Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/22866 E. 2013/17071 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/22866
Karar No
2013/17071
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe İade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle geçersiz olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili, davanın şirket aleyhine ikamesinin mümkün olmadığını belirtirken davalı ... vekili, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece 19.09.2011 tarih ve 2010/702 E.,2011/370 K.sayılı kararı ile verilen işe iade kararı, Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 21.06.2012 tarih ve 2011/18254 E., 2012/14163 K.sayılı kararı ile davalı şirketler arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Yasanın 2/6-7 maddeleri yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bahisle bozulmuş olup mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı dikkate alınarak davalı ... A.Ş yönünden davanın reddine, feshin haklı veya geçerli nedene dayanmadığı, bu nedenle geçersiz olduğu ancak feshin sendikal nedenle yapıldığına dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile davalı ... A.Ş. yönünden ise kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesinde yapılan tanıma göre, “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverene alt işveren denilir”. Bunlara ayrıca, taşeron, aracı, müteahhit, alt yüklenici gibi isimler de verilmektedir. Alt-asıl işveren arasındaki ilişki, niteliğine göre, eser, taşıma, kira gibi sözleşmelere dayanır. Alt işveren üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda, ama kendi adına ve bağımsız bir biçimde yürütür. Çalıştırdığı işçilerle kendi adına iş sözleşmesi yapar; gerekli talimatları verir; işçilere ücretlerini kendisi öder; ücret bordrolarını düzenler; SSK primlerini yatırır. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için; alt işveren, işçilerini asıl işverene ait işyerinde, asıl işverenden aldığı iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırıyor olmalı ve asıl işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde ya da asıl işin bir bölümünde çalıştırmalıdır. Bu anlamda verilen iş süreklilik arzetmeli, anahtar teslimi verilmiş olmamalıdır. 4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar vardır. Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren, ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerekir. Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. maddesine göre “Araçların muayeneleri Ulaştırma Bakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarında yapılır. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Ulaştırma Bakanlığının onayı ile alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşulu ile devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz”. Dosya içeriğine göre davalı ... A.Ş. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. Maddesi uyarınca araçların muayenelerini yapmak ve istasyon açmak üzere Ulaştırma Bakanlığı’ndan yetki almıştır. Sözleşme ile bu yetkisini diğer davalı şirkete devretmiş, davacı işçi de davalı ... AŞ işçisi olarak çalışmıştır. Somut uyuşmalıkta, davacının iş sözleşmesi sendikaya üye olduktan sonra 21/10/2010 tarihli fesih bildirimi ile “18/10/2010 tarihinde yardımcınız ... ...'ın şirket içerisinde farklı bir göreve getirilmesi nedeni ile cafede yalnız çalışacağınız ve bu nedenle görev yerinizden ayrılacağınızda ... ...'ı çağırmanızı ve kendisi görev yerine gelince cafeyi terketmeniz ve hiçbir yere ayrılmamanız konusu İstasyon Amiri Mehmet İleri tarafından tebliğ edilmiştir. 19/10/2010 tarihinde izinsiz olarak ve ... ...'ı yerinize bakmak için çağırmadan görev yeriniz cafeden ayrıldığınız istasyon Amiri Mehmet İleri tarafından tespit edilmiştir. Konu ile ilgili olarak tarafımızdan savunma istenmiştir. Savunmanızda Genel Müdürümüz Sn. Hasan Demirtaş'a birşey sormak için gittiğinizi belirtmişsiniz. Ancak Genel Müdürümüz Sn. Hasan Demirtaş istasyona ilk geldiğinde öncelikle cafeye gelerek ziyaret gerçekleştirmiştir. Kendisi cefeyi ziyaret ettiğinde işleriniz ile ilgili sorularınızı sormadığınız ve bu nedenle kendisi gittikten sonra görev yerinizi boş bırakarak yanına gittiğiniz belirlenmiştir. Aynı davranışı farklı zamanlarda tekrarlamanız işi savsakladığınızı ve önem vermediğinizi göstermektedir. Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunun 25. Madde / 2-1 bendine göre iş akdiniz feshedilmiştir.” denilerek fesih edilmiştir. Dinlenen tanık beyanları davacı ile aynı işyerinde çalışan yakın tarihlerde işten çıkarılan işçilerin müracaatı üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişi tarafından hazırlanan 15.02.2011 tarihli rapor, sendikanın yetki prosedürüne ilişkin yazıları ile sendikaya üye olan, istifa eden, istifa ettikten sonra işyerinde halen çalışan işçisi sayısı ile sendika üyesi olup işten çıkarılan işçisi sayısı, davacı ile aynı yerde çalışan 10/12/2010 tarihinde işten çıkarılan Süleyman Kaçar'ın açtığı işe iade davası sonucunda Antalya 3. İş Mahkemesince verilen 23.11.2012 tarih ve 2012/285 E., 2012/764 K sayılı iş sözleşmesinin feshinin sendikal nedenlere dayandığına dair işe iade kararının temyizi üzerine Yargıtay 9.Hukuk Dairesince 31.01.2013 tarih ve 2013/1627 E., 2013/3805 K sayılı onama kararı, yine aynı yerde çalışan 21/10/2010 tarihinde işten çıkarılan işçi Cihan Metin tarafından açılan davada verilen kararın ortadan kaldırılarak her iki davalının birlikte sorumlu tutulmasına ve iş sözleşmesinin feshinin sendikal nedenle yapıldığına dair 9. Hukuk Dairesi'nin 23/05/2012 tarih ve 2013/22885 Esas 2013/22909 Karar sayılı ilamı ile Dairemizin 03/07/2013 tarih ve 2013/17246 Esas, 2013/12521 Karar sayılı Hüseyin Deniz tarafından açılan davada verilen kararın davalıların birlikte sorumlu tutulması ve feshin sendikal nedenle yapıldığının kabulü gerektiği gerekçesi ile bozularak ortadan kaldırılmasına ilişkin kararı birlikte değenlendirildiğinde haklı veya geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak feshin davacının sendikal faaliyetleri nedeniyle yapıldığı kanıtlandığından, işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. Maddesi uyarınca belirlenmemesi hatalıdır. Öte yandan davalı ... ... A.Ş.'nin asıl işveren olarak kabul edilmemesi ve davanın bu şirket yönünden reddedilmesi hatalı bulunmuştur. Zira davalı ... asıl işini diğer davalıya devretmiştir. 2918 sayılı Kanunun 35. Maddesi ile tanınan bir yetki olduğundan, davalının asıl işini bu şekilde vermesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/5 maddesine aykırılık bulunmamaktadır. Kaldı ki gerek işletim sözleşmesindeki ayrıntılı hükümler gerekse işçilerin ... Şirketi tarafından alınarak eğitime tabi tutulması ve sonrasında diğer şirketlere devredilmesi, kontrol ve denetim yükümlülüğünün ... Şirketine ait olması, alt işleticisinin eylemlerinden ... ... Şirketinin sorumluluğunun devam etmesi gibi gerek Yönetmelik hükümleri gerekse işletim sözleşmesi ve 2918 sayılı Yasanın 35.maddesinden anlaşılmıştır. Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerindedir. Davalı şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu kabul edilmeli, bu şekilde asıl işverenin işe iadenin sonuçlarından diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğu cihetine gidilmelidir. ( aynı yönde Yargıtay 9 HD, 28.01.2013 tarih ve 2012/21569 E.-2013/3163 K sayılı kararı) 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının alt işveren ... Araç Muayene İst.Yap.İşl.AŞ işyerine İŞE İADESİNE, 3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları tazminat miktarının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. Maddesi uyarınca davacının takdiren 1 yıllık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilin tahsilinin GEREKTİĞİNE, davacı işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücretin yapılacak bu ödemeden mahsubuna, 5.Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 17,15 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 7,15 TL har giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,, 6.Davacının yaptığı 394,30 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptıkları yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, diğer davalılardan harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 22.10.2013 gününde oybirliği KESİN olarak ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/22866, K. 2013/17071, T. 22.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-22866-e-2013-17071-k-975ae9956291