Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1675 E. 2024/4359 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1675
Karar No
2024/4359
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/21 E., 2023/415 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd. DAVALILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 03.07.2012 KARAR : Davanın reddi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile karşı taraftan davalıar vekili Av.... davalı ... vekili Av. ... ve Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/942 Esas sayılı dosyasında bulunan 10.10.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 8326 ada 3 parselin tapuda ölü ... adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin taşınmazın tamamına 1970 yılından bu yana davasız ve aralıksız malik sıfatı ile zilyet olduğunu belirterek ölü ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tapu kaydının iptali ile müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş olup yargılama sırasında davacı ...’ın 03.05.2015 tarihli ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.11.2013 tarihli ve 2012/188 Esas, 2013/504 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın malikinin ve mirasçılarının belirli olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesince iptal kararı verildiğini, davacı tarafından ... Belediye Başkanlığı'na sunulan dilekçe ile 8326 ada 3 parselde kayıtlı binanın maliki olmadığına ilişkin beyanını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarihli ve 2016/9895 Esas, 2019/4356 Karar sayılı ilamında belirtilen; “...dava konusu taşınmazın kayıt malikinin (malike aidiyetinde hiçbir duraksama bulunmaksızın, miras bırakanın tüm bilgilerinin kayıt malikiyle örtüşmesi kaydıyla) mirasçısı bulunması durumunda tüm mirasçıların eksiksiz olarak davaya katılımının sağlanması; dosya arasında bulunan İzmir I. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1399 Esas veya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/545 Esas sayılı mirasçılık belgesinde mirasbırakan olarak adı geçen “Dimitrios kızı Eleni” ile tapu kaydında belirtilen: “...:...nin aynı kişi olduğunun tespitine ilişkin dava açması için birleştirilen dava davacısına; tapu malikinin mirasçı bırakmadan öldüğü ileri sürüldüğüne göre TMK'nın 501. maddesi gereğince Hazine hasım gösterilerek tapu malikinin mirasçı belgesini alıp dosyaya sunmak için asıl dava davacısına süre ve imkan verilmesi, tüm bu eksiklikler tamamlandıktan sonra esas hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir... ” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 22.10.2020 tarihli ve 2019/408 Esas, 2020/406 Karar sayılı kararı ile özetle; davacılar lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. C. Onama Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 07.06.2022 tarihli ve 2022/3028 Esas, 2022/4108 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. D. KARAR DÜZELTME KARARI 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili karar düzeltme kanun yoluna başvurmuştur. 2. Dairenin 28.11.2022 tarihli ve 2022/5713 Esas, 2022/7221 Karar sayılı ilamında belirtilen; “.... dava konusu taşınmaz, 19.01.1948 tarihinde yapılan kadastro tespiti nedeniyle ... adına tapuya kayıtlı olup; tapu maliki 07.08.1972 tarihinde ölmüştür. Davacı ...'ın ... Belediye Başkanlığı Gelirler ve Emlak Vergi Dairesi Müdürlüğüne verdiği 02.01.2001 tarihli dilekçesinde, ‘İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi'nde bulunan 8326 ada 3 parselde kayıtlı binanın maliki olmadığı halde sehven adıma beyan tanzim edilmiş ve tahakkuk edilmiştir. İptali için gerekli işlemlerin tarafınızca yapılmasını bilgilerinize arz ederim.” ifadelerinin yer aldığı; dolayısıyla davacının malik sıfatı ile zilyetlik iradesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmektedir..." gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairenin 07.06.2022 tarihli onama ilamının kaldırılmasına, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmak suretiyle, davacıların malik sıfatı ile zilliyetlik koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Müteveffa ... ile mirasçılarının 1972 senesinden beri dava konusu taşınmazı ikametgah ve kanuni tabiri ile aile konutu olarak kullandığını, 2. Vekil edenlerinin halen taşınmazı bu şekilde tasarruf ettiğini, 3. Zilyetliğin hiçbir şekilde bırakılmadığını, 4. Davalı şirketin davalıdır şerhine rağmen taşınmazı satın aldığını, 5. Davacılar hakkında el atmanın önlenmesi davası açıldığını ve ilgili davada müvekkillerinin zilyetliğinin kabul edildiğini, 5. Davalı şirketin şikayeti üzerine davacılar hakkında ceza davası açıldığını ve açılan davada mevcut davanın bekletici mesele yapıldığını, 6. Davacılar aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ve itiraz üzerine İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davanın reddedildiğini, 7. Kayden malik olmayan müteveffa davacının belediyeye verdiği dilekçe ile zilyetliği kaybetmediğini ve bu yönde yapılan kabulün usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, 8. Zilyetliğin tespiti taleplerinin dikkate alınmadığını, 9. 1972 ile 1993 yılları arasında Türk Medeni Kanun'un aradığı anlamda 20 yıl nizasız ve fasılasız zilyet olma olgusunun gerçekleştiğini, 10. Emlak Vergi Dairesi tarafından müteveffa davacı çağrılarak “...malik olmayan yere kayıt açtırmışsın...” denilerek dilekçenin alındığını, 11. Zilyetliğin terk edilmediği gibi dilekçenin verildiği tarihte mülkiyetin kazanılması için geren 20 yıllık sürenin dolduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TMK’nın 713 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 28.000,00 TL’nin davacılardan alınarak davalı Hane Aydınoğulları İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş’ye verilmesine, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1675, K. 2024/4359, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-1675-e-2024-4359-k-7506a5e1c0ac