Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/3105 E. 2013/5671 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/3105
- Karar No
- 2013/5671
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını doldurarak iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının 38 yaşında olduğunu, emekliliğe dayalı olarak kıdem tazminatı talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, SGK'dan aldığı emeklilik hakkını kazandığına dair yazıyı ibraz etmek suretiyle hizmet akdinin davacı tarafından sonlandırıldığı, davacının işten ayrıldıktan sonra sigorta kayıtlarına göre bile 3 ay sonra bir başka işyerinde işe başladığının görüldüğü, bu sürenin makul bir süre olmadığı, başka bir işyerinde çalışmak niyetinde olan kişinin yalnızca kıdem tazminatı alabilmek için bu yola başvurmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120'nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır. 4447 sayılı Yasanın 45'inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Somut olayda; davacının SGK İstanbul İl Müdürlüğü’nün 15.07.2010 tarihli yazısı ile 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 gün prim ödeme gün sayısını doldurduğu ve davacıya kıdem tazminatı ödenmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı bildirilmiştir. Davacı 27.09.2010 tarihli ihtarname ile SGK’nın 15.07.2010 tarihli yazısı ile sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurduğunun tespit edilmesi nedeniyle iş sözleşmesini 30.09.2010 tarihi itibariyle feshettiğini davalı tarafa bildirmiştir. Davacının hizmet cetveline göre 23/12/2010 tarihinde başka bir işyerinde işe başladığı görülmektedir. Mahkemece davacının 38 yaşında olması, 3 ay sonra işe girmesi nedeniyle iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle feshi üzerinden makul sürenin geçmediği, davacı tarafından yaşam koşullarının değişmesi nedeniyle yeniden işe girdiğine yönelik bir iddiasının da bulunmadığı gerekçesiyle davacının kıdem tazminatı talebi reddedilmiş ise de davacının yaş hariç emeklilik için yasanın belirlediği sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurduğunun ihtilafsız olması, davacının kendisine yasa ile tanınmış olan hakkını kullanması ve somut olayda MK.'nun 2.maddesinin uygulanma olanağının bulunmaması karşısında mahkemece kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.