Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14211 E. 2013/21359 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/14211
Karar No
2013/21359
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı işyerinde Kalıphane sorumlusu olarak çalışırken ekonomik kriz nedeniyle iş akdine son verildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının iş akdinin işletmesel karar gereği kıdem tazminatı ödenerek sona erdirildiğini, ihbar öneli verildiğini, ancak davacının ihbar önelinin tamamını kullanmadan ayrıldığını tüm alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, ihbar öneli kullandığı ve hafta tatili ve genel tatil alacağının olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından yapılan ıslahın, süresinde olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Ayrıca HMK'nun 90.maddesinde sürelerin kanunda belirtileceği veya hakim tarafından tespit edileceği, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında hakimin kanundaki süreleri artırıp eksiltemeyeceği bildirilmiştir. Somut olayda davacı vekili, bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasında sonra 14.2.2012 tarihli duruşmada davasını ıslah etmek üzere mahkemeden talepte bulunmuş, mahkemece kendisine bir sonraki duruşmaya kadar süre verilmiştir. HMK 181.maddesinde kısmi ıslah için, bir haftalık süre verileceği ve süresi içinde yapılmaması durumunda ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Davacı, kendisine verilen süre içinde, ancak yasal süresi geçtikten sonra 20.3.2012 tarihinde davasını ıslah etmiş ve harcını da aynı gün yatırmış, mahkemece de ıslah edilen değerler üzerinden hüküm kurulmuştur. Ne var ki süresinde yapılmayan usulsüz ıslaha değer verilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-Dosya içeriğinden davayı işyerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının oluru ile 1.3.2009 tarihinden itibaren kısa çalışmaya izin verildiği, ve yıl sonuna kadar kısa çalışma yapıldığı SGK bildiriminden anlaşılmaktadır. Ancak bilirkişi bu hususu göz ardı ederek davacının tüm çalışma dönemi boyunca fazla çalışma hesabı yapılmıştır. Mahkemece, kısa çalışma döneminde fazla mesai yapılmayacağının gözardı edilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14211, K. 2013/21359, T. 09.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-14211-e-2013-21359-k-0bd6615e1b3a