Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5476 E. 2023/6543 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil Veya Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5476
Karar No
2023/6543
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil Veya Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/207 E., 2023/256 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil veya tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 18.03.1987 tarihli 2816 numaralı ortaklık sözleşmesi ile davalı şirkete ait Aydın ili, ... ilçesi, 1332 parsel sayılı 3.158.000 metrekare yüzölçümlü taşınmazda 11 hisseye karşılık 5.500 metrekare yerin davacıya satışının yapıldığını, sözleşme uyarınca arazinin mülkiyetinin davacıda olmak üzere davalının arazide ağaçlandırma, tesis yapma, işletme, imar, ifraz, turistik tesisler yapma, özel parselasyon ve araziyi kıymetlendirici her türlü teşebbüs ile çalışmayı yapma hakkını davalıya tanındığını, şirketin taahhüdünün ise davacıya mülkiyeti geçirmek, kuracağı işletmede hak vermek ve yıl sonunda arazi işletmesi karşılığı olarak ürün dağıtımından hissesi oranında yararlandırmak olduğunu, ortaklık sözleşmesi uyarınca 22.07.1986 tarihinde 50.000,00 TL peşin ödeme yapıldığını, ayrıca senetler düzenlendiğini, taşınmaz bedelinin ödenmesine rağmen davalı tarafın davacı tarafa pay devrini yapmadığını, ürün dağıtımından yararlandırma ve devre tatil taahhütlerini de yerine getirmediğini, 1332 parsel sayılı taşınmazdan imar uygulaması ile pek çok yeni parselin oluştuğunu belirterek; 602 ada 1 parsel ve 618 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda davalı şirket adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, 2 nci kademede davacı tarafından yapılan tüm ödemelerin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi sonrası yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili olan şirketin 2905 ortağından biri olduğunu, davacının ödediği para karşılığında davacıya hisse senedi verildiğini, şirket defterinde nama yazılı hisse kaydı olduğunu, davacının zararının söz konusu olmadığını, şirketin ana sözleşmesinde paylı tapu verileceğine dair herhangi bir amacın bulunmadığını, ekonomik koşullar nedeniyle davalı şirketin ortaklarına kar dağıtılamadığını, devre tatil hizmetinin davalı şirketin bir hizmeti olduğunu, konaklama imkanının sağlandığını, ancak davacı tarafın herhangi bir talepte bulunmadığını, taraflar arasında resmi yazılı bir sözleşme bulunmadığından davacının dava konusu taşınmazların devrini talep etme ... bulunmadığını, davacının dosyaya ibraz ettiği ödeme belgeleri incelendiğinde davacının dava dışı ... ve ... A.Ş'ye ödemeler yaptığının görüldüğünü, ... 'nun 14.09.1987 tarihinden sonra davalı şirketin yönetim kurulunda bulunmadığını, ödeme belgelerinden davacının 14.09.1987 tarihinden sonra da ... Yakupçebioğlu'na bir kısım ödemeler yaptığının görüldüğünü, davacının husumeti ödeme yaptığı kişilere yöneltmesi gerektiğini, davalı şirket kayıtlarında davacının ödemesine rastlanmadığını, 1332 parsel sayılı taşınmazın 09.12.1996 tarihli imar düzenlemesi ile çeşitli büyüklükte ada ve parsellere ayrıldığını, bu taşınmazlardan büyük bir bölümünün davalı şirkete ödemelerini düzenli olarak gerçekleştiren pay sahibi hissedarlara devredildiğini, davalı şirketin uhdesinde 124 adet parselin kaldığını, tazminat talepleri yönünden davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.03.2021 tarihli ve 2020/284 Esas, 2021/202 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 02.02.2022 tarihli ve 2022/271 Esas, 2022/724 Karar sayılı kararıyla Mahkemece tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı davacının tazminat istemi yönünden araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya dayanak sözleşmenin taşınmaz mülkiyetini devir kabiliyeti olmaması nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, tazminat istemi yönünden ise davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ferağ umudunun yitirilmemesi nedeniyle tazminat isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmeye geçerlilik tanınmamasının telafisi imkansız zararlara neden olduğunu, tapu iptali ve tescil istemi reddedilerek kötü niyetin korunduğunu, davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılmasına rağmen ticari hükümlerin uygulanmadığını, gerekçeden hangi hükümlerin uygulandığının anlaşılamadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, harici sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ıncı ve devamı maddeleri ile 237 inci maddesi, 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı maddesi, 4. 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bilindiği üzere; zamanaşımı, kanunda belirtilmiş olan süresi içinde talep ve dava edilmemiş olan alacakların özüne dokunmamakla beraber “dava edilebilme vasfını kaybetmesi” sonucunu doğuran bir süre geçimidir. Hak düşürücü süreden farklı olarak, zamanaşımında borç sona ermemekte ve fakat dava edilebilme olanağı kalmamaktadır. Diğer taraftan, hak düşürücü sürenin varlığını hakimin kendiliğinden (re’sen) gözetmesi gerekirken, zamanaşımının varlığı def’i olarak ileri sürülürse dikkate alınabilir. Dolayısıyla, zamanaşımı borçluya sadece bir def’i ... verir. Buna da zamanaşımı def’i denilmektedir. 2. Mahkemece, tazminata yönelik davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de burada önemli olan zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin tespitidir. Gerçekten, 6098 sayılı Kanun'un 149 uncu (BK m.128) maddesi uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. Bu süre, mahkemece kabul edildiğinin aksine sözleşmenin yapıldığı tarih değil, alacağın muaccel hale geldiği tarihtir. Dairemizin uygulamasına göre de şahsi hak sahibi davacı, karşı tarafın ferağ talebinin reddini bildirmediği, başka bir deyişle iradi ferağ umudunu taşıdığı sürece zamanaşımı başlamaz. 3. Somut olayda; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında da belirtildiği üzere, dava konusu taşınmazın davacı adına tescili için usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir sözleşme veya resmi şekilde yapılmış bir satış işlemi söz konusu olmadığından davacının tescil talebinin reddi yerindedir. Ancak zamanaşımı davacının ferağ umudunu yitirdiği tarihten işlemeye başlayacağından, bu tarihin tescil talebinin reddine ilişkin karar tarihi olduğu, dolayısıyla zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gözetilerek, davacının terditli tazminat istemi bakımından, davacının iddiaları davalının savunmaları doğrultusunda incelenerek işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5476, K. 2023/6543, T. 26.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5476-e-2023-6543-k-1241d4741fb3