Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/2549 E. 2022/7350 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2549
- Karar No
- 2022/7350
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.11.2012 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; el atmanın önlenmesi ve kal taleplerinin kabulüne, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarihli bozma kararında ecrimisil talebi yönünden temyiz talebini reddettiği ve bu tarihte ecrimisil talebinin kesinleştiği anlaşıldığından ecrimisil talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 03.11.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili 9.11.2012 tarihli dilekçesiyle, Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... Köyü 851, 853 ve 934 parsel sayılı taşınmazların maliki olan müvekkili ...’nin mülkiyet hakkına davalıların inşa ettikleri yapılarla haksız şekilde müdahale ettiğini, bu nedenle müvekkiline ait parsellere davalılarca yapılan haksız müdahalesinin önlenmesini ve ... yapıların kaldırılması ile haksız işgal nedeniyle ecrimisil takdirine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketinin dava konusu edilen 138 ada 1,2 ve 3 parsel sayılı taşınmazları tapu kaydına güvenerek satın aldığını, tapu kaydının güvenilirliği ilkesi uyarınca açılan davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, getirtilecek tapu kaydı ve kadastro kayıtlarından tapu kaydının esas alınarak satın alan müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, ecrimisil talebi yönünden müvekkil şirketin tapu intikali geçmişinin 5 yıl olmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini talep ve beyan etmiştir. Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 15/10/2014 tarihli ilk kararında; davalı şirketin komşu parsele el atma iradesinin mevcut bulunmadığını, taşınmazı tapu kaydı kapsamında olduğu düşüncesiyle zilyetliğinde bulundurduğunu, taşınmaz üzerindeki idari ve sosyal bina, bakım atölyesi, halat deposu yapılarının bir kısmının, inşaatın tamamlanmasından sonra tapu kaydı düzeltimi sonrasında davacının arazisine tecavüzlü hale geldiğini, davalının iradesi dışında oluşan bir durum sözkonusu olduğundan kusurlu sayılamayacağını, böyle yapıların bedeli ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerinin kullanma imkanının bulunduğunu, davalının rızası dışında ortaya çıkan bu durum nedeniyle el atmanın önlenmesine ve yapının yıkımına karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını gerekçe göstererek bu yönden davanın reddine karar vermiştir. Karar, davacı tarafça temyiz edilmiş ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında, dava konusu taşınmazlarda kadastro müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca düzeltme yapıldığı, düzeltim sonucu oluşan çap kaydına göre elatmanın önlenmesi noktasında iyi niyetten bahsedilemeyeceğinden bahisle, elatmanın önlenmesi hususunda davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuş; Mahkemece, dava konusu ve davacı adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmaza yönelik düzeltim sonucu oluşan çapa göre bir tecavüzün olup olmadığı tespit edilerek, tecavüz söz konusu ise elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı tarafça temyiz incelemesine konu edilen Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/11/2021 tarihli kararında; dava konusu taşınmaz başında icra edilen keşif ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya ait olan dava konusu taşınmazı işgal ettiği, davalı tarafın haksız işgalinin bulunduğu, kadastro müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme sonucunda, her ne kadar öncesinde davalıya ait taşınmazın sınırları içinde kalmakta iken taşınmazlar arasındaki sınırın düzeltilmesi sonucunda bir kısım yerin davacıya ait taşınmazın sınırları kapsamına dahil edildiği, düzeltme sonucunda dava konusu taşınmaz üzerinde davacı tarafın çapa dayalı olarak mülkiyet hakkının doğduğu, öncesinde davalı taraf iyiniyetli ise de, düzeltmeden sonraki durumda davacının mülkiyet hakkına değer verilmesi gerektiği belirtilerek, davalının iyiniyetinin korunamayacağı gerekçesiyle, davacının davasının kabulüne karar verilmiş ve müdahalenin önlenmesi yanında tecavüzlü yapıların kaline de karar verilmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil şirketin dava konusu edilen 138 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazları, tapu kaydına güvenerek ve kadastral tespitleri, ölçümleri yaptırarak satın aldığını, tapu kaydının güvenilirliği ilkesinden hareketle, tapu kaydı kapsamında olduğu düşüncesiyle zilyetliğinde bulundurduğunu ve üzerine idari, sosyal bina, bakım atölyesi, halat deposu yapılarını inşa ettiklerini, davacının taşınmazına olan taşkınlığın tapu kaydı düzeltimi sonrasında ortaya çıktığını, davalının iradesi dışında oluşan bir durum sözkonusu olduğundan kusurlu sayılamayacağını, yapıların bedeli ilgili parsel sahibi davacı tarafından müvekkiline ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar müvekkilinin kullanma hakkına sahip olduğunu belirterek, el atmanın önlenmesi ve yapının yıkımına dair kararın bozulmasını talep etmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun; 1- “Amaç” kenar başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı, ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral veya topoğrafik kadastral haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukukî durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmak, mekânsal bilgi sisteminin alt yapısını oluşturmaktır.” 2- “Hataların düzeltilmesi” kenar başlıklı 41. maddesinde, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan ... hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak düşürücü süre aranmaz.”, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun; 1- “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683. maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 2- “... yapılar” kenar başlıklı 725. maddesinde, “Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur. Böyle bir irtifak ... yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, ... yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak ... kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.” Hükmüne yer verilmiştir. Kanunda öngörülen ayrıcalıklar dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf ... üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. 4721 sayılı Kanunun 683. maddesi uyarınca, taşınmazına haksız el atılan malik, kural olarak malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Dava konusu uyuşmazlık, sınırları kadastro tespitiyle belirlenen ve tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmaza maliki tarafından inşaat başlatılıp bitirildikten ve hatta bir süre nizasız bir şekilde kullanıldıktan sonra, Kadastro Kanununun 41. maddesine dayanılarak komşu parsel maliklerince talep edilen hata düzeltme işlemi sonunda, inşa ettiği yapının komşu parsele ... hale gelmesi nedeniyle açılan müdahalenen önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Dava konusu olayda, davalı taşınmazı ve üzerindeki yapıları tapuya güvenerek aldığını beyan ettiğinden ve dosya kapsamına göre ... halin tapuda yapılan hata düzeltme işleminden sonra ortaya çıktığı ve 4721 sayılı Kanunun 725. maddesi uyarınca yapı malikine de şartların gerçekleşmesi durumunda bir takım haklar tanındığından, 8. Hukuk Dairesinin bozma kararı uyarınca sadece müdahalenin önlenmesi talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesiyle yetinilmesi; haksız müdahale kastıyla hareket etmeyen ... yapıyı kullanan davalı, dosya kapsamına göre kötü niyetli sayılamayacağından ve kendisine kusur izafe edilemeyeceğinden, aleyhine aşırı zarar doğuracak şekilde kal kararı verilmesi ilgili kanun hükümlerine aykırı olup, ilk derece mahkemesi kararının bu yönden bozulması gerekirdi. Hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluk bu gerekçelerle katılamıyoruz.