Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5441 E. 2024/4469 K.
Konu: Ecrimisil İhbarnamesinin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5441
- Karar No
- 2024/4469
- Karar Tarihi
- Konu
- Ecrimisil İhbarnamesinin İptali
MAHKEMESİ :...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2394 E., 2023/1672 K. DAVA TARİHİ : 07.09.2022 KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ:...31. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/735 E., 2023/231 K. Taraflar arasındaki ecrimisil ihbarnamesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın yargı yolu caiz olmadığından bahisle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin miktar itibarıyla istinaf sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili;...ili, ... ilçesi,... Mahallesi 609 ada 24 parsel sayılı taşınmaz için davalı...Defterdarlığı tarafından düzenlenen ecrimisil ihbarnamesi ile 01.11.2017-30.06.2022 tarihli arası için toplam 4.418,00 TL ecrimisilin davacı belediyeden tahsili talebinde bulunduklarını, oysaki ecrimisil talep edilen yerin semt sakinleri tarafından fiili olarak açılıp kullanılan yol olduğunu, belediyenin ise asfaltlamak suretiyle yolu ihya ettiğini, bu eylemi nedeniyle belediyenin şagil olarak değerlendirilemeyeceğini, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 84, 85 ve 86. maddelerinde belirtilen hükümlere uyulmaksızın tahakkuk ettirilen ecrimisilin hangi tarihteki komisyon kararı ile yapıldığının dahi belli olmadığını belirterek; bila tarihli E-94579154-641.03.01.10-1278849 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin öncelikle yürütülmesinin durdurulmasını, akabinde iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Sulh Hukuk Mahkemesi kararıyla dava konusu 609 ada 24 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın 3192/5760 hissesine...Defterdarının "kayyım" tayin edildiğini, taşınmazın 11,27 m²'sinin 2014 yılından itibaren ... Belediye Başkanlığınca merdivenli yol alanı olarak kullanıldığının tespit edilmesi üzerine ilgili komisyon kararı ile kayyım atanan hisseye düşen 6,24 m² için ... aleyhine 01.11.2017-30.06.2022 dönemi için toplam 4.418,00 TL işgal tazminatı taktir edilip kararın onaylandığını, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde idarelerine müracaatla ödenmediği taktirde yasal yollardan ecrimisil tahsilatının gerçekleştirileceğinin davacıya bildirildiğini, ancak bu zamana kadar ödeme yapılmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde dava şartlarının düzenlenip yargı yolunun caiz olmasının dava şartları arasında sayıldığı, HMK'nın 115. maddesinde ise mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verileceği, noksanlığın giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verileceği, süresi içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddedileceğinin düzenlendiği; davalı tarafından düzenlenen ecrimisil ihbarnamesinin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemleri değerlendirildiğinde, iptali talep edilen işlem idari bir işlem olup bu işlemlerin iptali taleplerinin idari yargıda ileri sürülebileceği gerekçesiyle; yargı yolunun caiz olmaması ve dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde; "-Öncelikle, kayyım sıfatı ile hareket eden...Defterdarlığının, tesis ettiği işlemlerin idari nitelikte olup olmadığı belirlenmelidir. -Mal memurunun söz konusu işleminin 3561 sayılı Kanun ve 27230 Sayılı Yönetmelik’te yapılan atıflar gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olduğu ve bu niteliği gereğince sorunun Kanundaki "Vesayet Hukuku" hükümleri çerçevesinde adli yargı yerince çözüme kavuşturulması gereklidir. -Bu durumda, tahakkuk eden işgal tazminatı ihbarnamesinin iptaliyle ilgili davanın idari yargının görev alanına girmeyip, adli yargının görev alanına girdiği açıktır. -Usulden ret kararı kaldırılarak davanın kabulü ile ecrimisil ihbarnamesinin iptaline karar verilmelidir. -Davacı idarenin, söz konusu yerde davacının kullanmasını engelleme gibi bir faaliyeti söz konusu değildir. Ecrimisil isteme şartları oluşmamıştır. İzinsiz kullanmak, zarara sebebiyet vermek, ya da gelirden yoksun bırakmak şartlarının oluşması gerekir. Müvekkilin, dava konusu taşınmazda menfaat sağladığı herhangi bir tasarrufu bulunmamaktadır. Yol, o yerdeki tüm vatandaşlarca kullanılmaktadır. Ecrimisil istenilen yerler hisselidir, kimin hissesi nerede belli değildir. İdaremizden ecrimisil istemesi haksız ve hukuka aykırıdır. - Davaya konu taşınmaz üzerinde yıllar önce yapılmış konutlara, İSKİ tarafından içme suyu bağlanmıştır, TEDAŞ tarafından elektrik verilmiş, PTT tarafından telefon, İGDAŞ tarafından doğalgaz bağlanmıştır, davanın diğer kurumlara da ihbar edilmesi gerekirken, bu yapılmamıştır. - Davalının, kamunun yararlandığı bu alanı kazanç yolu olarak görmesi, kötüniyet göstergesidir. - Davaya konu olayda, davalıya bir zarar verilmemiş, ayrıca idaremizin elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği bir yarardan da söz edilemez. - Hükmedilen tazminat miktarı çok yüksek olup faize ilişkin de itirazımız vardır." sebeplerini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... İlk Derece Mahkemesince 09.05.2023 tarihinde karar verilmiş olup, hüküm