Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1040 E. 2024/5902 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1040
Karar No
2024/5902
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/322 E., 2023/2408 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 27.10.2015 KARAR : Esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/386 E., 2022/573 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tenkis, ıslahla muhdesatın aidiyeti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle...Mahallesi, 87 ada 23 parselde bulunan eski bir taşınmazın ailenin ortak katkılar ile satın alındığını ve taşınmazın muris babaları adına tescilini gerçekleştirildiğini, bir müddet sonra bu taşınmazdaki yapının yıkılarak yerine mevcut olan binanın yapılmasına karar verildiğini, müvekkili tarafından taşınmazın yarısına malik olma amacı ile 1990-1991 yılında müteahhit ile 121.000,00 DM (Alman Markı) karşılığında anlaştıklarını, muris babasının dar gelirli ve emekli olması nedeni ile bu paranın kısımlar halinde Alman bankalarından kredi çekmek sureti ile babasına ve dolayısıyla müteahhite ödendiğini, muris tarafından düzenlenen vasiyetnamede dava konusu taşınmazların tüm mirasçılara eşit bir şekilde bırakıldığını, bu tasarruf ile müvekkilinin payının ihlal edildiğini ileri sürerek, üç adet bağımsız bölüm ve bir dükkandan oluşan taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 hissesinin müvekkilii adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde murisin düzenlediği vasiyetname nedeniyle müvekkilinin saklı payı zedelediğinden tenkise karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili 20.12.2021 tarihli dilekçe ile davanın muhdesatın aidiyeti davası olarak ıslah edildiğini belirterek, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın müvekkili tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde anlattığı olayları kabul etmediğini, taşınmaz üzerindeki binada kendisinin de katksının olduğunu, yapının asıl olarak babasının emeği ile yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; öncelikle davacının alacak hakkının zamanaşımına uğradığını, taşınmaz üzerindeki yapının tüm ailenin katkısı ile meydana getirildiğini, davacının inanç iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, davacının ayrıca saklı payının ihlal edildiğini iddia edilerek tenkis talebinde bulunduğunu, muris tarafından düzenlenen vasiyetname incelendiğinde davacının saklı payının ihlal edilmediğinin anlaşılacağını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve 2015/386 Esas, 2022/573 Karar sayılı kararı ile "...davacının muhdesatın aidiyeti tespiti davası açmakta güncel hukuki yararı bulunmadığı..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş; Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli ve 2023/322 Esas, 2023/2408 Karar sayılı kararı ile tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davalılardan ...'in inançlı işlem yönünden yemin eda ettiğini ve beyanında taşınmazın müvekkilin katkısı ile yapıldığını belirttiğini, b. Dava açılmasında haklı hukuki yararın bulunduğunu, taşınmazda kentsel dönüşümün yapılması halinde müvekkil haklarına halel geleceğini ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1040, K. 2024/5902, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-1040-e-2024-5902-k-4be087fa6e7b