Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14228 E. 2013/23088 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/14228
Karar No
2013/23088
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı, davalı şirkete bağlı olarak diğer davalı Bakanlığa ait Devlet Hastanesinde temizlik ve ara elemanı olarak çalıştığını, emekli olarak işyerinden ayrıldığını bildirerek, kıdem tazminatı ile çalıştığı dönem içinde kullandırılmayan yıllık izin ücretinin ödetilmesini istemiştir. Davalı Bakanlık, ihale makamı olduklarını, davacının kendi işçisi olmadığını bu nedenle alacaklarından sorumlu olmadıklarını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını bildirerek, davalı şirket, davacının hastane yetkililerinin emir ve talimatları altında çalıştığını, asıl işverenin ... olduğunu ve haklarında açılan davanın husumetten reddini, ayrıca sadece kendi yanında çalıştığı dönemden sorumlu olması gerektiğini savunarak davanın esastan reddini istemişlerdir. Mahkemece, “Davacının davalılara ait işyerinde 16/11/1998 yılında işe girdiği ve 28/03/2011 tarihinde işten ayrıldığı davalı ... Bakanlığının asıl işveren olduğu, davalı şirketle birlikte sorumlu bulundukları, taşeron firmalar arasındaki ilişkinin işyeri devri niteliğinde olduğu devir söz konusu olduğundan iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm hak ve borçları ile birlikte devralan şirkete geçtiği, Bakanlığın hizmet alımı ile hastanenin temizlik işlerini alan şirketlere bıraktığı ayrıca hizmet alımları tip sözleşmesi ile işçi sayısı ve ücretlerini belirlediği, işe alma ve işten çıkarmanın yüklenici alt işverene ait olduğu, işe alma ve işten çıkarmanın yüklenici firmanın sorumluluğunda olduğu, bu nedenle ...'nın asıl işveren olarak davalı şirketinde işyerini devralan son işveren olarak sorumlu oldukları gerekçesiyle ödenen kıdem tazminatının mahsubu ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59 ncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59 ncu maddesinde, iş sözleşmesinin feshi halinde kullanılmayan izin sürelerine ait ücretlerin, son ücret üzerinden ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. Ancak, Yasada izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur. Bununla birlikte, faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanmalıdır. Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması doğru değildir. Somut olayda, davalıların delil dilekçesinde “vesair delil” demek suretiyle yasal delilerden yemin deliline başvurduğunun gözönünde tutularak davalılara yemin deliline dayanma hakkı bulunduğunun hatırlatılması ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir. Ayrıca, kabul şekli bakımından da yasal düzenleme gereği yıllık izin ücretinin davacının en son çıplak ücreti üzerinden hesaplanması gerektiği halde, davacının 796,50 TL çıplak ücreti ve 91,00 TL yol ücretinin eklenmesi suretiyle bulunan 887,50 TL giydirilmiş ücreti baz alarak yıllık izin ücretini hesaplayan yanlış bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması hatalı olmuştur. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. O halde davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14228, K. 2013/23088, T. 23.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-14228-e-2013-23088-k-114857e80f71