Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4795 E. 2023/5893 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4795
- Karar No
- 2023/5893
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/73 E., 2021/81 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACILAR : ... vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVALILAR : ... vekilleri Avukat ... vd., ... vekilleri Avukat ... vd., ... vd. DAVA TARİHİ : KARAR : Asıl ve birleştirilen davaların reddine Taraflar arasında asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil olmazsa TMK'nın 713 üncü maddesine dayalı tapu iptal ve tescil, birleştirilen davada muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; ... ili, Türkeli ilçesi, Helaldı Köyü, 152 ada, 195 parsel sayılı taşınmazın halen davalı ... adına kayıtlı olduğunu; evvelinde Türkeli Noterliğinin 09.04.1997 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle vaat borçlusu dava dışı ...’in eski 443 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını davacıya satmayı vaat ettiğini, taşınmaz ... adına tapuda kayıtlı iken kadastro yenileme işlemi sonucunda 152 ada 91 parsel numarasını aldığını, 14.08.2000 tarihinde satış suretiyle satış vaadi borçlusunun kızı dava dışı ...’a taşınmazın devredildiğini, 25.04.2011 tarihinde ifraz ile 152 ada 195 parsel numarası ... taşınmazın 378,44 m2 arsa vasfıyla tapuya tescil edildiğini ve 27.04.2011 tarihinde de davalı ...'e devredildiğini, gerek satış vaadi borçlusu ... ile kızı ... arasındaki gerekse ... ile davalı ... arasındaki tapu devirlerinin satış vaadi sözleşmesi bilinerek yapıldığını, adı geçenlerin satış vaadi sözleşmesini ... veya bilmesi gereken üçüncü kişiler konumunda olduklarını, ayrıca taşınmaz üzerine kendisi ve vefat eden eşi tarafından iki katlı ev yapılarak sözleşme tarihinden itibaren de taşınmazın zilyedi olduklarını, devirlerin muvazaalı olduğunu, kötüniyet sebebiyle tapudaki iktisabın korunmasının mümkün olmadığını, muhataplarla eylem birliği içinde hareket eden davalının taşınmazı satın aldıktan sonra taşınmazın etrafını çevirip davacıyı taşınmazından çıkarmak için harekete geçmesi üzerine müvekkilinin durumdan haberdar olduğunu ileri sürerek; davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...; davacının iddia ettiği satış vaadi sözleşmesinin üzerinden on beş sene geçtiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, kötü niyet bulunduğunu, davacının ölen dayısının eşi olup dayısının 12.12.2011 tarihinde vefat ettiğini, yengesi olan davacının özellikle dayısı ... ...'ın vefatını beklediğini, dava konusu taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu dönemde usulüne uygun vekaletnameyle ... tarafından kendisine satıldığını, satış bedelinin ödendiğini, tüm parselizasyon işlerinin 2011 yılı başında yaptırıldığını ve davacının tüm işlemlerden haberdar olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde halen iki katlı bir ev mevcut olup tüm inşaat masraflarının kendisi tarafından karşılandığını, plan ve projesini de 1996 yılından itibaren kendisinin hazırladığını, ... yapım masraflarını gerek elden gerekse banka havalesi yoluyla ölen dayısı ... ...'a gönderdiğini, satış vaadi sözleşmesi karşılığında ödendiği iddia edilen 5.000,00 TL'nin hiçbir zaman ...'e ödenmediğini, davacının bu bedeli ödemesine imkan olmadığını, taşınmazın ilk maliki ... ve kızı ... ile herhangi bir yakın akrabalığının bulunmadığını, bilakis davacının bu kişilerle yakın akrabalığı bulunduğunu, dayısının emaneti olması ve yaşı sebebiyle mülkiyeti kendisine ait yerde davacının halen ikamet ettiğini, üzerindeki ev ile beraber taşınmazın kendisine ait olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. BİRLEŞTİRİLEN DAVA Mahkemece, aşağıda ayrıntıları belirtilen Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 04.03.2015 tarih ve 2014/11756 Esas, 2015/2371 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma ilamında belirtilen dava; davacısı ... (asıl davada davacı/muris ...'ın ... mirasçısı) tarafından davalılar ... ... ve ... aleyhine Türkeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/160 Esas, 2016/40 Karar sayılı dosyası üzerinden açılıp asıl dava ile birleştirilerek eldeki dosya arasına alınmıştır. Birleştirilen davada davacı vekili: dava konusu 152 ada 195 parsel sayılı kısmının 27.04.2011 tarihinde dava dışı ...'e satış yoluyla temlik edildiğini, davalı ... ile ... arasında gerçekleşen satış işleminde davalı ...'nin babası ...'i vekil tayin ettiğini, ...'in kızı adına vekaleten hareket ederek satış işlemini gerçekleştirdiğini, 152 ada 91 parsel sayılı taşınmazın ilk maliki olan davalı ...'in taşınmazının dava konusu 152 ada 195 parseline tekabül eden kısmını "Türkeli Noterliğinin 09.04.1997 tarih ve 702 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi" ile müvekkilinin murisi ...'a satmayı vaat ettiğini, aynı zamanda ...'in harici/bila tarihli sözleşme ile satış vaadi sözleşmesine konu olan kısmın ifrazını yaparak tapu kaydını müvekkiline teslim etmeyi de taahhüt ettiğini, satış vaadi sözleşmesi gereğince müvekkilinin murusi ...'