Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/3166 E. 2024/3859 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3166
- Karar No
- 2024/3859
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/468 E., 2023/761 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/320 E., 2022/449 K. Taraflar arasındaki TMK'nın 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 4243 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin Dere Belediye Başkanlığının 13.01.1981 tarihli ve 1981/78 sayılı yazısı ile dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, buna ilişkin makbuzunun bulunduğunu, taşınmaz üzerine iki katlı bina inşaa ettiğini, inşaat bedelinin arsa bedelinden açıkça fazla olduğunu belirterek TMK m. 724 hükmü gereği davalı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili replik beyanında; taşınmazı nizasız fasılasız 35-40 yıl zilyetliğinde bulundurduğunu beyan ederek davasının kabulüne karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği satışın geçersiz olduğunu, milli emlak müdürlüğünde satışa ilişkin bilgi bulunmadığını, 17.02.2009 tarihinde taşınmazın satışı için ihaleye çıkıldığını, davacının ihaleye davet edildiğini ancak katılmadığını, davacının fuzuli şagil olduğunu, zilyet olmadığını imar ve ihya ile 20 yıl zilyetliğinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı vekili düplik dilekçesinde; tesis kadastrosunun 03.10.1996 tarihinde yapıldığını Kadastro Kanunu 12/3 üncü maddesi gereği 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "kadastro tespiti sırasında davaya konu edilen (E2 ile gösterilen) evin kayıtlı olduğu ve şerhler hanesinde gösterildiği, Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesine göre davanın 1996 yılından itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 11.07.2018 tarihinde açıldığı kadastro öncesi sebebe dayalı talepte bulunulamayacağından davanın reddinin gerektiği; diğer müştemilat bakımından yapılan yargılama sonunda; çapa bağlanan taşınmazlar için TMK’nın 724. maddesine dayalı olarak iyi niyet iddiası dinlenmeyeceğinden dava konusu taşınmazın 03.10.1996 tarihinde çapa bağlandığı, 1999-2000 tarihinde yapıların inşa edildiği, davacının iyi niyet iddiasının dikkate alınmadığı, iyi niyetin bulunması halinde dahi Belediye’nin yazı cevabından ifraz işleminin mümkün olmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, mahkemece kasa makbuzu değerlendirilmeden karar verildiğini, yapının değerinin açıkca arsanın değerinden fazla olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TMK m.724'e dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Yasa'nın "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir." 3. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. 4. 4721 sayılı Yasa'nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. 5. Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a. Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. 4721 sayılı Yasa'nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin aynı Yasa'nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. b. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul) c. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. d. Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.