Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/4843 E. 2013/11147 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/4843
Karar No
2013/11147
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak sözleşmeyi 24.02.2011 tarihinde feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, ve bazı işçilik alacaklarını talep etmiştir. Davalı, davacının 12,21,24/02/2011 tarihinde devamsızlık yaptığı için haklı nedenle sözleşmenin feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının işçilik alacaklarının ödenmediğinden haklı olarak iş akdini feshettiği bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanacağı ,diğer işçilik alacaklarına da ispatlanmış olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı işçinin fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil çalışması yapıp yapmadığı, yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamadığı uyuşmazlık konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/2-e maddesi “İşçinin işveren tarafından ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse işçinin bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmesini feshedebilir” hükmünü, 4857 sayılı kanunun 120. maddesi uyarınca da halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı kanunun 14/I-2. maddesi ise ”Bu kanunu tabi işçilerin hizmet akitlerinin işçi tarafından bu kanunun 1475 sayılı kanun 16. (4857 sayılı kanunun ise 24. maddesinin karşılığı) maddesi uyarınca feshedilmesi halinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir” hükmünü ihtiva etmektedir. 4857 sayılı İş Kanununun 59'uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. Fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil çalışması yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir. Fazla çalışmanın ve ulusal bayram genel tatil çalışmasın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Somut olayda davacı genel tatil günleri dahil, günde 16 saat çalıştığını, davalı ise fazla mesailerinin bordrolarda gösterilip kendisine ödendiğini savunmuştur Dosya kapsamına davacının imzasını taşıyan fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil çalışması tahakkuku içeren bordrolar sunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu bordrolardan büyük çoğunluğu asgari ücretin altında olmasından dolayı geçerli sayılmamış ve fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil ödemesi olan bu dönemlere ilişkin olarak da işçilik alacağı hesaplanması yoluna gidilmiştir. Bordrolarda ücretin asgari ücret altında gösterilmiş olması imzalı bordroları geçersiz hale getirmez. Bu nedenle bordrolara itibar edilmemesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken davacının imzası bulunan ve fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücreti tahakkuku içeren aylar hesaplama dışı tutularak fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hesaplanması ve çıkacak sonucu göre de davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamadığını tespit etmektir. Bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Mahkemece davacının son 1 yıllık ücretli izin alacağının kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki davalı işveren son bordroda 371.00 TL yıllık izin tahakkuku yapmış ve bu miktarı davacının banka hesabına yatırmıştır. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bordroda tahakkuk ettirilen miktarın bankaya eksik yatırıldığından bahisle ödeme kabul edilmemiştir. Davacının son bordrosunda 200,00 TL’lik bir avans ödemesi bulunmaktadır. Yani bordro da en son ücret alacağın az çıkmasının nedeni budur. Bu nedenle davacının son yıla ilişkin olarak izin alacağının ödenmiş olmasına rağmen talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 13.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4843, K. 2013/11147, T. 13.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-4843-e-2013-11147-k-7f6982c2d701