ın malik/davalı ...'e 5.000,00 TL ödemede bulunduğunu, muris ...'ın satış vaadi sözleşmesinde belirtilen edim yükümünü de yerine getirmesine karşın davalı ...'in, ...'ı oyaladığını, sözleşme sonrasında davalı ...'in taşınmazın satım vaadi sözleşmesine konu kısmını ...'a terk ettiğini, kullanıma müdahale etmediğini, sözleşme tarihinden vefatına kadar ...'ın dava konusu taşınmazı malik sıfatıyla zilyetliğinde tuttuğunu, ... ve eşinin birikimleri ile dava konusu taşınmazın üzerine 1998 senesinde iki katlı kagir ev inşaa edildiğini, bugüne kadar da nizasız fasılasız evde ikametlerini sürdürdüklerini, satış vaadi sözleşmesine konu kısmın malik davalı ... tarafından ifraz edilip ayrı bir parsel haline getirilmemesi ve davalı tarafından diğer davalı/kızı ...'a hileli şekilde devredilmesi sebebiyle sözleşmenin ifasının bugüne kadar mümkün olmadığını, muris ... ile davalı ... arasında akdedilen 09.04.1997 tarih ve 702 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesinin geçerli olup taşınmazı ...'den satın ... kızı davalı ... ve ondan satın ... ... malik ...'in nüfus kayıtlarından da anlaşılacağı üzere yakın akraba olamaları, tüm süreci bildikleri için kötü niyetli olduklarını, mevcut tapu devirlerinin hukuken geçerliliklerinin olmadığını, Türkeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/73 Esas sayılı davasında Yargıtay bozma ilamı sonrasında verilen ara karar uyarınca iş bu davanın ikame edilme zorunluluğunun hasıl olduğunu ileri sürerek; Türkeli Noterliği'nin 09.04.1997 tarih ve 702 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesinin geçerliliğinin tespitini, iş bu davanın Türkeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/73 Esas sayılı davası ile birleştirilmesini, 152 ada 195 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. Birleştirilen davada davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; müvekkili ...'un babası ...'in; 152 ada 91 parsel sayılı taşınmazın dava konusu 152 ada 195 parsele tekabül eden kısmını Türkeli Noterliğinin 09.04.1997 tarihli düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesiyle, davacı ...'in murisi ...'a satmayı vaat ettiğini, ancak sonrasında taşınmazı 14.08.2000 tarihinde müvekkiline sattığını, daha sonra 27.04.2011 tarihinde taşınmazın diğer davalı ...'e satıldığını belirterek, anılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak müvekkili ile birlikte ... ve ... aleyhinde tapu iptal ve tescil davası açıldığını, müvekkili yurt dışında yaşadığından kendisine usulüne uygun tebligat yapılamadığını ve davadan geç haberdar olunduğunu, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ... ve ... arasında yapılmış gibi görünmekte ise de gerçekte satışın 1996 yılında diğer davalı ...'e yapıldığını, bedelinin de ... tarafından banka yoluyla ödendiğini, dava konusu taşınmazın satış vaadi sözleşmesine dayanabileceği düşünülse dahi 1997 yılında yapılan sözleşmenin zamanaşımına uğramış olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ile aynı savunmaları içeren cevap dilekçesi sunarak davanın reddini istemiştir. IV. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.04.2014 tarihli ve 2012/33 Esas, 2014/44 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 04.03.2015 tarih ve 2014/11756 Esas, 2015/2371 Karar sayılı ilamında; "... Somut olayda, davacının dayanağı Türkeli Noterliğinin 09.04.1997 tarihli satış vaadi sözleşmesinde vaat borçlusu dava dışı ...’in 443 parsel sayılı taşınmazda, bir kısmını davacıya satmayı vaat ettiği taşınmaz ... adına tapuda kayıtlı iken yenileme sonucu 152 ada 91 parsel numarasını aldığı, 14.08.2000 tarihinde satış suretiyle satış vaadi borçlusunun kızı dava dışı ...’a devredildiği, 25.04.2011 tarihinde ifraz ile 152 ada 195 parsel numarasıyla 378,44 m2 arsa vasfıyla tapuya tescil edildiği ve 27.04.2011 tarihinde de davalı ...'e devredildiği görülmektedir. Davacı; gerek satış vaadi borçlusu ... ile kızı ... arasındaki, gerekse ... ile davalı ... arasındaki tapu devirlerinin satış vaadi