Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5462 E. 2023/5975 K.

Konu: Muhdesatın Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5462
Karar No
2023/5975
Karar Tarihi
Konu
Muhdesatın Tespiti

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1528 E., 2022/555 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/69 E., 2021/243 K. Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 8640 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan binanın 8 numaralı dairesinin vekil edenine ait olduğunu belirterek muhdesat iddialarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar; cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı kararıyla özetle; 1. Davacının TMK’nın 1025 inci maddesi gereğince eda davası açabileceği, 2. Dava dilekçesinde taşınmazın davacıya ait olduğunun tespiti istendiği, 3. Bu talebin muhdesat olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SÜRECİ A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri; Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların yasal süre içinde cevap vermediğini, savunmanın genişletilmesine muvafakatlarının olmadığını, mahkemenin hukuki nitelendirme yaptığını ve tanık beyanlarıyla arsa üzerinde bulunan binanın 8 numaralı dairesinin davacı tarafından yapıldığının kanıtlandığını ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 1. Davacının 8 numaralı dairenin kendisine ait olduğunun tespitini talep ettiği, 2. Taşınmazın ... adına kayıtlı olup, davacının babasına ait herhangi bir kayıt bulunmadığı, 3. Babası ...'ın 21/08/2011 tarihinde öldüğü ve davacı dışında başka mirasçıların bulunduğu, 4. Davacı her ne kadar 8 numaralı dairenin babasından kaldığı ve kendisine ait olduğunu talep etmiş ise de asıl amacının mülkiyetin tespitine ilişkin olduğu, 5. Eda davası açılması mümkünken tespit davasının açılamayacağı, 6. Davacının tapu malikinin mirasçısı olmadığı, 7. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle aidiyetin tespiti davasının açmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava dilekçesi ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684., 718., 724., 728., 729. ve 1012/2, 3 üncü maddeleri, 3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. ve 19 uncu maddeleri, 4. Tapu Sicili Tüzüğünün 60 ıncı maddesi, 5. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5462, K. 2023/5975, T. 05.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5462-e-2023-5975-k-5f6f3b730f79