Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/164 E. 2024/1111 K.

Konu: Muhdesatın Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/164
Karar No
2024/1111
Karar Tarihi
Konu
Muhdesatın Tespiti

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1646 E., 2022/1220 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/120 E., 2021/116 K. Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının, 150 ada 78 parsel sayılı taşınmazda 1/2'şer hisseli olarak malik olduklarını, söz konusu tarla vasıflı taşınmazın üzerine müvekkili tarafından 2009 yılında başlanılan ve 2012 yılında bitirilen betonarme otel, bahçe duvarları, çevre duvarları, veranda, taşınmaz önüne restaurant bar işletmesi ile sahile ahşap iskele inşâ edildiğini, davalı tarafından taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılacağından taşınmaz üzerindeki muhdesatların belirlenmesi gerektiğini, taşınmaz üzerindeki üç katlı otel, tüm çevre duvarları, çitler, veranda, iskele ve sair tüm muhdesatların mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile davacının muhdesat tespiti davası açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle muhdesat aidiyetinin tespitine ilişkin talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf taleplerini içerir dilekçesinde özetle; davada hukuki yararlarının bulunduğunu, sadece kamulaştırma ve derdest ortaklığın giderilmesi davalarında değil, müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil davalarında da muhdesatın aidiyeti davasının açılabileceğini, bu durumda muhdesatın aidiyeti davalarının sonucuna göre men'i müdahale ve ecrimisil davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, bu nedenle de Yargıtayca hukuki yarar bulunduğunun açıkça kabul edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684, 718, 724, 728, 729 uncu ve 1012/2, 3 üncü maddeleri, 3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 ve 19 uncu maddeleri, 4. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60 ıncı maddesi, 5. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/164, K. 2024/1111, T. 26.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-164-e-2024-1111-k-52676435113d