Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4224 E. 2024/3861 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4224
Karar No
2024/3861
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/73 E., 2023/321 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Develi 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/381 E., 2020/231 K. Taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Develi ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan davacılara ait 142 ada 53 parselin güneyinde bulunan taşınmazların ayrı bir parsel içerisinde davalıların murisi ... adına tescil edildiğini, tarlanın kadimden beri ayrı bir tarla olarak mevcut olduğunu, müvekkili tarafından ekilip biçildiğini, müvekkiline babasından intikal ettiğini, zilyetlik yolu ile kazanıldığını, davaya konu edilen yerin 70 No.lu parsel ile 53 No.lu parselin arasında kaldığını, 11.000,34 m² yüzölçümünde olduğunu, zeminde fiilen ayrı bir tarla olarak kullanıldığını, davacı ve murisleri tarafından kadimden beri tarlanın kullanıldığını ileri sürerek bu kısmın tapu kaydının iptali ile davacı ..., vefatıyla mirasçıları adına kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ..., cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerin kadastrosunun 1993 yılında yapıldığını, kesinleştiğini, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, dava konusu edilen taşınmazı 40 yıldır kendilerinin kullandığını, öncesinde ise dedesinin kullandığını, davacının zilyetlik iddiasının gerçek olmadığını, davacı taraf taşınmazın bir bölümünü kötü niyetli olarak ekip biçtiğini, aralarında huzursuzluk çıkmaması için ses çıkarmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Bir kısım davalılar vekili Av. ... tarafından verilen cevap dilekçesinde: dava konusu taşınmazın ¾'ünün davalıların murisine, ¼'ünün ise ...ya ait olduğunu, ... babaannesi ...’nın kendi hissesini vasiyet etmesi ile oluştuğunu, ...’nın vasiyet davası sonucu davalıların taşınmazın fiili yüzölçümü ile kayıttaki yüzölçümünün farklı olduğunu gördüklerini, bunun üzerine ölçüm yaptırıldığını, komşu parselden 11.000,00 m²'nin birleştirildiğinin görüldüğünü, müdahalede bulunan davacıya taşınmazı terk etmesi hususunda ihtarda bulunulduğunu, mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukuki sebebe dayanılması gerektiğini, davacının iddialarına göre taraflar arasında herhangi bir hukuki sebebin bulunmadığını, hakkaniyete aykırı bir şekilde dava açıldığını, ayrıca kadastro tespitinin üzerinden 10 yıllık sürenin geçtiğini beyanla hak düşürücü süre yönünden davanın reddini talep etmiştir. 3. Davalılar ... ve ... duruşmadaki beyanlarında, dava konusu taşınmazı bilmediklerini, duyduklarına göre dava konusu taşınmazı evvelden beri davacıların murisine ait olduğunu, kadastroda yanlışlık yapıldığı için ...’nın üzerine kaydedildiğini beyan etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açmak için gerekli olan 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması, kadastro sonrası zilyetlikle kazanma koşullarının ise oluşmamış olması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili, istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin davanın hukuki mahiyetini yanlış ve yanılgılı değerlendirerek sadece 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verdiğini, davacıların davaya konu taşınmazın mülkiyetini 20 yıldan fazla zilyetlikle (olağanüstü zamanaşımıyla) kazandığını ve taşınmazın tapu kaydının da hiçbir zaman intikal görmediğini, İlk Derece Mahkemesince keşif yapılmadan ve hiçbir delil toplanmadan sadece kadastro tespitine dayanarak 10 yıllık süreyi hesap ederek hukuki yanılgıya düşerek hüküm kurduğunu, eldeki dava ile bağlantılı olan ve davacılardan ...’ın sanık olarak yargılandığı (hakkı olmayan yere tecavüz suçlamasıyla) Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/339 Esas sayılı dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi raporunda, davaya konu edilen ve 53 No.lu parselin içinde görünürde şeklen tescil edilen tarla, zeminde 70 No.lu parsel ile 53 No.lu parsel arasında kaldığının sabit olduğunu, taşınmazın zeminde fiilen ayrı bir tarla olarak sınırları ve komşularıyla sabit olduğunu, bu taşınmazın öteden beri komşu parsellerle sınırları ayrılmış ve ayrı bir tarla olarak fiilen müvekkili tarafından kullanıldığını, ölü ... ve mirasçılarının hiçbir zaman bu yeri kullanmadığını ve zilyetinin de olmadığını, davalıların murislerinin tarlasının sınırları ve komşuları itibarıyla apayrı bir yer olduğunu, bu hususun delil olarak sundukları Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/339 Esas sayılı dosyasında toplanan delillerle, keşif tutanağı ve bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, bir kısım davalıların taşınmazın evvelinden beri davacılara ait olduğunu, kadastroda yanlışlık yapıldığını, bu yerin sehven ...’ya yazıldığını açıkça beyan ettiklerini, davalıların bu kabul beyanlarının dahi görmezden gelinerek dosya kapsamına uymayan bir karar verildiğini beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4224, K. 2024/3861, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4224-e-2024-3861-k-60dd7ea952b6