Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4732 E. 2024/3990 K. – Tapu İptal Ve

Konu: Tapu İptal Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4732
Karar No
2024/3990
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptal Ve Tescil

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3060 E., 2023/1550 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/165 E., 2022/265 K.

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; kendi adına asaleten- kardeşi davacı ... adına vekaleten hareket eden davacı ... (...) ile davalı ... arasında 28.11.2007 tarihli protokol yapıldığını, daha sonra ise 05.05.2008 tarihli ek protokol yapıldığını, anılan protokollere göre davacıların hissedarı oldukları 359 ada 18 parsel sayılı taşınmazı davalı ...' a "Takas (Trampa)" yoluyla, davalı ...’ın ise 918 ada 5 parsel sayılı taşınmazda kain B Blok 6 No'lu bağımsız bölümü davacılara "Takas (Trampa)" yoluyla devretmesi hususunda anlaştıklarını, 05.05.2008 tarihli sözleşmenin pek çok maddesinde takas iradesinin açıkça gösterildiğini, bu nedenle davacılar ile davalı arasında yapılan trampa (takas) sözleşmesinin resmi şekle tabi olduğunu, ancak sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını, resmi şekilde yapılmayan trampa sözleşmesinin geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşme kapsamında davalıya yapılan 06.11.2008 tarihli devir işleminin de hukuka aykırı olduğunu, davalının davacıların kimsesizliğini kullanarak aralarında yirmibeş kat değer farkı olan taşınmazları takas işlemine dahil ettirdiğini, yine işlem esnasında taraflar yönünden ortak avukat belirlendiğini, bu vekilin davacıların aleyhine işlem yaptığını, davacıların geçersiz takas sözleşmesi kapsamında adlarına tescil edilen taşınmazı davalıya iade etmeye hazır olduklarını belirterek, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı 359 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, taraflar arasında 28.11.2007 tarihli protokol ve 05.05.2008 tarihli ek protokol yapılarak anlaştıklarını, taşınmazların sözleşmeler gereği karşılıklık olarak tapuda alım satımlarının gerçekleştiğini, taşınmazın davalı adına tescil tarihinin 06.11.2008 olduğunu, ifa tarihi olan bu tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin dolduğunu, satış ve devir sonrasında davalının dava konusu taşınmazı aralıksız-nizasız olarak 12 yıl süresince malik sıfatıyla yedinde bulundurduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşme her ne kadar adi sözleşme olsa da tarafların edimlerini yerine getirdiklerini, haksız ve kötü niyetli olarak dava açıldığını, vekilin sözleşmeye aykırı davranmadığını belirterek dava şartı, zaman aşımı, hak düşürücü süre ve diğer usuli savunmalar dikkate alınarak davanın esasına girilmeden usulden reddine, aksi durumda ise tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki davanın takas sözleşmesinin resmi şekil şartına aykırı yapılması nedeniyle tapu iptali ve tescili talebine ilişkin olduğu, tarafların taşınmaz satımına ilişkin aralarında yapmış oldukları sözleşmeden kaynaklı olarak tüm edimlerin yerine getirilmesinden sonra biri tarafından sözleşmenin şekle aykırılığının ileri sürülmesinin 30.09.1988 tarih 1987/2-1988/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince TMK’nın 2 nci maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, somut olayda her iki tarafın da trampa sözleşmesinden kaynaklı olarak edimlerini çok önceden yerine getirdiği, sözleşme ve sözleşmeye konu olan edimlerin iki tarafça yerine getirilmesinden uzunca bir süre sonra davacı tarafından açılan davanın TMK’nın 2 nci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Uyuşmazlık konusunun taraflar arasındaki trampa sözleşmesinin "resmi şekil" şartına aykırı bir şekilde yapılması nedeni ile geçersiz olduğu, geçersiz sözleşme kapsamında davalıya yapılan 06.11.2008 tarihli devir işleminin hukuka aykırı olduğundan iptali talebi olduğunu, davanın sabit olmasına rağmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan içtihadı birleştirme kararının uyuşmazlıkla ilgisinin olmadığını, hakkın kötüye kullanılması şartları gerçekleşmediği gibi hakkın kötüye kullanılmasının ne suretle gerçekleştiğinin de kararda temellendirilmediğini, şekil eksikliğine dayanan tarafın ileride sözleşmeden kurtulma hakkını saklı tutmak için şekil eksikliğine kasten sebep olması veya taraflardan birinin üstün konumu nedeniyle şekle uyulmamasını sağlaması halinde hakkın kötüye kullanılması kurumuna başvurulabileceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.02.2013 tarihli 2012/8-726E ve 2013/252K sayılı kararında şekil yoksunluğu var iken hakkın kötüye kullanılması hususunun değerlendirilmeyeceğinin açıkça belirtildiğini, somut olayda tarafların aralarında taşınmaz değişim yoluna gittiğini ve her iki tarafın da resmi şekle uymadan, şekil eksikliğinden dolayı kesin hükümsüz bir sözleşmenin tarafı olduğunu, kendi edimleri bakımından yolsuz tescile sebep olduklarını, böyle bir halde hakkın kötüye kullanılması şartları olarak kabul edilen koşulların gerçekleşmediğini, geçerlilik şekil şartının emredici nitelikte olduğunu, batıl sözleşmenin hakkın kötüye kullanılması yoluyla ayakta tutulamayacağını, batıl sözleşmelere dayalı açılan davalarda zamanaşımı süresi düzenlenmediğini, takas edilen taşınmaz değerleri arasında 1-20 oranda fark olduğunun bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, kararın başkalarının hulus ve saffetinden faydalanarak haksız menfaat elde edilmesine yol açacağını, davalının kötü niyetli olduğunu, kendilerine devredildiği belirtilen bağımsız bölümün fiilen devredilmediğini, dava açıldıktan sonra anahtar teslimi yapıldığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların 28/11/2007 tarihli protokol başlıklı adi yazılı trampa sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini uzun yıllar önce karşılıklı olarak yerine getirdikleri ve resmi şekilde yapılmayan trampa sözleşmesi (protokol) gereğince adlarına kayıtlı taşınmazları satış suretiyle tapudan karşılıklı devrettiklerinin sabit olduğunu, davacının aradan uzun yıllar geçtikten sonra sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin ve geçersiz sözleşme gereğince devredilen taşınmazların karşılıklı iadesini istemesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, bu nedenle ret kararı ve gerekçesinin isabetli bulunduğunu belirterek, istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, resmi şekil şartına uyulmadan düzenlenen trampa sözleşmesinin geçersizliği iddiasına dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk Türk Borçlar Kanununun 282 nci ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4732, K. 2024/3990, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4732-e-2024-3990-k-b622426e8320