Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/3143 E. 2013/1763 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/3143
- Karar No
- 2013/1763
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, işverence yapılan feshin geçersiz olduğunu, feshin soyut ve gerekçesiz yapıldığını belirterek, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 17, 18 ve 19. maddeleri gereğince işçinin davranışları ve yetersizliğinden kaynaklanan geçerli nedenlerle feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalı işverence davacının feshe konu hususlar hakkında savunmasının talep edildiği, davacının 08/09/2011 tarihinde yazılı olarak savunma verdiği, 09/09/2011 tarihinde ise hizmet aktinin feshedildiği, ancak dosya kapsamından davalı işverenliğin davacının savunmasını usulen aldığı, esas itibarı ile davalı işverenliğin niyet ve amacının savunma istediği tarihte belli olduğu, davacı işçinin davalı işverenliğe verdiği yazılı savunmasında pek çok iddia ve beyanda bulunduğu bu iddia ve beyanların hiç birinin "fesih ihbarı" belgesinde gerekçelendirilmediği ve işçinin savunmasına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığı, davalı işverenliğin hizmet aktini feshederken kendisine dayanak yaptığı "2011 yarıyılı performans düşüklüğü" gerekçesinin irdelenmesine gelince ; 2011 yılı ilk yarısı içerisinde 01/04/2011 tarihli ve...isimli davalı işveren şirket yetkililerinin imzalarını taşıyan belge ile davacının terfi ettirildiği, bu durumun fesih nedeni ile çeliştiği ve performans düşüklüğü .../.. 2013/3143-1763 S.2 gerekçesinin objektif kriterlere dayanmadığı, kaldı ki 3,5 yıldan uzun süredir davalı işverenlikte başarılı performans gösterdiği anlaşılan davacının belli bir dönem ferfomans düşüklüğü yaşadığı kabul edilse dahi bu performans düşüklüğü iddiasının iş akışının bozulmasına yol açtığı hususu delillerle ispatlanamadığı, davacının başka birimlerde görevlendirilip görevlendirilemeyeceği alternatifinin de değerlendirilmeden bu durumun derhal hizmet aktinin feshine konu yapılmasının da dürüstlük ve objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağından aktin feshine dayanak yapılan bu sebebin geçerli ve haklı bir sebep olmadığı, davacı işçiye tek taraflı ağır sorumluluklar yükleyen yönetmelik ve talimatlara aykırı davranışların hizmet aktinin feshinde hemen ve ivedilikle işçi aleyhine kullanılamayacağı, davalı işverenliğin disiplin cezası, para cezası, görev yeri değişikliği gibi iş koşullarını değiştirme imkanı var iken feshin son çare olduğu hususu düşünülmeden hizmet aktinin feshini gerçekleştirdiği, davacının yüksek kredi kartı borçlarının olmasının ise davacının işi ile ilgisinin olmadığı, bu hususta diğer çalışanların da sürekli ve düzenli kredi kartı borçlarının takip edilip edilmediğinin veya borçların nasıl ödendiğinin kontrol edilip edilmediğinin belli olmadığı, ayrıca davalı işverenin çalışanlarının işi ile ilgisi olmayan harcamalarını kontrol edemeyeceği böylelikle somut olaydaki gibi ekstrelerin talep edilemeyeceği, davalı işverenliğin bu yöndeki gerekçelerinin işçinin yeterlililiğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan bir sebebe dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı temyiz edilmiştir. Taraflar arasında İş Sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. İş Kanununun 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II.maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir ../. 2013/3143-1763 S.3 davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi süresince herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesinin ikinci fıkrasına göre geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda, davacının iş sözleşmesi, 09.09.2011 tarihli fesih bildirimi ile " banka ile olan hizmet aktinin 8 Eylül 2011 tarihli savunması da dikkate alınmak suretiyle yaptığı tespit/belirleme ve değerlendirmeler sonucunda; 24 Haziran 2011 tarihinde görev yaptığı şubeye gelerek hesabına yüksek tutarda bakiye yatırmak isteyen ... numaralı müşterinin talebi uygulamalara aykırı olması nedeniyle gerçekleştirilmemiş sonrasında konuyla ilgili şube yöneticisine yapmış olduğu açıklama müşteri ile borç/alacak ilişkisine girdiğine dair şüphe uyandırmış ve detaylı inceleme için konunun Güvenlik ve Dolandırıcılık Risk Birimine iletildiği, bu birim tarafından yapılan inceleme sonuçlarına göre Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında bankaya ve farklı bir bankaya ait kredi kartından ... müşterinin sahip olduğu firmada muhtelif tutarlarda harcama yaptığı ve hemen ardından kredi kartlarına benzer tutarlarda ödeme gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, söz konusu işlemler kredi kartını gerçek olmayan harcamalar için kullandığı, bu yöntemle halihazırda devam eden borçlarını ödediği ve işyerinin de kredi kartı harcaması üzerinden uygunsuz komisyon elde etmesini sağladığı şüphesini yarattığı ve bankanın görev tanımı dahilinde kendisine duyulan güvenin zedelenmesine yol açtığını, göreve başlarken imzalamış olduğu davranış yönetmeliğine aykırı bir şekilde, çalışan