Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4434 E. 2024/4317 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4434
- Karar No
- 2024/4317
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/61 E., 2023/1225 K. DAVA TARİHİ : 16.06.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tavşanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/263 E., 2020/258 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde geçit hakkı tesisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası ...’in 1991 yılında ...köyü tüzel kişiliğine ait 155 ada 19 parselde bulunan 1600 metrekarelik taşınmazı köy ihtiyar heyeti kararı ile metrekare fiyatı 30.500,00 TL bedelle satın aldığı ve bedelini ödediğini, müvekkilinin babasının satın almış olduğu arsanın babası tarafından müvekkiline bırakıldığı ve müvekkilinin bu arsaya ev yapmayı düşündüğünü, bu taşınmaza geçiş için yol bulunmadığından dolayı köy muhtarlığına başvurmak suretiyle 155 ada 19 parselde bulunan 127,36 metrekarelik kısmı da müvekkilinin satın aldığı ve bedelini ödediğini, müvekkili ...'e yapılan 127,36 metrekarelik kısmın satış işleminin muhtarlık defterine işlenmediğini, müvekkili tarafından kuruluk ve taş duvar yapıldığını ve uzun yıllar kullanıldığını, muhtarlığın el değiştirmesi nedeniyle 155 ada 19 parsel sayılı 127,36 metrekarelik kısma müvekkilinin haksız el attığından bahisle muhtarlıkça kötü niyetli ve siyasi saiklerle el atmanın önlenmesi davası açıldığını, Tavşanlı Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.06.2020 tarih 2011/724 Esas 2012/569 Karar sayılı ilamı ile 155 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 127,36 metrekarelik kısmına el atıldığından kal kararı verildiğini belirterek, 155 ada 19 parselde yer alan 1.600 metrekarelik kısım açısından satış bedelinin daha önce muhtarlığa ödendiği hususunda ihtilaf bulunmadığı da gözetilerek bu kısım açısından bedelsiz olarak mülkiyetin temliken davacıya ait olduğunun tespit ve tesciline, satışı ve buna bağlı olarak bedelinin alındığı hususunda ihtilaf bulunan 155 ada 19 parselde bulunan 127,36 metrekarelik taşınmaz açısından öncelikle bedelsiz olarak, mümkün olmadığı takdirde mülkiyetin temliken davacı üzerine tesciline karar verilmesini bunun da mümkün olmaması halinde geçit hakkı tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dava konusu ile aynı 155 ada 19 parsel sayılı taşınmaz için Tavşanlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2012/23 Esas -111 Karar sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleştiğini, bu davanın kesin hüküm oluşturacağını, dava konusu 155 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 1600 metrekarelik kısmının 1991 yılında davacının babası tarafından 127,36 metrekarelik kısmının da davacı tarafından satın alındığının iddia edildiği, ...köyünde kadastro tespit çalışmalarının 1992 yılında tamamlandığı, dava konusu taşınmazın 1992 yılında davalı köy tüzel kişiliği adına tapu tescilinin yapıldığı, 1992 yılından itibaren 10 yılı aşkın sürenin geçmiş olduğu, tescile yönelik talebin hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği, davacının tescil ve geçit hakkı talep ettiği müvekkile ait taşınmaza yüksek duvar ördüğü, buraya kapı açtığı ve kuruluk yapmak suretiyle köy tüzel kişiliğinin tapulu taşınmazına fiili olarak el atmada bulunduğunu, davacı ...'in 155 ada 19 parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalesinin önlenmesi için Tavşanlı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/724 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın yargılaması sonucunda davacının müdahalesinin men'i ile duvar ve kuruluğun kal'ine karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkının bulunmadığını, dava dilekçesinde yol satışı da yapıldığını iddia edilmekte ise de köy kayıtlarına göre kesinlikle böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacının tapuda adına kayıtlı olmayan bir taşınmaz için geçit hakkı tesisi talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "temliken tescil talebine ilişkin dava konusu 155 ada 19 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 16.07.1991 tarihinde yapıldığını, 01.05.1992 tarihinde kadastro tespiti kesinleşerek taşınmazın çapa bağlandığını, tanık beyanları da dikkate alındığında dava konusu taşınmazın üzerindeki yapıların kadastro tespiti yapılıp çapa bağlandıktan sonra yapıldığının değerlendirildiği bu kapsamda TMK’nın 724 üncü maddesine dayalı olarak açılan davada iyi niyet koşulunun sağlanmadığını, davacı tarafın geçit irtifakı talebi yönünden ise öncelikle yola çıkmak için yeterli geçidi olmayan bir taşınmazın maliki bulunması gerektiğini davacının temliken tescil talebinin ret edildiği ve tapu kayıtları incelendiğinde davacının lehine geçit irtifakı talep edebileceği bir taşınmazı bulunmadığından bu talebinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, köy karar defterinin usulüne uygun tutulmasında muhtarın kusuru bulunduğunu, müvekkilinin mağdur edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli olarak taşınmaza inşaat yaptığını, tanıkların inşaatın yapıldığı tarihe ilişkin net bir beyanlarının olmadığını, tanıkların 90'lı yılları işaret ederek anlatmaya çalıştıklarını bu tanık beyanları esas alınarak senede karşı karar verilmemesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "kadastro tespit tutanağında davacı ve babası tarafından yapılan üç katlı bina ve eklentilerinin şerh düşülmediği, dolayısıyla binaların taşınmazın çapa bağlandıktan sonra yapıldığı, davacının iyi niyetli sayılması için harici satım senedine dayalı olarak taşınmazı satın aldığını ispatlaması gerektiğini, köy muhtarının imzası bulunan 01.04.1991 tarihli satış senedinde taşınmazın ada ve parsel bilgileri metrekaresi, karar sayısı bulunmadığı gibi, alınan kararın köy karar defterine işlenmediği, sözleşme tarihinin 1991 olmasına rağmen 1992 yılında alınan karardan bahsedilerek çelişki yaratıldığı, köy muhtarının karar almaksızın tek başına düzenlediği sözleşmenin geçerli olmadığı dikkate alındığında davacının çapa bağlanmış parsele yaptığı inşaatta iyi niyetinden bahsedilemeyeceği, mülkiyeti kendine ait olmayan parsel için geçit hakkı tesisi istenilemeyeceği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme TMK'nın 724 üncü maddesine dayalı tapu iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Yasa'nın "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir." Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. 4721 sayılı yasanın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a. Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. 4721 sayılı yasanın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin aynı yasanın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. b. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul) c. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. d. Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kamu düzeni gereğince re'sen yapılan incelemeye göre; Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 16.07.1991 tarihinde kadastro tespit çalışmalarının başladığı, kadastro tespit çalışmaları başlamadan önce davacının murisi tarafından 18.03.1991 tarihinde ve davacı tarafından 01.04.1991 tarihinde satın alma işlemleri gerçekleştirildiğinden eldeki dava kadastro öncesi nedene dayalı olup kadastro tespitinin kesinleştiği 04.05.1992 tarihinden davanın açıldığı 16.06.2017 tarihine kadar Kadastro Kanunu m.12/3 gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3. Ne var ki, verilen hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 nci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün gerekçe bölümünün bu şekilde değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Kamu düzeni gereğince re'sen yapılan inceleme sonucu temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.