Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/3786 E. 2024/3247 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3786
Karar No
2024/3247
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1998 E., 2023/577 K. DAVA TARİHİ : 14.11.2017 KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/514 E., 2020/735 K. Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil ve özgüleme, ikinci kademede bedeli karşılığında tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi 538 ada 44 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak dava dışı arsa sahibi ... ile davalı ...'in, ... Noterliğinde 26.07.1993 tarihinde düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, ancak sözleşmeye müvekkili ...'ın da taraf olduğu halde hukuki işlemlerin hızlı yürümesi için işlemlerde sadece davalının ve dava dışı ...'ın taraf olarak yer aldığını, sözleşmeye göre taşınmaz üzerine yapılacak üç katlı binadaki ikinci katın ...'ın uhdesinde bırakılıp diğer iki katın davalıya 30.000,00 TL karşılığında devredileceğini, müvekkilinin ise yine aynı tarihli (26.07.1993) vekaletnameyle inşaata ilişkin işlemler konusunda yetkili kılındığını, bir gün sonra 27.07.1993 tarihinde ise davalının kendi el yazısıyla "Sarıyer'de alınan ve inşaatına başlanan taşınmazda ... ile kar ve zarara beraber ortaklığımı beyan ederim" ibarelerini içeren belgeyi imzaladığını, müvekkili ile davalı arasındaki inanç anlaşması gereği 538 ada 44 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın 200/69429 hissesinin birlikte satın alınmasına rağmen tapuda davalı adına kaydedildiğini, tapunun 1/2'sinin müvekkiline geçirilmesi konusunda anlaştıkları halde davalının anlaşmaya riayet etmediğini, davalının bacanağı olması nedeniyle inançlı işleme dayanarak taşınmazın davalı adına tesciline rıza gösterdiğini ileri sürerek; İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, 538 ada 44 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın davalı adına kayıtlı 200/69429 payın 1/2'sinin iptali ile 100/69429 payın müvekkili adına tescilini, taşınmazda inşa edilen 2 ve 3 numaralı dairelerin müvekkilinin kullanımına özgülenmesini, bunun mümkün olmaması halinde binanın tamamının müvekkili tarafından inşaa edilmiş olması sebebiyle uygun bedel karşılığında davalı adına kayıtlı olan hissenin tamamının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya verdiği vekaletnamenin 24.10.1996 tarihli azilnameyle iptal edildiğini, eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, bedelinin müvekkili tarafından ödenerek taşınmazın müvekkili adına tescil edildiğini, davacının taleplerinin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında derdest müdahalenin men'i ve ecrimisil talepli dava bulunup davacının taşınmazda herhangi bir hak sahibi olmadan oturduğunu, davaya dayanak el yazılı belgenin hiçbir geçerliliğinin olmadığını, resmi şekilde yapılması gerektiğini, müvekkili tarafından taşınmaz ana yapısında kendi ihtiyaçları dışında kalacak dairenin var olması durumunda bunun satışından elde edilecek kârın ortaklaşa bölüşülmesi maksadıyla yazının yazıldığını, müvekkilinin davacıya 27.000 ... fazla para gönderdiğini, ancak davacının inşaatın yapımına devam etmediğini, kendisine gönderilen paraları inşaat yapımı için kullanmadığı için aralarında ayrı bir borç ilişkisi doğduğunu ileri sürerek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava konusu taşınmazı tarafların birlikte almalarına rağmen güven ilişkisi nedeniyle tapu kayıtlarının davalı adına oluşturulduğu, bu durumun 27.07.1993 tarihli yazılı belgeyle sabit olduğu, belgeye tamamlayıcı delil olarak tanık beyanlarıyla kanıtlanan inançlı işlem uyarınca taşınmazın taraflarca bedeli birlikte ödenerek alındığı, tarafların akraba olması nedeniyle taşınmazın davalı adına tescil edildiği, taşınmazın üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında bina yapıldığı, binanın kaçak yapı olup inanç sözleşmesinin geçerli olduğu, tarafları lehine ve aleyhine sonuçlar doğuracağı..." gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile; İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi 538 ada 44 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın davalı adına kayıtlı 200/69429 hissesinden 100/69429 hissenin iptaliyle davacı adına tapuya tesciline, bakiye hissenin davalı uhdesinde bırakılmasına, taşınmazdaki 2 ve 3 No.lu dairelerin davacının kullanımına özgülenmesine ilişkin talebinin reddine, kabul edilen kısım yönünden davacı için takdir olunan 47.602,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı ile aralarında herhangi bir inanç sözleşmesi kurulmadığını, inanç sözleşmesi olsa dahi zamanaşımına uğradığını, davacının, taşınmaz üzerinde yapılacak yapıya sermaye koymadığı gibi bir bedel de ödemediğini, davacıya verilen vekaletnamenin 24.10.1996 tarihli azilnameyle iptal edildiğini, mahkeme tarafından inancın yitirilmiş olduğu tarih olarak, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli davanın açıldığı 12.01.2015 tarihinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, esasen azilname tarihi itibarıyle bu inanç yitirildiğinden 10 yıllık sürenin bu tarihten başlaması gerektiğini, 27.07.1993 tarihli el yazılı belgenin geçerliliği olmayıp, belge altındaki imzanın müvekkiline ait olup olmadığının mahkemece araştırılmadığını, eksik inceleme sonucu karar verildiğini, anılan belge aslının da dosyaya sunulmadığını, belge aslı üzerinden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının taşınmaz üzerine yapı inşa etmesi istenmediğinden 1996 yılında azledildiğini, özgüleme talebinin reddine karar verildiği halde vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davalı tarafından davacı aleyhine açılan ecrimisil davasının, iş bu dava öncesinde 2015 yılında açıldığı, davacı yönünden, davalı tarafından taşınmazın kendilerine verileceği ümit ve inancının sona erdiği tarih bu tarih olup davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, kararda bu yönden isabetsizlik bulunmadığı, 27.07.1993 tarihli belgedeki imzaya ilişkin olarak yargılama aşamasında imza inkarında bulunulmadığı, eksik inceleme yapıldığı iddiasının yerinde olmadığı, kısmen reddedilen talep yönünden davalı lehine vekalet ücreti talebi yerinde görülmekle kararın bu yönden kaldırılmasının ve düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasının uygun görüldüğü..." gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.12.2020 tarih 2017/514 Esas, 2020/735 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe ve hüküm kısmı düzeltilmek suretiyle; davanın kısmen kabulü ile; İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi 538 ada 44 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın davalı adına kayıtlı 200/69429 hissesinden 100/69429 hissenin iptali ile davacı adına tapuya tesciline, bakiye hissenin davalı uhdesinde bırakılmasına, taşınmazdaki 2 ve 3 No.lu dairelerin davacının kullanımına özgülenmesine ilişkin talebinin reddine, kabul edilen kısım yönünden davacı için takdir olunan 47.602,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı vekili için takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle (vekalet ücreti haricinde) hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil ile özgüleme, ikinci kademede bedeli karşılığında tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İnançlı işlemler; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188), yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması için, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterlidir. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, mahkeme kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3786, K. 2024/3247, T. 05.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-3786-e-2024-3247-k-8f3e1760e10c