Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/4751 E. 2022/7451 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4751
Karar No
2022/7451
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24/05/2007 gününde verilen dilekçe ile harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne dair verilen 01/02/2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacı ... ...'nun 545 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın hissedarlarından ...'in gerek babası ... gerekse teyzesi ... ...'den gelen tüm hak ve hisselerini 1989 yılında adi yazılı belge ile satın aldığını, satıştan 3 yıl kadar sonra ...'in vefat ettiğini ve bu parselle ilgili intikal işlemleri mirasçıları olan davalılar tarafından tamamlanmadığını, müvekkilinin satış yapılan 1989 yılından bu yana fiilen nizasız ve fasılasız taşınmazı malik gibi zilyetliğini kullanmakta olduğunu, 545 sayılı parselde kayıtlı taşınmazdaki davalıların intikalen gelen tüm hisselerinin (... mirasçılarının bu parseldeki tüm hissesinin) iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk kararın, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.03.2021 tarih, 2017/3509 Esas, 2021/1351 Karar sayılı ilamı ile "...somut olaya gelince; davacı ile davalılar murisi Mediha arasında hukuken geçerli bir satış sözleşmesi bulunmadığından mahkemece tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, davacının tapu iptal ve tescil talebi yanında ikinci kademede tazminat isteği de bulunmaktadır. Mahkemece ortada geçerli bir satış sözleşmesi bulunmadığından davacının ikinci kademedeki tazminat talebi yönünden bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının tapu iptali ve tescili talebinin reddine, 22.461,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmelerin resmî şekilde yapılması zorunludur. Bu bir geçerlilik koşuludur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 706; BK m. 213; TBK m. 217; Noterlik Kanunu m. 60/3; Tapu Kanunu m. 26). Resmî biçimde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersiz olup, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. Bu durumda, sebepsiz zenginleşmenin (haksız iktisabın) temelinin hakkaniyet ilkesine dayandığını belirtmekte yarar vardır. TBK’nın 79. maddesinin birinci fıkrasına göre sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Ancak maddenin ikinci fıkrasında zenginleşen, zenginleşmeyi iyi niyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Ancak, bazı durumlarda zenginleşmenin tamamının geri verilmesi durumunda dahi diğer tarafın zararı tamamen karşılanmayabilir. Özellikle para borçlarında aradan geçen uzun zaman nedeniyle paranın değer kaybetmesi nedeniyle bu gibi durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu hâlde sebepsiz zenginleşmenin temelinin “hakkaniyeti” sağlamak olduğu göz önüne alındığında paranın aynen iadesi ile adaletin tam olarak sağlanamayacağı açıktır. Bu durumda Yargıtay içtihatları ile yaygınlaşarak kullanım alanı bulan “denkleştirici adalet ilkesi” gündeme gelmektedir. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hâle getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Türk Medeni Kanunu’nun 2/2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun) hüküm verme olanağı sağlamaktadır. Yargı organları, çıkarlar dengesini ve adalet duygularını gözeterek toplumun gereksinimlerini karşılamakla yükümlüdür. Enflasyon, paranın değerini (alım gücü) aradan geçen zamana bağlı olarak düşürmektedir. Doğal olarak belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın iade günündeki alım gücü arasında fark edilir ölçüde azalma olabilmektedir. Geçersiz sözleşme gereğince, akdin düzenlendiği tarih itibariyle verilen paranın aynen iadesine karar verilmesi ise, enflasyon nedeniyle büyük adaletsizlikler doğurur. Bu da toplamsal ... ve huzuru engeller. Tüm bu açıklamara göre; mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacı ile davalılar murisi Mediha arasında hukuken geçerli bir satış sözleşmesi bulunmadığından mahkemece tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup, böyle bir durumda, taraflar ancak birbirlerine verdiklerini denkleştirici adalet ilkesine göre geri alabilirler. Somut olayda; mahkemece davaya konu adi yazılı tarihsiz sözleşmede, taraflarca, satış bedelinin kararlaştırılmadığı belirtilerek sözleşmede yer almayan bir bedel esas alınarak hesaplama yapılmış ve dava, bu bedel üzerinden kabul edilmiştir. Oysa, davaya esas alınan tarihsiz adi yazılı satış sözleşmesinde; satışını verdim ibarelerinden sonra hem yazı hem de rakam ile 50.000.000 (elli milyon) TL yazılmak suretiyle satış bedeli, açıkça ifade edilmiştir. O halde mahkemece, sözleşmede belirlenen bu bedel üzerinden yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan denkleştirici adalet ilkesi uyarınca bir değerlendirme yapılarak, davalıların sebepsiz zenginleştiği miktara göre bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itbaren 15 günlük yasal süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.12.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/4751, K. 2022/7451, T. 05.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-4751-e-2022-7451-k-17ab5f9f21fd