Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6804 E. 2023/6485 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6804
Karar No
2023/6485
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/259 E., 2022/1125 K. KARAR : Davalı ...’in asıl davaya yönelik başvurusunun feragat nedeniyle reddine, davacı ...'in birleştirilen davaya yönelik başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/368 E., 2019/635 K. Taraflar arasındaki asıl dosyada tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat, birleştirilen davada el atmanın önlenmesi, ecrimisil istenmesinden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...’in asıl davaya yönelik başvurusunun feragat nedeniyle reddine, davacı ...'in birleştirilen davaya yönelik başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillinin dava konusu daireyi davalı oğlundan 2012 yılı sonlarında 120.000,00 TL bedelle haricen satın aldığını, satış bedelinin 50.000,00 TL’sini elden ödediğini, 2014 yılında dava konusu daireye taşındığını ve hâlen de oturmakta olduğunu, satış bedelinin 30.000,00 TL’sini 04.07.2014 tarihinde dava dışı diğer oğlunun hesabından davalının banka hesabına havale ettiğini, bakiye satış bedeli olan 40.000,00 TL'yi de ödeyip tapu kaydını almak istediğinde davalının bu parayı almayı ve tapuyu devretmeyi kabul etmediğini, baba-oğul ilişkisi nedeniyle satışa ilişkin yazılı bir sözleşme yapılmadığını ileri sürerek dava konusu 2016 ada 18 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 3 No.lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, olmazsa keşfen saptanacak daire bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 2016 ada 18 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 3 No.lu bağımsız bölümün kayden maliki olduğunu; ancak bu taşınmazı 26.03.2013 tarihinden itibaren bilgisi ve rızası dışında babası olan davalı ...’in kullandığını ileri sürerek taşınmaza el atmanın önlenmesini ve ecrimisile hükmededilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının “2012 yılı sonlarında 120.000,00 TL bedelle dava konusu taşınmazı sözlü olarak anlaşmak suretiyle satın aldığı” iddiasının asılsız olduğunu, davacının 26.03.2013 tarihinden itibaren dava konusu taşınmazı müvekkilinin bilgi ve rızası dışında bedelsiz şekilde kullandığını, davacı tarafça sunulan banka dekontunun dava konusu taşınmazla ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Birleştirilen davada davalı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 2012 yılı sonlarında haricen satın aldığını, satış bedelinin bir kısmını elden, bir kısmını banka kanalıyla ödediğini, 2014 yılında taşınmaza taşınıp hâlen oturmakta olduğunu, fuzuli şagil olmadığını, ödenen paranın keşif tarihindeki değeri saptanarak lehine hapis ... tanınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında TMK'nın 706, TBK'nın 237 (BK'nın 213), Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddeleri uyarınca yapılan geçerli bir satış sözleşmesi bulunmadığı, harici satım sözleşmesi yapıldığı anlaşılmakla bu yönü ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar vermek gerektiği, harici sözleşmeden dolayı ödenen bedel kapsamında davacının denkleştirici adalet ilkesi uyarınca verdiğini, ifanın imkansız hâle geldiği tarih itibari ile güncellenmiş değeri üzerinden isteyebileceği, yapılan keşif ve dinlenen tanık beyanları ile dava konusu taşınmazın birleştirilen dava davalısı tarafından kullanıldığı konusunda şüphe bulunmadığı, bu nedenle müdahalesinin men'ine karar vermek gerektiği; ancak birleştirilen dava davacısının ecrimisil talebi yönünden ise davalının taşınmazı harici satım sözleşmesi ile almasından dolayı kullandığından fuzuli şagil sayılamayacağı ve ecrimisil talep edemeyeceği tespit edildiğinden; asıl dava davacısının tapu iptal tescil talebinin reddine, 130.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile asıl dava davalısı ...'den tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, dava konusu taşınmaza davalı ...'in el atmasının önlenmesine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, mevcut uyuşmazlıkta denkleştirici adalet ilkesinin uygulanamayacağını, dava konusu taşınmazın kayden davalı-birleştirilen davada davacı ... adına kayıtlı olduğunu, davacının bu taşınmazı 2012 yılı sonlarında 120.000,00 TL bedelle haricen satın aldığı iddiasının asılsız olup, iddianın ispatlanmadığını, banka kanalıyla satış bedeli olarak ödendiği iddia edilen miktarın mal paylaşımı nedeniyle kayısı ağaçlarına ilişkin bir ödeme olduğunu, davalı ...’in 2013 yılından beri dava konusu taşınmazda haksız olarak oturduğunu, kabul kararı verilirken hatalı ve eksik bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, açık bir şekilde haksız işgalin varlığı kabul edilerek el atmanın önlenmesine karar verildiği hâlde ecrimisilin reddinin hatalı olduğunu, asıl davada tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verildiği hâlde asıl davada harç, vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasının da doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, asıl davada harici taşınmaz satış sözleşmesinin varlığı kabul edilmek suretiyle davacı yararına denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan satış bedelinin ödenmesine karar verildiği ve asıl dava yönünden hükmün davalı tarafından istinaf edilmediği, bu durumda taraflar arasında harici satış sözleşmesinin varlığının kesinlik kazandığı, birleştirilen davada davacının istinaf itirazlarını yalnızca reddedilen ecrimisil talebine hasrettiği nazara alındığında, dava konusu taşınmazı harici satış sözleşmesine istinaden kullanan birleştirilen davada davalının haksız işgalinden söz edilemeyeceğinden davacının ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...’in asıl davaya yönelik İstinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine, birleştirilen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; birleştirilen davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Yasa) 683 üncü maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" 2. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ,

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6804, K. 2023/6485, T. 21.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-6804-e-2023-6485-k-56e544dba1e7