Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1679 E. 2024/2987 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1679
Karar No
2024/2987
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/227 E., 2023/485 K. DAVA TARİHİ : 22.06.2005 KARAR : Davanın redine Taraflar arasında tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili; dava konusu 1480 ada 9 sayılı parselde bulunan taşınmazı 14.12.1972 tarihinde harici satış sözleşmesiyle davalıların mirasbırakanı ...’dan satın aldıklarını, satın alındığı tarihten itibaren vekil edenleri tarafından aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla kullanıldığını, aradan 33 yılı aşkın bir süre geçtiğini, tapuda satış işleminin yapılamadığını, vekil edenlerinin mağdur olduğunu açıklayarak taşınmazın ½ payı bakımından davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili 14.09.2015 tarihli açıklama dilekçesiyle; taleplerinin kayıt maliki ... adına gözüken 1/3 hisseye yönelik olduğunu belirtmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; senetteki imzanın babasına ait olmadığını ve sözleşmenin usulüne uygun yapılmadığını, satışın resmi şekilde yapılmasını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ... ve ... vekilleri; taşınmazın 1992 yılında ölen mirasbırakanı Remziye’den kaldığını, davacıların 1978 yılına kadar bu taşınmazda kiracı olarak oturduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemesinin 18.09.2012 tarihli ve 2005/671 Esas, 2012/395 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.05.2014 tarihli ve 2013/9373 Esas, 2014/9420 Karar sayılı ilamıyla; “...yapılan incelemede mahkemece sadece gerekçesinde TMK’nın 713 üncü maddesindeki koşulların gerçekleşmediği açıklanmıştır. Anayasa’nın 141/3 üncü fıkrasına göre “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” HMK’nın 297 nci maddesinde bir kararda bulunması gereken hususlar tek tek ve bentler halinde gösterilmiştir. Açıklanan anayasa maddesiyle kanun maddesi gözetildiğinde yerel mahkemenin TMK’nın 713 üncü maddesi için gösterdiği gerekçe yetersizdir. Ret ya da kabul gerekçesini açık bir biçimde kararda yer alması gerekir. Bu husus tek başına bozma sebebidir. Kayıt maliki ve aynı zamanda davalıların dip miras bırakanı ...’nin veraset belgesi 16.02.1976 tarihli olup oldukça eski olduğundan hükme esas alınamaz. Dava dışı kalan mirasçılar olabilir. Bu durum aynı zamanda kayıt maliki ve mirasçı ... ...’ın veraset belgesi içinde geçerlidir. Bu nedenle özellikle dava konusu yapılan ... ile diğer kayıt maliki ... ve ...’ın bütün mirasçılarını gösterir ortak veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, veraset belgesi ibraz edildiğinde davanın dava dışı kalan tüm mirasçılarına yöneltilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması, satışa konu yapılan yerin krokide açık bir biçimde teknik bilirkişiye işaret ettirilmesi, satışa konu yapılan yerin sadece ...’ye ait 1/3 (97/291) pay mı yoksa Remziye ve ...’nin payları dava konusu edilmiş mi hususlarında TMK’nın 31 inci maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevci kapsamında davacılar vekilinden sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle tanıkların HMK'nın 243 ve 244 üncü maddesi gereğince davetiyeyle çağrılıp keşif yerinde dinlenmesi, zilyetliğin başlangıç ve bitiş süresinin saptanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır...” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1. Harici satış senedinin imza incelemesi yönünden Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, 2. Yapılan incelemede (14.02.1972 tarihli) senetteki imzanın ...’ın eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde bir tespite gidilemediği, 3. Sözleşme altındaki imzanın...’a ait olup olmadığının tespit edilememesi ve bir kısım davalıların, davacıların dava konusu taşınmazda kiracı sıfatıyla oturduğu iddiası karşısında davanın sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, 2. Murisin dava konusu yeri davalıların murisi Hamit’ten 14.12.1972 tarihinde harici satış sözleşmesi ile satın aldığını, 3. Vekil edenleri lehine TMK’nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartların oluştuğunu, 4. ...’ın davada taraf sıfatı kalmadığını, 5. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusuna işlem tesis edilmediğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, harici satış ve TMK’nun 713 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1679, K. 2024/2987, T. 28.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-1679-e-2024-2987-k-d0a73f2c8512