Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/3799 E. 2021/3918 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/3799
Karar No
2021/3918
Karar Tarihi

7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01/06/2000 tarihinde verilen dilekçeyle kal talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 23/05/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, Muğla ili, Milas ilçesi, Kıyıkışlacık Köyü, Zindaf Çanacık Mevkiinde kain, 13.04.1988 tarih, cilt 190, sayfa 25, sıra 2’de kayıtlı taşınmazın hazine adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın 3573 sayılı Yasa gereğince zeytincilik sahası olarak ayrılan yerlerden olduğunu, dava dilekçesine ekli olarak sundukları krokide gösterilen 9.387,00 m²'lik alana davalıların inşaat yapmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu belirterek, davalıların elatmasının önlenmesine, inşaatların kal'ine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde özetle, davanın haksız olduğunu, 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesine göre yapı kayıt belgesi alınması sonrasında rayiç bedel ile satın alma hakları bulunduğu gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur. Yargılama sırasında dava konusu yerde kadastro çalışmaları yapılması sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, ancak Kadastro Mahkemesince, yıkım talebi yönünden davanın tefriki ile tekrar görevsizlik kararı verilerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve bu karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalıların yapı kayıt belgesinin bulunması ve yıkımın fahiş zarara yol açacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, davalıların bir kısmının yapı kayıt belgesi alması nedeniyle satın alma haklarının olması, almayanlar yönünden ise diğer kişilerin durumunun emsal olma durumu nazara alınarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza yapılan muhdesatın yıkım talebine ilişkindir. Somut olayda, dava konusu yer tapunun 13.04.1998 tarihli, cilt 190, sayfa 25 ve 2. sırasında kayıtlı olup zeytinlik vasfıyla Hazine adına kayıtlı iken, bölgede yapılan kadastro çalışması sonucu görülmekte olan dava bulunması nedeniyle malik hanesi boş bırakılmış, yargılama sonunda 14.02.2012 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş, tapunun beyanlar hanesinde ise her bir muhdesatın ayrı ayrı davalılar tarafından yapıldığı belirtilmiştir. Daha sonra 3402 sayılı Kanunun 22/A maddesi uyarınca yapılan çalışma sonucu, 480 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olarak zeytinlik vasfıyla Hazine adına 07.03.2014 tarihinde tescil edilmiştir. 18/05/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7143 sayılı Kanun ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16/1. maddesine göre alınan yapı kayıt belgesi kişilere mülkiyet hakkı kazandırmaz. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, eşya hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise TMK’nin 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2. maddesi, bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına olanak sağlamaktadır. TMK’nin 722/1. maddesine göre; “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.”, TMK’nin 723. maddesine göre; “Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hakim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.” Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde muhdesat şerhi bulunan davalılar hakkında asgari levazım bedeli depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 14.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/3799, K. 2021/3918, T. 14.12.2021, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-3799-e-2021-3918-k-0e0689cc6efd