Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2573 E. 2024/3851 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2573
- Karar No
- 2024/3851
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/131 E., 2024/216 K. KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen yap-satçının temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın tapu iptali ve tescil istemi yönünden reddine, tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ikinci defa yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ikinci bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacı arasında yapılan 01.06.2013 tarihli adi yazılı sözleşme ile 1398 ada 2 parsel sayılı taşınmazda inşa edilecek ... Park İstanbul isimli konut projesindeki I blok 72 No.lu 1+0 bağımsız bölümün davacıya devrinin taahhüt edildiğini, ancak inşaatın zamanında bitirilememesi nedeniyle sözleşmenin revize edilerek 05.08.2016 tarihli revize protokolünün imzalandığını, buna göre I blok 96 No.lu 55 m² yüzölçümlü bağımsız bölümün davacıya devrinin kararlaştırıldığını ve teslim süresi olarak 6 ay opsiyonlu olmakla birlikte 30.12.2016 tarihinin belirlendiği, ancak belirlenen sürede de inşaatın tamamlanmadığını, dava konusu taşınmaza ilişkin bedelin tamamen ödenmesine rağmen tapu devri yapılmaması nedeniyle öncelikle bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tescilini, mümkün olmaması halinde dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değerini, bağımsız bölümün sözleşmeye ve teknik şartnameye göre eksiksiz bitirilip teslim edilmemiş olmasından dolayı oluşan değer kaybının ve kira bedelinin tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından aynı konut projesinden başka bağımsız bölümlerin de satın alındığını, tüketici mahkemesinin görevli olmadığını, ilk yapılan gayrimenkul satışına ilişkin kök sözleşmeden sonra ön ödemeli konut satışına dair ek protokolün yönetmelik hükümleri doğrultusunda düzenlendiğini, kat irtifakı tapularının devrinde temerrüde düşülmediğini, imar ve proje değişiklikleri sonrasında brüt daire alanlarının satış vaadinde gösterilen alanlardan daha büyük olduğunu, yüzölçümü eksikliğinin söz konusu olmadığını, bağımsız bölümün davacı adına tescili için gereken sürenin mücbir sebep nedeniyle henüz tamamlanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 11.12.2018 tarihli kararı ile tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 09.05.2019 tarih ve 2019/312 Esas, 2019/863 Karar sayılı kararıyla; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/1791 Esas, 2021/173 Karar sayılı ilâmında; “yüklenicinin aynı zamanda arsa sahibi olduğu ve 'Yapsatçı' sıfatıyla hareket ettiği inşaatlardan bağımsız bölüm temlik alınmasında alacağın temliki hükümleri uygulanacağından, davacı ile davalı arasında yapılan taşınmaz satış sözleşmesinin geçerli olduğu, mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı araştırıldıktan sonra tapu devrinin mümkün olmaması halinde tazminat talebi yönünden değerlendirme yapılarak hüküm kurulmasının gerektiği” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin, 21.09.2021 tarihli ve 2021/250 Esas, 2021/503 Karar sayılı kararı ile davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, terditli talebinin kısmen kabulü ile toplam 170.500,00 TL tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 169.500,00 TL'nin ıslah tarihi olan 26.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, metrekare eksikliği sebebiyle tazminat ve kira alacağı taleplerinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. C. İkinci Bozma Kararı Dairemizin 20.10.2022 tarihli ve 2022/2328 Esas, 2022/6097 Karar sayılı ilamı ile “dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydının getirtilmesi, kat mülkiyeti/irtifakı kurulup kurulmadığının araştırılması ve dava konusu taşınmaz her ne kadar dava dilekçesinde I blok 96 nolu bağımsız bölüm olarak gösterilmişse de davacı tarafından sunulan 28.09.2018 havale tarihli dilekçede ve temyiz dilekçesinde F blok 126 nolu bağımsız bölüm olarak bildirildiğinden, mahkemece, taraflardan sorulmak suretiyle dava konusu taşınmazın netleştirilmesi, ardından tapu iptali ve tescil koşullarının oluşup oluşmadığı araştırıldıktan sonra tapu devrinin mümkün olmaması halinde tazminat talebi yönünden değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerektiği” gerekçesiyle hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 18.04.2024 tarihli kararı ile; davacı tarafından süresinde keşif masrafları yatırılmadığından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; usul ve yasaya aykırı şekilde keşif kararı verildiğini, dosyada daha önce aynı yere ilişkin keşif yapılarak bilirkişi raporlarının alındığını ve Mahkemece ek rapor aldırılarak Yargıtay bozma ilamının gereklerinin yerine getirilebileceğini, usule aykırı keşif kararı ile davacının mahkemeye erişim hakkının engellendiğini, davacının daha fazla maddi zarara girmemek için keşif ücretlerini yatırmak istemediğini, Mahkemece bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilip ek rapor alınmasının sağlanması gerektiğini, keşif