Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/7626 E. 2023/1364 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7626
Karar No
2023/1364
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki hile, bakım borcuna aykırılık ve muris muvazaası hukuksal nedenleri ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile tescili uygun görülmezse terditli tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, tayin olunan 07.03.2023 günü için yapılan tebligat üzerine davacılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, 01.06.2017 tarihinde ölen tarafların mirasbırakanı ve babası ...’ın 06.08.2013 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile ... mahallesinde bulunan 1364 ada 4 parsel sayılı taşınmazını davalıya devrettiğini ancak mirasbırakanın ayrı bir evde yaşadığını ve 2016 yılına kadar bakıcısı tarafından bakıldığını, davalının bakıcıyı işten çıkarması ve bakım borcunu da yerine getirmemesi nedenleriyle mirasbırakanın daha sonra tekrar evlenerek eşi tarafından bakıldığını, bakım borcunun yerine getirilmemesi nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçersiz olduğunu, mirasbırakanın tek bir daire verdiğini zannederek davalı ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi akdettiğini ancak sözleşmeye konu taşınmazın üzerinde 4 katlı bina bulunduğunu, tapuda devir işlemi yapıldıktan sonra kandırıldığını anlayan mirasbırakanın, tüm binanın verildiğini öğrenmesi ve davalının bakım borcunu yerine getirmemesi nedenleriyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinden dönmek isteyerek davalıdan taşınmazını geri istediğini fakat davalının murisi oyaladığını, birçok yargıtay kararında da olduğu gibi ölünceye kadar bakma akdi karşılığında verilen şeyin diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal edecek ya da tüm mameleki kapsayacak nitelikte olmaması gerektiğini, somut olayda da murisin henüz kendisine intikal etmemiş ve fakat kendisinden önce ölen karısından intikal edecek olan arsanın dörtte bir hissesi haricindeki tek malvarlığının dava konusu taşınmazdan ibaret olduğunu, dava konusu taşınmazın 4 katlı bir ev niteliğinde, iyi bir mevkide ve oldukça değerli olduğunu, bir diğer anlatımla dava konusu taşınmazın murisin malvarlığının tamamını oluşturduğunu ve murisin tek malvarlığı olan taşınmazını davalıya devrettiğini dolayısıyla akdin geçerli olmadığını belirterek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tescilini uygun görülmezse terditli tenkisini istemiştir. Davacılar vekili, 24.04.2018 havale tarihli konu kısmında "dava dilekçesine dava konusu kısmına sehven yazılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali hususunun muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali tescil olmadığı takdirde mahfuz hissenin tenkisi olduğuna ilişkin açıklama ve ıslaha ilişkin beyanlarımız hakkında" yazılı olan ve “her ne kadar dava dilekçemizde sehven ölünceye kadar bakma akdinin iptali, tapu iptal tescil olmadığı takdirde mahfuz hisse için tenkis adı altında açılmış ise de davamızın konusu, muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil olmadığı takdirde mahfuz hisse için tenkistir, dava dilekçemizde de ayrıntılı olarak belirttiğimiz üzere, muris ölmeden önce tek mal varlığı olan dava konusu taşınmazın tamamını davalıya ölünceye kadar bakma kaydı ile vermiştir. Ancak bu taşınmazın davalıya devri muvazaalı bir şekilde yapılmıştır. Şöyle ki; muris tek daire verebilecekken terekesinin tamamını davalı üzerine aktarmıştır. Muris bu işlemi yaparken 80 yaşının üstündedir. Daha sonra muris sadece bir daire verdiğini sanmış ve davalıdan geri vermesini istemesine rağmen davalı tarafından geri verilmemiştir. Davalı, bakım borcunu yerine getirmemiştir. Açıklanan nedenlerle davamızın konusu muris muvazaasına dayalı olarak yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde mahfuz hisse için tenkis yapılması talebi olup, davamızın bu talep doğrultusunda ıslahı ile devamını talep ederim” ifadelerini içeren dilekçesini ibraz etmiştir. Davacılar vekili 05.06.2018 tarihli celsede, kısmi ıslah yaptıklarını ve davanın sebebini değiştirdiklerini ifade etmiştir. II. CEVAP Davalı, mirasbırakanın 1 adet daire verdiğini sanarak 4 katlı binayı verdiği yönündeki hile/hata iddiasının tabi olduğu 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasının mirasbırakan tarafından sağlığında ileri sürülebileceğini, davacılar tarafından ileri sürülemeyeceğini, karşılıklı akit niteliğindeki ölünceye kadar bakma sözleşmesinde tenkis iddiasının dinlenmeyeceğini, davacıların mirasbırakan babalarıyla hiç ilgilenmediklerini, kendisinin son 3 ay yatalak olan babasına (bezlemek de dahil olmak üzere) baktığını, dava konusu evin eski olduğunu, arsanın ortasından yol geçtiğini, iddia ettikleri gibi değerli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kısmi ıslah dilekçesi ile dava konusu değiştirilemeyeceğinden ıslah işlemi yapılmamış sayılarak bakım borcunun yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshini isteme hakkının bakım alacaklısına ait olması ve ivazlı akitlerden olan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tenkise tabi olmaması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili, davanın muris muvazaası nedeniyle tapu iptali tescil olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkin olduğunu, ilk derece mahkemesince kısmi ıslah olarak kabul edilen dilekçeleriyle dava konusunu değiştirmediklerini, sadece sehven yazılan dava konusunu düzelterek, dava konusu hakkında açıklama yaptıklarını, muris muvazaasının ispatlandığını, mirasbırakanın bir daire verebilecekken, tek mal varlığı olan apartmanın tüm dairelerini davalıya verilmesinin mal kaçırma kastını ortaya koyduğunu, davalının bakım borcunu yerine getirmediğini, Tanık ...'