Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5648 E. 2024/4765 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5648
Karar No
2024/4765
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/142 E., 2023/1102 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının kemik unu ve rende tesisi kurduğunu, söz konusu tesisin her türlü hayvan dokularından ve artıklarından yem ürettiğini, bu üretim esnasında çevreye dayanılamaz ve katlanılamaz derecede kokunun yayıldığını, bu durumdan çevre köyler ile tarım arazilerinin etkilendiğini, müvekkilinin de hayatının bu koku sebebiyle etkilendiğini, evinin her yerine sindiğini ve söz konusu kokunun insan sağlığına etkisinin olduğunu ileri sürerek davalının çevreye zarar veren eylemlerinin tespiti ile önlenmesini ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tesisin müvekkili tarafından usulüne uygun olarak kurulduğunu, buna yönelik çevre izin ve lisans belgelerinin ilgili birimlerden alınmış olduğunu, davacının nerede ikamet ettiğini belirtmediğini bu nedenle davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesinin gerektiğini ve davacının manevi zararının ne olduğunun anlaşılamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bahçe Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2018/108 Esas, 2020/197 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25.10.2023 tarihli ve 2022/142 Esas, 2023/1102 Karar sayılı kararında belirtilen "...somut uyuşmazlıkta davalının haksız eylemi nedeniyle davacının doğrudan vücut bütünlüğünün ya da kişilik haklarının zarar gördüğünün kanıtlanamadığı, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda davacının istinafında belirtilen hususların yersiz olduğu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; - Söz konusu işletmeden çevreye dayanılmaz bir kokunun yayıldığını, - Verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, - Hükme elverişli olmayan bilirkişi raporunun esas alındığını, - Koku sebebiyle hasta olan kişilerin günden güne arttığını, - Tesis ile müvekkilinin evi arasında 1850 metre mesafenin bulunmadığını, - Raporda mesafe ölçümünün neye dayalı olarak yapıldığının anlaşılamadığını, - Davalı tarafından ek önlemlerin almasının gerektiğini, - Keşifte koku emisyonuna dair bir ölçümün yapılmadığını, - Bilirkişi raporlarıyla kokunun varlığının ortada olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir. 1.Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683 üncü maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir" hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanunun 737 nci maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur. 2.Somut olayda; Mahkemece, davacıya ait taşınmazın ada-parsel numarası ile konumunun tespit edilmediği, bu doğrultuda davacı taşınmazı ile dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarının getirtilmediği ayrıca Mahkemece icra edilen keşfin usulüne uygun olarak gerçekleştirilmediği, zira davalı taşınmazından davacının iddia ettiği kokunun gelip gelmediği hususunda koku emisyonuna dair ölçümün yapılmadığı ve davacı taşınmazı ile davalı taşınmazının bilirkişi raporuna ekli olan krokide işaretlenmediği görülmüştür. Yine dosya içerisinde bulunan gıda mühendisinin hazırladığı 09.12.2019 tarihli rapor ile çevre mühendisinin hazırladığı 23.12.2019 tarihli rapor arasında çelişki bulunduğundan, bu çelişkiyi giderir şekilde yeni bilirkişi raporu temin edilmemiştir. O halde, Mahkemece yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılması gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5648, K. 2024/4765, T. 23.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5648-e-2024-4765-k-a74aae6ba7bf