Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/20979 E. 2013/14942 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/20979
Karar No
2013/14942
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, iş akdinin davalı işverence haksız feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve 4857 sayılı İş kanunu 21.maddedeki haklarının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 E., 2007/155 K. sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamanın gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir. Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur. AİHM'ye göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/ bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Somut olayda mahkemece, davalıya 12/07/2012 de dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davalı tarafından 25.07.2012 tarihinde İstanbul 2. İş Mahkemesinden cevap süresinin uzatılmasına dair dilekçe gönderildiği, 31.07.2012 tarihinde cevap süresinin iki hafta uzatılmasına karar verildiği, 03/08/2012 tarihli Ön İnceleme Davet Tutanağında HMK 316. madde vd. dilekçeler aşamasının tamamlandığı belirtilmiş ve ara kararının 2. nolu kısmında cevap dilekçesi, delil dilekçesi ve beyan dilekçesinin duruşma günü ile birlikte taraflara tebliğe çıkartılmasına karar verilmiş, 06/12/2012 tarihli Ön İnceleme Duruşma Tutanağında ise birbiriyle çelişir tarzda; Dava dilekçesi ile cevap dilekçesinin yazılan müzekkere cevapları ile delillerin HMK 320/1 uyarınca incelenmesinde; dosya üzerinden karar verilemeyeceğinin anlaşıldığı, cevap dilekçesi verildiği, karşı tarafa tebliğ edildiği, tarafların delil listesini sunduğu, HMK 119 ve 126. maddelerine göre dava ve cevap dilekçelerinin usulüne uygun olduğunun anlaşıldığı tutanağa yazıldıktan sonra davalı tarafça cevap dilekçesi verilmediği süre uzatım dilekçesi verildiğinin anlaşıldığı şeklinde yazılmıştır. Davalı tarafça temyiz dilekçesinde ve yargılama aşamasında İstanbul 6. İş Mahkemesinde 25/12/2012 tarih ve 2012/1316 muh. Nolu 03.01.2013 yazı işleri müdürü havaleli 06.12.2012 tarihli celse ve ara kararına karşı sunduğu beyan dilekçesinde: cevap dilekçesi verildiğinin bildirildiği, ve yargılama aşamasında cevap dilekçesi sunmak için ek süre talep ettiği anlaşılmakla mahkemece dosya kapsamında davalı tarafın cevap dilekçesi ve delil listesine rastlanmadığından davalı şirketin varsa süresinde sunulan cevap dilekçesi, delil listesi ve eklerinin (temyiz dilekçesinde belirtilen İstanbul 4. İş Mahkemesi 09/08.2012 tarih ve 2012/1134 muhabere numarası ile yer alan kayıt teyidi ile birlikte) araştırılarak davalı savunmaları ile birlikte delillerin incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususa açıklık getirilmeden davalının hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş; davalı vekiline savunma yapmak imkanı verilerek davalı tarafın tüm delilleri toplanarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/20979, K. 2013/14942, T. 18.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-20979-e-2013-14942-k-c0b65d7d6272