sözleşmesi bilinerek yapıldığını, adı geçenlerin satış vaadi sözleşmesini ... veya bilmesi gereken üçüncü kişi konumunda olduklarını, ayrıca taşınmaz üzerine kendisi ve vefat eden eşi tarafından iki katlı ev yapılarak sözleşme tarihinden itibaren de taşınmazın zilyedi olduklarını, devirlerin muvazaalı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, satış vaadi sözleşmesine dayanan tarafın (davacının), satış vaadinde bulunan kişiye (...’e) ve sonrasında davalıya taşınmazı temlik eden satış vaadi borçlusunun kızı ...’a karşı da satış vaadi sözleşmesinin geçerliliğini kanıtlaması gerekeceğinden, ... ve ...’un da davada yer alması gerekmektedir. Hâl böyle olunca, mahkemece davacıya adı geçen kişilere karşı da dava açması için uygun bir süre verilmeli, açılırsa o dava görülmekte olan bu dava dosyası ile birleştirilmeli, satış vaadi borçlusu ve taşınmazı devrettiği ...’un HMK’nın 27 nci maddesi uyarınca savunma ve delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, taraf teşkili tam olarak sağlanmadan davanın esasının karara bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... Bozma öncesi ve sonrası tanık ve mahalli bilirkişilerin dinlenmesinde davacı muris ... ile birleştirilen dava davalısı muris ... arasında ... bir satış vaadi sözleşmesi olup olmadığının tespit edilemediği, söz konusu taşınmazın davalı muris ... tarafından üçüncü kişiler olan birleştirilen dava davalısı ...'a ve davalı ...'e yapılan satışların muvazaalı olduklarının ispat edilemediği, tapu kaydına ... ilkesi gereğince birleştirilen dava davalısı ...'un, tapuda malik görünen kişiden taşınmazı satın alarak mülkiyet hakkını kazandığı, kötüniyetle iktisabını destekleyen herhangi bir delilin davacı tarafça ortaya konulamadığı, dava konusu taşınmazın 152 ada 91 parsel sayılı taşınmazın ifrazı suretiyle oluşan on bir adet parselden biri olduğu, ifrazla oluşan bu on bir ... parselden yedi tanesinin (dava konusu taşınmaz da dahil) mülkiyetinin davalı tarafça satış yoluyla kazanılmış olduğu da göz önünde bulundurulduğunda davalı ...'ın tapu kaydına güvenerek iyiniyetle taşınmazı satın aldığı sonucuna varıldığı, ... prensip olan tapuya ... ilkesi gereği davalının iktisabının geçerli olduğu ve hukuken korunması gerektiği..." gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili: Hukuki sebeplerin irdelenmesinde ve hukuki gerekçede hata yapıldığını, 1997 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki vaat borçlusunun taşınmazı sonradan kızına 14.08.2000 tarihinde devrettiğini, kızının ise 152 ada 91 parselin ifrazı sonrası oluşan on bir ... parselden biri olan ... oluşan dava konusu 152 ada 195 parseli davalı ...'e 27.04.2011 tarihinde resmiyette satış olarak göstererek devrettiğini, tüm bunlara rağmen davalı ...'ın tapuya güvenen iyiniyetli kişi olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, 1997 tarihli satış vaadi sözleşmesi sonrasında taşınmazın zilyetliğinin müvekkilinin murisi Mürvet'e teslim edildiğinin ... olup vergilerinin ödenerek vefat ettiği 2015 yılına kadar Mürvet tarafından kullanıldığını, satış vaadi sözleşmesiyle satılıp zilyetliği de devredilen yerin bedeli ödendiği halde taşınmazı kendi kızı ...'ye satan ...'ın daha sonra kızına vekaleten taşınmazı davalı ...'e sattığını, tüm bu nedenlerle iyiniyetten bahsedilemeyeceğini, tapuya şerh verilmemiş olmamasının savunma olarak ileri sürülemeyeceğini, Yargıtay içtihatlarına göre davalıların hukuki ilişkiyi "... ya da bilmesi gereken kişiler" olduklarını, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan haklarının bertarafı için taşınmazın tapuda devredildiğini, davalı ...'ın da yengesi Mürvet tarafından kullanıldığını ve üzerinde ev bulunduğunu bildiği halde el ve işbirliği içinde taşınmazı satın alarak satış vaadi sözleşmesinin ifasını engellemeye çalıştığını, davalı ...'ın rastgele tapu kaydına bakarak "böyle bir taşınmaz varmış, üzerinde de ev varmış, satın alayım." inancı ve düşüncesiyle iyiniyetle hareket ederek satın almadığının gayet açık olduğunu, bila tarihli başka bir devir sözleşmesiyle de taşınmazın davacıya teslim edilmiş olduğunu, hatta o sözleşmenin satış bedeli olarak ise nakit para ve başka bir yerden taşınmazın takas edildiğini ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil olmazsa TMK'nın 713 üncü maddesine dayalı tapu iptal ve tescil, birleştirilen davada muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ... maddesi, 438 ... maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 ... maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.