Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/2496 E. 2024/3433 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2496
Karar No
2024/3433
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1580 E., 2022/1955 K. DAVA TARİHİ : 09.12.2016 KARAR : İstinaf dilekçelerinin reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/525 E., 2020/182 K. Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma akdine aykırılık iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın bir kısım mirasçılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçelerinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı mirasçı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: . DAVA Davacı vekili; müvekkili ...'ın maliki olduğu bağımsız bölümü 10.05.2010 tarihinde kızı olan davalıya ölünceye kadar bakım akti ile temlik ettiğini, davalı ile taşınmazda birlikte ikamet ettiklerini, ancak 21.09.2016 tarihinde davalı tarafından evden kovulduğunu ve bakılmayacağının ifade edildiğini, davalının bakım yüküllüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bakıma muhtaç olan annesi ile 8 yıldır birlikte yaşayarak her türlü ihtiyacını karşıladığını, sağlık güvencesinden yararlandığını, çekişme konusu taşınmazın 30.07.2018 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile kendisine devredildiğini, bir kısım kardeşlerinin devri öğrenince sorun çıkardığını, annesini kandırarak gerçeğe aykırı beyanlar vermesini sağladıklarını, kendisinin evden ayrılmak zorunda kaldığını, eve gitmek istediğini, ancak kardeşlerinden korktuğu için gidemediğini, zorla eve girdiklerinde annesinin çok kötü durumda olduğunu gördüklerini, annesinin hastaneye kaldırıldığını, davacı annesinin 06.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında davacının ölümü ve bir kısım mirasçıların davaya muvafakat etmemeleri üzerine terekeye temsilci atandığı, davalının annesine 2008 yılından 2016 yılına kadar baktığı, aynı evde birlikte yaşadıkları, bir kısım mirasçılar tarafından da bu durumun doğrulandığı, evin davalıya devrinin öğrenilmesi üzerine davalı ile husumet yaşayan bazı kardeşlerinin davalıyı evden uzaklaştırdığı, daha sonra sağlığı bozulan davacının vefat ettiği, sözleşmeye aykırılık iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım mirasçılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Mirasçılar ..., ... ve ..., davacının ölümünden sonra terekeye temsilci atandığını, ancak davanın tereke temsilcisi tarafından takibi yönünde ara karar oluşturulmadığını, mirasçılarının taraf sıfatının ortadan kalkmadığını, davanın reddine ilişkin kararın yerinde olmadığını ve davanın kabulüne karar verillmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. 2. Mirasçılar ... ve ..., yargılama sırasında davacının öldüğünü, davalının ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın reddine ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, eksik ve soyut değerlendirme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... terekesine temsilci atanmakla mirasçıların davayı takip yetkisinin ortadan kalktığı gerekçesiyle ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ...'ın istinaf dilekçelerinin 6100 sayılı HMK'nın 352 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde mirasçı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Mirasçı ... vekili; tereke temsilcisi atanmasının hiçbir anlamı olmadığını, bu atamanın davaya da, davaya katılmayan mirasçılara da, terekeye de herhangi bir somut katkısı olmadığından, usuli bir hata olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince hem davacıların hem de davalının mirasçı olduğu hususu göz önüne alınarak dosyanın esasına ilişkin inceleme yapılması gerekirken bu husus göz ardı edilerek davalı taraf sanki mirasçı değil de üçüncü bir kişiymiş gibi hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma akdine aykırılık iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 640 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Mirasçıların birbirlerine karşı açtıkları davalarda terekeye temsilci atanmasına gerek olmayıp, mirasçıların kendi paylarına yönelik dava takip yetkileri bulunduğundan istinaf itirazları incelenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mirasçı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, ölünceye kadar bakma akdine aykırılık nedeniyle tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, davacı ... ile davalı kızı ... arasında ... 37. Noterliğinin 30.07.2008 tarih ve 20416 yevmiye No.lu ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme ve dava konusu olan 7560 ada 8 parsel sayılı taşınmazda K2 Blok 5. kat 10 No.lu bağımsız bölüm davacı adına kayıtlı iken 10.05.2010 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı adına tescil edildiği, davacının eldeki davayı 09.12.2016 tarihinde açtığı ve yargılama sırasında 06.01.2017 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarından... ve ...’ın davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri, bazı mirasçılarının da vekilleri aracılığıyla tapu iptal ve tüm mirasçılar adına tescil istemleri nedeniyle terekeye mümessil atanması gerektiğini beyan ettikleri, mahkemece verilen ara karar gereğince açılan dava sonucu ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.03.2019 tarih ve 2018/1121 Esas, 2019/280 Karar sayılı ilamıyla davacı ...’nin terekesine ... Barosu avukatlarından ...’ın temsilci olarak atanmasına karar verildiği ve bu kararın 10.09.2019 tarihinde kesinleştiğine dair şer verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar usulüne uygun olarak tereke temsilcisine tebliğ edilmiş, ancak mahkemece, tereke temsilcisinin istinaf talebinin süresinde olmadığından reddine karar verilmiş olup tereke temsilcisi bu karara karşı kanun yoluna başvurmamıştır. Davacı ...’nin bir kısım mirasçıları tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından “davacı ... terekesine temsilci atanmakla mirasçıların davayı takip yetkisinin ortadan kalktığı” gerekçesiyle ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ...'ın istinaf dilekçelerinin 6100 sayılı HMK'nin 352. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, bu kararı ... mirasçısı ... vekili temyiz etmiştir. Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakma akdinden sonra, bakım borçlusunun bakım borcunu yerine getirmediği iddiasıyla akdin feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir haktır. Başka bir ifadeyle, bakım alacaklısının ölümünden sonra mirasçıları tarafından bakım borçlusuna karşı akde aykırılık (bakım borcunun yerine getirilmediği) iddiasıyla ölünceye kadar bakma akdinin feshi istenemez, böylesi bir davanın dinlenme olanağı yoktur. Bu bağlamda, akdin miras payı oranında iptalinin de talep edilemeyeceği açıktır. Ancak, bakım alacaklısının açmış olduğu dava var ise, yargılama sırasında ile ölümü ile mirasçılarının davayı takip edebilecekleri de kuşkusuzdur. Bakım alacaklısının ölümüyle birden fazla mirasçısının bulunması durumunda terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olacaktır. Hemen belirtilmelidir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 640. maddesinde “Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. / Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. / Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir...” şeklinde murisin ölümüyle miras ortaklığının meydana geldiği hüküm altına alınmış; 701. maddesinde “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. "Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” şeklinde elbirliği mülkiyetinin niteliği açıklanmış, 702. maddesinin 2. bendinde de “Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerekir” hükmü öngörülmüştür. O halde, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyette, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekeceği de kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla, yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliğiyle karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının (onaylarının) alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (11.10.1982 tarih 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir. Somut olayda, davacının yargılama sırasında ölümüyle terekesinin iştirak halinde olduğu ve davaya tereke temsilcisi atanmak suretiyle devam edildiği, böylece davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirildiği, artık bu aşamadan sonra davacının mirasçılarının terekeyi temsil ve davayı takip yetkisinin sona erdiği kuşkusuzdur. Başka bir deyişle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği gibi, bu bağlamda kanun yollarına da ancak miras şirketini temsil eden tereke temsilcisinin başvurabileceği açıktır. Hal böyle olunca, tereke temsilcisi tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığına göre, usul ve yasaya uygun olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2496, K. 2024/3433, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-2496-e-2024-3433-k-4bb4719389ea