetçi Sulh Hukuk Hakimliğine başvurulduğu nazara alındığında, tanıkların murisin sözlü beyanlarını “vakit geçirmeksizin, derhal” yazılı hale getirtmek görevlerini aksattıkları, Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 27/07/2017 tarihli duruşmasında tanık ...'in "Ben yalnızdım başka tanık yoktu." şeklindeki beyanları, diğer tanık ... ...'le tutulan tutanak arasındaki çelişki dikkate alındığında sözlü vasiyetnamenin ayakta tutulması için objektif şartlar oluşmadığından vasiyetnamenin iptaline karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle davanın kabulüne, Bursa ili, Karacabey ilçesi, ... Mahallesi, No:8, Bsn:22'de nüfusa kayıtlı ... ve ...'den olma 27.10.1957 doğumlu, 14209812692 TC Kimlik No.lu müteveffa ...'a ait, Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1398 Esas sayılı dosyasının 27.07.2017 tarihli celsesinde ... ... ve tanık ...'in beyanları ile tutanağa geçirilen ve Yenişehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/188 Esas ve 2021/130 Karar sayılı dosyası ile açılıp okunduğu tespit edilen sözlü vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; tanıkların muristen bir çıkarları olmadığını, murisin başka türlü irade açıklamasının mümkün olmadığını, vasiyetnamenin murisin gerçek iradesini yansıttığını, iki tanığa mirasını çocuk yetiştirme yurduna bırakma iradesini bildirdiğini, Mahkemenin gerçek iradeyi araştırması gerektiğini, tanıkların tutanak altına aldırmak görevini aksatmadıklarını, şöyle ki 23.06.2017 ve 29.06.2017 tarihleri arasına bakılınca, murisin 23.06.2017 Cuma günü vefat ettiğini, 24.06.2017 Cumartesi günü bayram arefesi olup 25.06.2017, 26.06.2017, 27.06.2017 tarihlerinin bayram günleri olduğunu, tanıkların sadece 28.06.2017 Çarşamba günü gidemeyip 29.06.2017 Perşembe günü birlikte Mahkemeye başvurabildiklerini, bu durumun vakit geçirilmeksizin hareket edildiğini gösterdiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, ölüme bağlı tasarrufun iptalinin sınırlı hâllerde mümkün olduğunu, davacının isteklerinin zamanaşımına uğradığını ve ayrıca hak düşürücü süreye tâbi olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözlü vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.