Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14113 E. 2013/21352 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/14113
- Karar No
- 2013/21352
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine 2-Davacı, davalı işyerinde kapıcı olarak çalıştığını, iş akdinin, işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının işvereni olan yöneticiyi tehdit ettiğinden bahisle işine son verildiğini ve kendisine kıdem ve ihbar ödemesi yapıldığını, başka alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, her ne kadar işveren tarafından yöneticiyi tehdit ettiği için iş akdinin feshedildiği savunulmuş ise de, davacıya 4857 sayılı Yasının 17.maddesi gereğince kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek iş akdinin sona erdirilmesine dair karar alındığı ve bir kısım ödemenin de yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından yapılan ıslahın, süresinde olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Ayrıca HMK'nun 90. maddesinde sürelerin kanunda belirtileceği veya hakim tarafından tespit edileceği, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında hakimin kanundaki süreleri artırıp eksiltemeyeceği bildirilmiştir. Somut olayda davacı vekili, bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasında sonra 17.7.2012 tarihli duruşmada davasını ıslah etmek üzere mahkemeden talepte bulunmuş, mahkemece kendisine iki haftalık süre verilmiştir. HMK 181.maddesinde kısmi ıslah için, bir haftalık süre verileceği ve süresi içinde yapılmaması durumunda ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Davacı, kendisine verilen iki haftalık süre içinde, ancak, yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 30.7.2012 tarihinde davasını ıslah etmiş ve harcını da aynı gün yatırmış, mahkemece de ıslah edilen değerler üzerinden hüküm kurulmuştur. Ne var ki süresinde yapılmayan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-Kabule göre de, somut olayda, davalının savunmasına göre, davacıya 21.9.2011 günü 1.175,00 TL ve 7.10.2011 de 1.500 TL kıdem tazminatı ile 21.9.2011 günü 1.390,00TL ihbar tazminatı ödenmiş olup buna ilişkin dekontlar dosyaya sunulmuştur. Mahkemece davacının talepleri hüküm altına alınırken 9.228,99 TL kıdem tazminatının ve 1.787,96 TL ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmek suretiyle yapılan ödemelerin mahsup edilmemesi hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davalıya iadesine 9.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.