Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/3843 E. 2013/9885 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/3843
- Karar No
- 2013/9885
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, yapılan fazla çalışmaların karşılığının ödenmediğinden bahisle halen çalışmaya devam ederken fazla çalışma ücreti alacağının tahsili için dava açmış, daha sonra açılan davadan vazgeçmesi için baskı yapıldığından bahisle haklı nedenle iş akdini feshettiğini beyanla kıdem ve ödenmeyen son 2 aylık maaş farkı alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, işe girip çıkarken kart basıldığını bu nedenle kural olarak fazla çalışma yapılmadığını, yapılan ay varsa mutlaka bedelinin ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tanık beyanlarına göre fazla çalışma sürelerini bilerleyen bilirkişi raporuna dayanılarak fazla çalışma ücreti talebinin kabulüne ve ödenmeyen 2 aylık ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve ücret alacağı bulunup bulunmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Ücret alacağı yönünden; 4857 sayılı İş Kanununun 37'nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı Yasanın 32'nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce res'en yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir
Somut olayda, davacı vekilinin 28.6.2010 tarihli dilekçesinde, asgari tutar kadar ücret alacağının bankaya yatırıldığı ancak elden ödenen farkın verilmediğini iddia ettikleri yönündeki beyanı ve davalının ilgili aylara ait ücretlerin hak edilmesini takiben bankaya yatırıldığını savunması karşısında dava tarihi ile bağlı kalmaksızın tüm ödemeleri gösterir banka kayıtlarının getirtilmesi gerektiği, getirtilen banka kayıtlarından yapılan ödemeyle bordroların uyuşup uyuşmadığının birlikte değerlendirilmesi, ödeme varsa mahsubu ile ücret alacağı konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir.
Fazla çalışma ücretinin tespiti hususunda ise, tüm çalışma dönemini kapsayacak şekilde dosyaya sunulan işe giriş çıkış kayıtlarının elektronik ortamda tutulmuş kayıtlar olduğunun gözden kaçırılarak işçinin imzasını taşımadığından bahisle delil olarak değerlendirilmeyen ve yazılı bir delil varken takdiri delil olan tanık beyanlarına göre fazla çalışma sürelerini belirleyen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözardı edilerek talebin kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak işe giriş çıkış saatlerini gösterir kayıtlara göre fazla çalışma hususunun belirlenmesi çıkacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.