Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/2987 E. 2023/4049 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2987
- Karar No
- 2023/4049
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/875 E., 2022/298 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/228 E., 2021/78 K. Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 1559 ada 963 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescil edilip 04.09.1936 tarih ve 50 sayılı Karar üzerine Maliye Satış Komisyonunca ...'a satıldığını, ancak Tapu Müdürlüğü'ne tescil yazısı gönderilmediği için Hazine adına kayıtlı taşınmazın 1000 metrekaresinin müvekkilinin babası... ile ... arasında Adana 1. Noterliği'nce düzenlenen 19.06.1958 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesiyle babası Mesut'a satıldığı halde bu zamana kadar satış vaadine konu taşınmazlarla ilgili işlem yapılmadığını beyan ederek; satış vaadi sözleşmesinde satıcı olarak yer alan davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı adına tapuya tesciline, bu talep kabul edilmezse davaya konu satış vaadi sözleşmesinde davalıların hisselerinin karşılığı rayiç bedellerinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan hissesi oranında alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının babası... ile ... arasında yapılan gayrimenkul satış vaadine dayanılarak bir hak iddia edilemeyeceğini, zira taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Somut olayda; davacının babası... ile dava dışı ... arasında imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanarak işbu davanın açıldığı, ancak davalısının Hazine olduğu, satış vaadi sözleşmesinin içeriğine konu 1936 tarihli komisyon kararı yönünden araştırma yapıldığı ancak davalı Kurumca böyle bir evrakın kayıtlarda mevcut olmadığının bildirildiği, davacı tarafça da böyle bir evrakın sunulamadığı, dava konusu taşınmazda dava dışı ... adına kayıtlı bir hissenin olmadığı, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince işbu sözleşmenin davalı tarafı bir bağlayıcılığının bulunmadığı, anılan sözlemeye dayanılarak davalıdan tapu iptal ve tescil talebinde bulunulamayacağı; rayiç bedel talebi yönünden ise; tarafı olmadığı bir sözleşmeden davalının sorumlu tutulamayacağı, pasif husumet yokluğunun oluştuğu, davacının ise babasının yapmış olduğu ödemeyi eğer vaat yerine getirilmemiş ise sözleşmenin tarafı olan dava dışı ...'dan veya ölmüş ise onun mirasçılarından talep edebileceği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararı gerekçesizdir. Müvekkilin murisi, noterde yapılan satış vaadi sözleşmesiyle taşınmazı satın almış bedeli de ödemiştir. Dava tapuda kayden malik gözüken Hazineye karşı açılmıştır. Dava dışı kişilerin davaya dahil edilmeleri için tarafımıza süre verilmemiştir. 1936 tarihli Komisyon Kararının aslı elimizde bulunmadığından1937 tarihli tescilin edinme sebebine ilişkin takyidatlar celbedilmelidir. Edinme sebebi tespit edilmeksizin verilen karar eksik inceleme teşkil eder. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dava konusu taşınmazda satış vaadeden ... adına tescil edilen hisse olmadığı..., netice olarak Hazine adına tescil yapıldığı anlaşılmakla mahkemece, davanın tescil istemi ve alacak yönünden reddi kararı doğrudur. Sözleşmenin tarafının taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde, sözleşmenin herhangi bir nedenle aynen ifa edilememesi sonucu, vaat alacaklısının zarara uğrayacağı açıktır. BK’nun 96.maddesi “alacaklı hakkından kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde, borçlu kendisine bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe, bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur” hükmünü içerir. Buna göre vaat borçlusunun, vaat alacaklısının zararını tazmin etmesi gerekir. Vaat borçlusunun sorumlu olmasının nedeni sözleşmeyle yükümlendiği taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akde dayanır. Buna “akdi tazminat”, sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denir. Satış vaadi sözleşmelerinde borçlunun edimini yerine getirmemesinden ötürü vaat alacaklısının karşılaması gereken zarar daima müspet zarardır. Çünkü, borç ifa edilmiş olsaydı; alacaklının mal varlığına hem borcun konusunu teşkil eden şey (satış vaadine konu teşkil eden eşyanın mülkiyeti) fiilen girmiş, hem de satış vaadi alacaklısı bundan başka kazançlar elde etmiş olacaktı. Davacının talebini sebepsiz zenginleşme sebebine dayandırması nedeni ile sebepsiz zenginleşme kurumundan kısaca bahsetmekte fayda vardır. Borç sebeplerinden biri olan ve Türk Borçlar Kanunu'nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme, haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından ya da emeğinden yararlanma olarak tanımlanır. Sebepsiz zenginleşme için, bir taraf zenginleşirken diğer tarafın fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Sebepsiz zenginleşme kurumunun temel özelliklerinden biri "şahsilik" prensibidir. Bu ilke gereğince kime karşı ödeme yapılmış ise sadece o kişiden talepte bulunulmalıdır. O halde mahkemece, davacının sözleşme bedeline yönelik talebini ancak sözleşmenin tarafı olan dava dışı ... ya da mirasçılarından talep edebileceği, davalı Hazineden isteyemeyeceği gözönünde bulundurularak reddine karar verilmesinin dosya içeriğine uygun olduğu..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle, Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.