kararının usul ekonomisine uygun olmadığını, dava konusu olayın ispatı için keşfin bu aşamda gerekli olmadığını ve keşif ücreti yatırmamalarının haklı sebebe dayandığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yap-satçının temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 111, 120, 190,297 ve 324 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bilindiği üzere; 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Keza 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "ispat yükü" başlıklı 6 ncı maddesine göre de Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 2. Davacı vekili; adi yazılı sözleşme ile 1398 ada 2 parsel sayılı taşınmazda inşa edilecek konut projesindeki I blok 72 numaralı bağımsız bölümün davacıya devrinin taahhüt edildiğini, ancak inşaatın zamanında bitirilememesi nedeniyle sözleşmenin revize edilerek 05.08.2016 tarihli revize protokolünün imzalandığını, buna göre I blok 96 numaralı bağımsız bölümün davacıya devrinin kararlaştırıldığını belirterek tapu iptal ve tescil, terditli olarak tazminat isteğinde bulunmuş; Mahkemece tazminat yönünden kurulan hüküm Dairemizce ilk bozma kararında tapu iptali ve tescilin şartlarının araştırılması gerektiği, ikinci bozma kararında ise, davacının dava dilekçesinde talep ettiği bağımsız bölüm ile temyiz dilekçesinde bahsettiği bağımsız bölüm ve blok bilgilerinin farklı olduğu, dava konusu taşınmazın taraflardan sorulmak suretiyle netleştirilmesi, ardından tapu iptali ve tescil koşullarının oluşup oluşmadığı araştırıldıktan sonra tapu devrinin mümkün olmaması halinde tazminat talebi yönünden değerlendirme yapılması gerektiği gerekçeleriyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Davacı vekili dava dilekçesinde I blok 96 numaralı bağımsız bölüm yönünden tapu iptal ve tescil talep etmesine rağmen ikinci bozmaya konu temyiz dilekçesi ile 28.09.2018 havale tarihli dilekçesinde ve ikinci bozma sonrası Mahkemeye ibraz ettiği dilekçesinde dava konusu taşınmazın F blok 126 numaralı bağımsız bölüm olduğunu ileri sürdüğünden, taşınmazın niteliği, halihazır konumu, sözleşme şartlarına uygunluğu ve değeri ile ilgili tespitte bulunulması ve hakim tarafından da gözlem yapılması için keşif deliline başvurulması zorunludur. 4. Mahkemece; 19.12.2023 tarihli duruşmada usulüne uygun şekilde kurulan ara karar ile; keşif ve bilirkişi ücretlerinin verilen kesin sürede yatırılması gerektiği, aksi halde delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı davacı vekiline ihtar edilmiş, ancak 6100 Sayılı Kanun'un 120 ve 324 üncü maddesine göre yatırılması gereken delil avansı giderleri yatırılmamıştır. Mahkemece, keşfe gidilememesi ve davanın ispat edilememesi gerekçeleri ile tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmesi doğrudur. Ancak davacı tapu iptali ve tescil isteğinin yanında terditli olarak tazminat isteğinde de bulunulduğu gözardı edilmemelidir. 5. Bilindiği üzere HMK’nın 297 nci maddesi gereğince hakim, taleplerden her biri hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmak zorundadır. 6. Öte yandan tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmelerin resmî şekilde yapılması zorunludur. Bu bir geçerlilik koşuludur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 706; BK m. 213; TBK m. 217; Noterlik Kanunu m. 60/3; Tapu Kanunu m. 26). Resmî biçimde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersiz olup, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. Bu durumda, sebepsiz zenginleşmenin (haksız iktisabın) temelinin hakkaniyet ilkesine dayandığını belirtmekte yarar vardır. TBK’nın 79 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Ancak maddenin ikinci fıkrasında zenginleşen, zenginleşmeyi iyi niyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. 7. Ancak, bazı durumlarda zenginleşmenin tamamının geri verilmesi durumunda dahi diğer tarafın zararı tamamen karşılanmayabilir. Özellikle para borçlarında aradan geçen uzun zaman nedeniyle paranın değer kaybetmesi nedeniyle bu gibi durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu hâlde sebepsiz zenginleşmenin temelinin “hakkaniyeti” sağlamak olduğu göz önüne alındığında paranın aynen iadesi ile adaletin tam olarak sağlanamayacağı açıktır. Bu durumda Yargıtay içtihatları ile yaygınlaşarak kullanım alanı bulan “denkleştirici adalet ilkesi” gündeme gelmektedir. 8. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hâle getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. 9. Somut olayda; Mahkemece ilk bozma kararı sonrası verilen 21.09.2021 tarihli kararda, denkleştirici adalet ilkelerine göre tazminat miktarı tespit edilerek 170.500,00 TL bedelin davacıya verilmesine karar verildiği ve bu husus davalı tarafından temyiz konusu edilmediğinden, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Hal böyle olunca; asıl talep olan tapu iptal ve tescil isteğinin reddedilmesi üzerine, taraflarca bedelin ödendiği uyuşmazlık konusu edilmediğinden davacı lehine 170.500,00 TL tazminata hükmedilmesi gerekirken terditli talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.