ın ifadesinden anlaşılacağı üzere murisin ölünceye kadar bakma sözleşmesini iptal etmek için avukatla görüştüğünü, davalının murise bakıcı bulduğunu, murisin bakıcıya bir daire verilmesini istediğini, murisin iradesinin fesada uğradığını, başka bakıcı aradığını, Tanık ...'nın beyanından anlaşılacağı üzere murisin davalıya bir daire verdiğini Tanık ...'ya söylediğini, tüm tanıklarının dinlenmediğini, gerekçede tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, davalının murise göz kulak olduğunu ancak gerçek anlamda birebir bakmadığını, her evlattan beklenen olağan sınırlarda bakımda bulunduğunu, tüm tanıkların ifade ettikleri gibi murisin sürekli evde bakıcısının bulunudğunu, davanın kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın ölünceye kadar bakma akdinin feshi terditli olarak tenkis isteğine ilişkin olduğunu, mirasbırakanın sağlığında sözleşmenin feshini talep etmediğini, ölümünden sonra mirasçılarının bu yönde talepte bulunmalarına yasal olanak bulunmadığını, mirasbırakanın temliki işlemi bakımının sağlanması amacıyla yaptığı gözetildiğinde ivazlı akitlerden olan ölünceye kadar bakma akdinin tenkise tabi olmayacağını, davanın tamamen ıslahına ilişkin bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi verme zorunluluğunun yerine getirilmemesi halinde ıslahın hiç yapılmamış sayılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu tespiti ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, davalarının muris muvazaası nedeni ile tapu iptal tescil olduğunu, muris muvazaasının ispatlandığını, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere murisin ölmeden önce eve avukat çağırarak tapuda tek daire devrettiğini düşündüğünü, kendisine halihazırda bakılmadığını, sözleşmeyi bozmak ve huzurevine gitmek istediğini beyan ettiğinin sabit olduğunu ancak ömrünün sözleşmeyi feshetmeye yetmediğini, dava konusu hakkında ıslah ve sehven yazılan kısmın açıklanması ile ilgili dilekçelerinin sunulduğunu, murisin terekesinin tamamını davalıya verdiğini, taşınmazın üç katlı olduğunu, bir katını verebilecekken üç katını birden verdiğini, davalının, murise bir evlat olarak olağan bakım görevini yerine getirdiğini, zaten murisin sürekli bakıcısı tarafından bakıldığını, taşınmazın devri için bakıcının işten çıkarıldığını, taşınmaz devri yapıldıktan sonra bakılmadığı için murisin sözleşmeden dönmek için evine avukat çağırdığını, murisin bakılmadığı için hayatının son günlerinde bakımını sağlamak amacıyla Suriyeli bir kadın ile evlendirilmek zorunda kaldığını, davalının her gün murisin ikametine gitme sebeplerinden birinin de alt katında oturan kızının çocuğuna bakmak olduğunu, bakıcının da tanık olarak bildirildiğini ancak mahkemece dinlenilmesine gerek duyulmadığını, davalı ... ...'in beyanında davalının akşamları evine döndüğünü belirttiğini, Tanık ...'ın ifadesinden anlaşılacağı üzere murisin ölünceye kadar bakma sözleşmesini iptal etmek için avukatla görüştüğünü, davalının murise bakıcı bulduğunu, murisin bakıcıya bir daire verilmesini istediğini, murisin iradesinin fesada uğradığını, başka bakıcı aradığını, Tanık ...'nın beyanından anlaşılacağı üzere murisin davalıya bir daire verdiğini Tanık ...'ya söylediğini, tüm tanıklarının dinlenmediğini, gerekçede tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, davalının murise göz kulak olduğunu ancak gerçek anlamda birebir bakmadığını, her evlattan beklenen olağan sınırlarda bakımda bulunduğunu, mirasbırakanın temlik etmediği malların bedellerinin tespit edilmesi gerektiğini, mirasbırakanın kalan başka bir malvarlığının olmadığını, 3 dairesinin tamamını davalıya ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devrettiğini, murisin ölünceye kadar bakma sözleşmesini yapıp taşınmaz devrini yaptığında yaşının 80’in üzerinde olduğunu, sağlık durumunun iyi olmadığını, davalının kendi kızının da aynı apartmanda oturuyor olmasından kaynaklı olarak sık sık babasının ve kendi torunlarının yanına uğradığını, müvekkillerinin kanser olması nedeniyle babaları ile davalı kadar ilgilenmemelerinin normal olduğunu, mirasbırakanın 2011 yılından 2016 yılına kadar sürekli bakıcı tarafından bakıldığını, sonraki dönemde de evlilik yaptığını ve eşi tarafından bakıldığını, davalının sadece haftada bir iki gün uğradığını, davanın kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hile, bakım borcuna aykırılık ve muris muvazaası hukuksal nedenleri ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile tescili uygun görülmezse terditli tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi 2. Borçlar Kanunu'nun 39 uncu maddesine göre, yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 611 inci maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına Yasa'nın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. 4. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur. 5. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sonuç olarak; “Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanunun 507 ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına” hükmedilmiştir. 6. Muris muvazaasını öteki nispi muvazaalardan ayıran unsur ise mirasçıları aldatmak amacıyla yapılmasıdır. Daha açık bir anlatımla, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır. 7. Bu nedenle, miras bırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacı mirasçılarından mal kaçırmak olmalıdır. Murisin mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmaması hâlinde 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını uygulama olanağı bulunmamaktadır. 8. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda ispat yükü ise muvazaanın varlığını iddia eden tarafa aittir. Gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesindeki “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmü ve gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190/1 inci maddesindeki “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” hükmü uyarınca, miras bırakanın yaptığı temlikteki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu, bu hususu ileri süren davacı taraf kanıtlamalıdır. 9. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. 10. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması ise genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanması yanında, birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişkiler, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir. 11. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/5472 Esas, 2022/5800 Karar ve 05/10/2022 Tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: "... Açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan dinlenmez. ..." 12. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 565 inci maddesi şöyledir: "a. Tenkise tâbi kazandırmalar Madde 565- Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir: 1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi, 2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, 3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, 4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar." 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde "birçok yargıtay kararında da olduğu gibi ölünceye kadar bakma akdi karşılığında verilen şey, diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal edecek ya da tüm mameleki kapsayacak nitelikte olmamalıdır. Somut olayımızda murisin henüz kendine intikal etmemiş ölen karısından intikal edecek bir arsanın dörtte biri dışında tek mal varlığı dava konusu olan taşınmazdır. Bu dava konusu taşınmaz aslında 4 katlı bir ev olup iyi bir mevkide değerli bir yerdir. Yani malvarlığının tamamı budur. Bu haliyle düşünüldüğünde de yapılan akit geçerli değildir” ifadelerine yer vererek müvekkillerinin mirastan mahrum bırakılması nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçersiz olduğunu ifade etmiş; 20.04.2018 havale tarihli dilekçesi ile davasının muris muvazaası nedeni ile tapu iptal tescil olmadığı takdirde terditli tenkis isteğine ilişkin olduğunu açıklamıştır. 3. Her ne kadar mahkemece, davacı tarafın 20.04.2018 havale tarihli dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiş ise de, anılan dilekçenin davayı aydınlatıcı mahiyette ibraz edildiği, dava dilekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde dayanılan maddi vakıalar ile netice-i talebi açıkladığı, davacının iddiasını değiştirmediği ya da genişletmediği tespit edilmiştir. 4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.4.1990 gün ve 1990/1–152, 1990/236 sayılı kararında vurgulandığı gibi, davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Hukuki sebeplerden bir tanesinin diğer hukuki sebebin incelenmesine olanak verir niteliği bulunduğu sürece önem ve lüzum derecesine göre birden fazla hukuki sebep aynı davada inceleme ve araştırma konusu yapılabilir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığın hile, bakım borcuna aykırılık ve muris muvazaası hukuksal nedenleri ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile tescili uygun görülmezse terditli tenkis isteklerine ilişkin hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. 5. Borçlar Kanununun 39 uncu maddesine göre 1 yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediğinden, hile nedeni ile ölünceye kadar bakım akdinin iptaline ilişkin talebin reddi yerindedir. 6. Bakım borcunun yerine getirilmemiş olması nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanabileceği bir hak olduğundan bu yöndeki talebin reddi yerindedir. 7. Ne var ki mahkemece muris muvazaası yönünden herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiş olduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının "Değerlendirme" Bölümünün 7 numaralı maddesinde belirtilen sebeplerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/7626, K. 2023/1364, T. 07.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-7626-e-2023-1364-k-b95bd8bceaef