Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5649 E. 2024/4420 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5649
- Karar No
- 2024/4420
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1291 E., 2023/1668 K. DAVA TARİHİ : 28.07.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/123 E., 2023/163 K.
Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının inşaat ve emlak sektöründe ...olarak bilinen esnaf olduğunu, tarafların Konya ili,...ilçesi,... Mah., 28418 ada 5 parsel, 15 No.lu bağımsız bölümü 360.000,00 TL bedel karşılığında davacıya satışı konusunda 29.03.2018 tarihli adi yazılı sözleşme ile anlaştıklarını, davalıya 15.07.2018 ve 15.09.2018 vade tarihli 180.000,00'er TL çekler ile ödeme yapıldığını, bu nedenle dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu talebin kabulünün mümkün olmaması halinde 360.000,00 TL'nin 29.03.2018 tarihinden dava tarihine kadar olan alım gücünün denkleştirici adalet kuralları gereğince belirlenerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında sözleşme ve sözleşmeye dayalı kambiyo ilişkisi bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepler için 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın görev ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, haricen yapılan satış sözleşmelerinin hukuken geçersiz olması nedeniyle tapu iptal ve tescil kararı verilmesinin mümkün olmadığı, davacı ve davalı arasında düzenlendiği iddia edilen emlak satış sözleşmesinin aslının dosyaya ibraz edilmediği, sözleşmeyi düzenlediği iddia edilen emlak komisyoncusu... Gayrimenkule sözleşmenin aslının gönderilmesi için müzekkere yazıldığı, cevabında sözleşmenin kayıtlarında bulunmadığının bildirildiği, davacı tarafından sunulan fotokopi şeklindeki satış sözleşmesine istinaden hüküm kurulamayacağı gibi bu sözleşmenin geçerli olup olmadığının da anlaşılamadığı, davacı vekilinin 06.06.2023 tarihli celsede davalıya yemin teklif etmeyeceklerine dair beyanda bulunduğu dikkate alındığında, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyaya sunulan yazılı gayrımenkul sözleşmesinin fotokopisinin kabul anlamına gelmemek kaydı ile belge sayılmaması halinde en kötü ihtimalle yazılı delil başlangıcı olarak dikkate alınması gerektiğini, dinlenen tanık beyanları ve bankadan gelen yazı cevapları ile davalarını ispat ettiklerini, müvekkilinin haricen satın aldığı dairenin parasını ödemesine rağmen davalı tarafından satıma konu dairenin tapusunun devredilmediğini, sözleşme fotokopisi üzerinde imza incelemesi yapılmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan resim ve görseller kapsamında tarafların tanıştıklarının sabit olduğunu, davalı asılın gerçeği söylemediğini, isticvap beyanının lehlerine değerlendirmesi gerektiğini, dosya kapsamında ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, haricen yapılan satış sözleşmesinin hukuken geçersiz olması nedeniyle somut olayda tapu iptal ve tescil kararı verilmeyeceği, fotokopi sözleşmede atıf yapılan çeklerin lehtarı davacının, çekleri dava dışı ......'e ciro ettiği, ......'in ise...İnşaat Malzemeleri Limited Şirketin'e ciro ettiği, davalının...İnşaat Malzemeleri Limited Şirketi'nin ortaklarından olmadığı, davalının cirantalar arasında bulunmadığı, bu nedenle söz konusu çeklerin taraflar arasındaki ilişkinin ispatı açısından yazılı delil başlangıcı niteliğinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülerek davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haricen satış nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere, tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmelerin resmi şekilde yapılması geçerlilik koşuludur. (743 S.K'nun 634. ; 4721 S.Türk Medeni Kanunu m. 706; Borçlar K. m. 213; Tapu Kanunu m. 26; 1512 Sayılı Noterlik Kanunu m. 60, 89) Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak Kanunun öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davası kural olarak kabul edilemez. Yasa hükümlerinin öngördüğü biçimde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersizdir. Burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlilik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenledir ki, gerek mahkemece gerekse Yargıtayca doğrudan göz önünde tutulur. (Yargıtay H.G.K.'nun 05.12.2001 gün ve 2001/13-1021 Esas, 2001/1101 Karar; H.G.K.'nun 16.04.2008 gün ve 2008/8-324 Esas, 2008/328 Karar; H.G.K.'nun 27.05.2009 gün ve 2009/1-181 Esas, 2009/220 Karar; H.G.K.'nun 16.06.2010 gün ve 2010/14-290 Esas, 2010/328 Karar) Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmeler resmi biçimde yapılmadıkça geçersizdir. (TMK m.706, BK m.213, Tapu Kanunu m. 26 ve Noterlik Kanunu m.60, 89) Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak elde edilen kazanımlar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir. Ancak bu durumda, taraflar arasında geçersiz de olsa bir sözleşme olduğundan dava, sözleşme zamanaşımı süresine tabidir. TBK’nın 146. maddesinde (818 sayılı BK m.125) sözleşmeye dayanan alacakların, başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
2. Yine 10.07.1940 tarih ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, harici satışın hüküm ifade etmemesi halinde taraflar, satışın kanıtlanması durumunda verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca isteyebilirler. Taşınmazın güncel karşılığı talep edilemez (07.06.1939 tarih ve 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin malvarlığından diğerinin malvarlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır ve bu ilke; haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından istifade ederek kendi malvarlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirme yükümlülüğü altında bulunduğunu ifade eder.
3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.