Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/7770 E. 2023/1314 K. – Vasiyetnamenin
Konu: Vasiyetnamenin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/7770
- Karar No
- 2023/1314
- Karar Tarihi
- Konu
- Vasiyetnamenin İptali
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, muris ...'in düzenlemiş olduğu .... Noterliği 13.12.2006 tarih ve 24642 yevmiye numaralı vasiyetnamenin geçerlilik koşullarını taşımadığı ve saklı paylarının verilmediği iddiası ile vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, vasiyetnamenin usul ve yasaya uygun olduğunu, işlemin iptali şartlarının bulunmadığını, diğer davalı ...'nin vasiyet alacaklısı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vasiyet alacaklısı olmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, vasiyetnamenin iptali sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin 14.02.2014 tarihli davaya tenkis davası olarak devam etme isteğinin bulunduğu yönündeki talebinin usulüne uygun harcı yatırılarak yapılmış bir ıslah olarak kabul edilemeyeceği, ıslahın usulüne uygun olarak yapıldığı kabul edilse dahi davacıların vasiyetnameyi öğrendikleri tarihin 24.03.2011 olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 571 inci maddesinde yer alan 1 yıllık hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğu, usulüne uygun açılmış bir tenkis davasının bulunmadığı belirtilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde saklı payın ihlâl edildiğinin belirtilerek Mahkemece araştırma yapılmasının istendiğini, bilirkişi raporunda tenkise yönelik hesaplama yapıldığını, 27.05.2014 tarihli 14 üncü celsede "dava dilekçesinde tenkise yönelik yeterli açıklamanın bulunduğu anlaşılmakla murisin ölüm tarihi ile dava tarihi arasındaki süre gözetilerek davalı ... vekilinin zamanaşımı itirazının reddine" şeklinde ara karar tesis edildiği hâlde hükmün gerekçesinde usule uygun açılmış tenkis talebinin bulunmadığı yönünde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle ve re'sen belirlenecek nedenlerle kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık; vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine lişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesinde; "Hâkim, Türk hukukunu re'sen uygular." düzenlemesi yer almaktadır. 06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120 nci ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ncı maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32 nci maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. 3. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tâbi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (MK.565). Miras bırakanın Medeni Kanun'un 564 üncü maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği, bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez. 4. Mutlak olarak tenkise tâbi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun'un 565 inci maddesinin 1, 2 ve 3 üncü bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlâl kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun'un 570 inci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561 inci maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563 üncü maddesinde yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. 5. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. 6. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564 üncü maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir. 3. Değerlendirme 1. Somut olaya gelince; 02.02.2011 tarihli dava dilekçesinde davacılar vekili vasiyetnamenin iptali istemi ile birlikte saklı pay ile ilgili talepte bulunarak anılan dilekçede açıkça belirtilmemiş ise de tenkis talebinde bulunmuştur. Dilekçenin kapsamından davacıların öncelikle vasiyetnamenin iptalini, olmaz ise tenkis isteminde bulundukları anlaşılmaktadır. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime ait görevdir. 2. Mahkemece 28.11.2013 günlü 12 nci celsede hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacılar vekilinden tenkis talebi ile ilgili açıklama yapması istenmiş, ara karar doğrultusunda davacılar vekili 14.02.2014 havale tarihli dilekçesinde de tenkis talebinde bulunmuştur. 3. Davanın açılması sırasında davacılar vekilince maktu harç yatırılmış, tenkis istemi yönünden bir dava değeri belirlenip harç tamamlanmamıştır. 4. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken davacılar vekilinden tenkis talebi hakkında dava değerini belirlemelerinin istenmesi, eksik nispi harcın tamamlattırılarak yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tenkis edilecek miktarın hesaplanarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.