olarak müşteri ile gerçekleştirdiği bu işlemler sonucunda bankanın imaj kaybı riskine neden olduğunun belirlendiği, banka ve diğer muhtelif finans kurumlarından almış olduğu kredi ve kredi kartının aşırı kullanımı ve buna bağlı olarak yüksek borçluluğunun bulunduğu tespit edildiği, bireysel pazarlama yönetmen yardımcısı olarak görev yaptığı ekibin iş sonuçlarına aktif bir şekilde katkıda bulunmadığının tespit edildiği, 2011 yarıyılı performans puanının "4/davranış veya performans beklentilerini karşılarken istikrarsızlık gözlemleniyor, emsallerinin ve rekabet piyasasının gerisinde kalıyor" şeklinde belirlendiğini, bu nedenlerden dolayı 17-18-19 maddeleri uyarınca görev dönemi ile ilgili hukuki sorumlulukları ve yasal haklar saklı kalmak kaydıyla iş aktinin 9.9.2011 tarihi itibariyle feshedildiği" anlaşılmıştır. .../.. 2013/3143-1763 S.4 Mahkemece, davacı işçinin performans yetersizliğinin ispat edilemediğinin kabulü yerinde ise de özellikle davacının borçluluk durumu ve davalı banka ve diğer finans kurumlarından almış olduğu kredi ve kredi kartının aşırı kullanımı konusunda mahkeme gerekçesinin yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Davalı işveren tarafından 07.09.2011 tarihinde davacının feshe konu hususlar hakkında savunması talep edilmiştir. Bu savunma talebine karşı davacı işçi 08.09.2011 tarihli savunmasında; yüksek borçluluğu kabul etmiş olup bunun nedeninin daha önce prim sistemi ile çalışmakta iken Mayıs 2010 tarihinde primli çalışmanın iptal edilerek 1 Mayıs 2011 tarihine kadar prim gelirinden yoksun olduğundan her ay borçlanmasının arttığını, ...'ı uzun süredir tanıdığını, aile dostu olduğunu, kendisinin bankada herhangi bir ürün kullanmadığını, mevcut kredi kartı borçlanmasını bildiği için "istersen kredi kartı borcunu ben ödeyeyim, ödediğim kadar kullanırım" dediğini, daha sonra şube müdürü tarafından yüksek kredi kartı borçlanması yüzünden sözlü olarak uyarılınca kullanmış olduğu personel kredileri dahil olmak üzere tüm kredi kartlarını ailesinin de yardımıyla ödeyip kapattığını, sadece konut kredisi ile bir adet ihtiyaç kredisinin kaldığını, mevcut borçluluk durumunu kontrol altına aldığını, performans değerlendirmesinin ise çok adilane olmadığını düşündüğünü, özveri ile çalıştığını, mevcut borçları nedeniyle insan kaynakları tarafından uyarıldığının yöneticisi tarafından sözlü olarak tebliğ edildiği anda gerekli aksiyonu alıp mevcut borçlarını kapatması ile hatalarından ders aldığını beyan etmiştir. Kredi kartı hesap ekstrelerinde ismi geçen ... davacı tanığı olarak dinlenmiş " davacının aşırı derecede borçlu olduğunu, kendisinden ucuza mal alıp başka birilerine sattığını, ek iş gibi bir şey yaptığını, nakit ödeme yapamadığını, kredi kartıyla ödeme yaptığını, davacının yaptığı bu ek işin tahminince banka üst düzey görevlilerince bilinmediğini, davacının aldığı mallar karşılığında kredi kartı ile ödeme yaptığını, bu kartın kendi şahsi kartı olduğunu ve gerçek anlamda mal alıp malları başkalarına sattığını" beyan etmiştir. Davacıya ait kredi kartı ekstreleri incelendiğinde de Mayıs-Ağustos 2011 döneminde ... ya da bu kişiye ait ... Tekstil açıklamalı bir kısım işlemlerin yer aldığı, özellikle ... ait kredi kartından aynı gün ya da kısa aralıklarla yüklü kullanımlar bulunduğu, yine bu borçların daha sonra ödendiği görülmektedir. Hal böyle olunca davalı bankada bireysel pazarlama yönetmen yardımcısı ünvanı ile çalışan davacının, gerek .../.. 2013/3143-1763 S.5 davalı bankaya ait kredi kartını gerekse dava dışı bankalara ait kredi kartlarını kullanmak suretiyle yüksek borçluluk durumuna girdiği, görevi dışında ayrıca davacı tanığı...'den tekstil malzemesi alarak sattığı ve böylece ek iş yaptığı anlaşılmıştır. Her ne kadar kredi kartı ile gerçek işlemler için harcama yaptığı ve bu harcamaları daha sonra ödediği görülmekte ise de; yaptığı işin niteliği gereği yaptığı işlemlerin davalı banka işleyişine aykırılık oluşturduğu açıktır. İş sözleşmesi taraflara karşılıklı yükümlülükler yükleyen bir sözleşmedir. Yine tarafların güven ilişkisi içerisinde üzerlerine düşen vazifeleri usulüne uygun şekilde yerine getirmeleri de zorunludur. Davacının yüksek borçluluk durumu ve kredi kartı kullanım şekli ile özellikle davacı tanık beyanına göre ek iş yaptığı ve bu durumun işverence bilinmediği de dikkate alındığında davacının bu davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve güven ilişkisi zedelenen işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi beklenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle işverenin feshi, davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığından, davanın reddi gerekir. Yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 18,40 TL harcın tenzili ile bakiye 5,90 TL harç giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 21,25 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6.Artan gider ve delil avansının istek halinde ilgilisine iadesine, 7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 27.02.2013 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.