tarihi itibarıyla miktar veya değeri 17.830,00 TL'yi geçmeyen kararların kesin olduğu, bu durumda 4.418,00 TL ecrimisil talebine ilişkin karar davacı yönünden kesin olduğundan, ayrıca aslı istinaf edilemeyen hükmün fer'ileri (ekleri) de istinaf edilemeyeceğinden vekalet ücretine ilişkin hükmün de kesin olduğu gerekçesiyle; 6100 sayılı HMK'nın 352/(1).b maddesi gereğince, miktar itibarıyla kesin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesi şöyledir: “(1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yukarıda sayılan dava şartlarının hangi sıraya göre inceleneceği hususu ile ilgili olarak; bir dava şartının yokluğu diğerlerinin incelenmesini gereksiz kılıyor ise, önce o dava şartı incelenmeli, daha sonra sırasıyla diğerlerinin incelenmesine geçilmelidir. Bu çerçevede; önce mahkemeye ilişkin dava şartları, daha sonra taraflara ilişkin dava şartları, eğer bu şartlar da tamam ise, son olarak dava konusuna ilişkin dava şartlarının incelenmesine geçilebilecektir. Dava şartları; mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere üçe ayrılarak incelenebilir. Buna göre; Mahkemeye ilişkin dava şartları: “yargı ..., yargı yolu, görev, kamu düzenine ilişkin yetki halleri”; Taraflara ilişkin dava şartları: “davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi”; Dava konusuna ilişkin dava şartları ise: “kesin hüküm bulunmaması ve hukuki yarar (menfaat) bulunması” olarak sıralanmaktadır. Bu açıklamalardan sonra; yapılacak ön incelemede mahkemeye ilişkin dava şartlarından olan "Yargı yolunun caiz olması" şartı sağlandıktan sonra, caiz olan o yargı yolunda (adli yargı / idari yargı) uygulanması gerekli usul hükümlerinin (Hukuk Muhakemeleri Kanunu / İdari Yargılama Usulü Kanunu) düzenlendiği Kanunda yer alan "Kanun Yolları" ana başlığı altındaki "İstinaf" ve "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" yan başlığı devamında "miktar yönünden istinaf kesinlik sınırını düzenleyen hükümlerin" uygulanmasına geçilebilecektir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince yargı yolunun caiz olmadığı (görevsizlik) gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi sonrasında, hükmün davacı tarafça istinafa taşınması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dava değerine bakılmaksızın münhasıran yargı yolu ile ilgili istinaf incelemesi yapılması gerekirken, yargı yolunun caiz olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılıp bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin, doğrudan adli yargı yoluna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesindeki "miktar yönünden istinaf kesinlik sınırını düzenleyen" hükümlerin uygulanarak, uyuşmazlık değeri üzerinden yazılı şekilde, "miktar itibariyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine" karar verilmiş olması kamu düzenini ilgilendiren usul hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILARAK, yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Davacı; davalı tarafından düzenlenen, 609 ada 24 parsel sayılı taşınmaz hakkında 01.11.2017-30.06.2022 tarihleri arası için toplam 4.418,00 TL ecrimisil talebini içerir ecrimisil ihbarnamesinin öncelikle yürütmesinin durdurulması, sonrasında iptali isteğiyle eldeki davayı açmıştır. İlk Derece Mahkemesince, “yargı yolunun caiz olmaması yönünden dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın reddine” karar verilmiştir. Davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince “İlk Derece Mahkemesi kararı miktar itibarıyla kesin olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 352/(1).b maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine” karar verilmiş olup bu kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, usul kuralları açık hükümler içerir ve yorum yoluyla genişletilemezler. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesinin ilk fıkrasında istinaf yoluna başvurulabilen kararlar belirtildikten sonra, ikinci fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu vurgulanarak, nihai kararlara karşı açık olan istinaf kanun yolu, miktar itibarıyla istisna getirilerek kapatılmıştır. Ayrıca, anılan miktarın her takvim yılı için tespit edilen yeniden değerlendirme oranında arttırılacağı öngörülmüştür. Somut olayda; davanın malvarlığına ilişkin olduğu ve dava değerinin İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle istinaf kanun yolu miktar itibarıyla kesinlik sınırı olan 17.852,00 Türk Lirasının altında kaldığı açıktır. Diğer taraftan; dava şartları kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece her aşamada kendiliğinden gözetilmelidir. Ne var ki, dava şartlarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenebilmesi için ortada istinaf kanun yoluna başvurulabilen bir karar olması gerekir. Farklı bir ifade ile, istinaf kanun yolu incelemesinin yapılabileceği -istinaf kanun yolunun açık olduğu- durumda, dava şartlarının re’sen dikkate alınması gerektiği açıktır. Usul Kanunumuzda, kamu düzenine ilişkin dava şartları bakımından değere bakılmaksızın inceleme yapılabileceği düzenlenmemiştir. Yani, bu husus, kanun yolu bakımından miktar itibariyle kesinliğin istisnası olarak hükme bağlanmamıştır. Hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.