Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12511 E. 2013/19512 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/12511
- Karar No
- 2013/19512
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı,dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde hamal-kurye olarak çalışırken ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin ödenmesini işverenden talep etiğini ancak bunun kabul görmemesi üzerine iki gün rapor aldığını ve dönüşünde işverenin kendisini çalıştırmayarak istifaya zorladığından bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının iş akdini başka bir işyerinde çalışmaya başlaması nedeniyle kendisinin feshettiğini hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini , ayrıca açtığı karşı dava ile, haklı neden olmaksızın ve ihbar önellerine uymadan iş akdini fesheden davacıdan ihbar tazminatı talep ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, davacının, fazla çalışma karşılığını istemesi ve rapor alması nedeniyle davacının iş akdinin davalı işveren tarafından önelsiz ve tazminatsız olarak feshedildiği gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile 19,35 TL, fazla mesai ücreti alacağı yönünden davanın kabulüne, diğer alacak taleplerinin ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür. 1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir . 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır . İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır . Somut olayda, yapılan yargılama sonunda davacının, sadece 19,35 TL fazla mesai alacağından başka bir alacağı çıkmamıştır. Bu durumda, mahkemenin, “işverenin, işçinin fazla mesai ücretinin ödenmesi isteğini reddetmesi ve davacının rapor alması üzerine iş akdini haklı neden olmaksızın feshettiğine” ilişkin gerekçesi geçersiz hale gelmiştir. İşçinin iş akdinin başka bir işe girmek için kendisinin feshettiği yönündeki davalı iddiasının da aksi ispat edilememiştir. Davacının işi fiili olarak bıraktığı ve bu davranışını haklı kılacak sebebinin de olmadığının anlaşılmasına göre, davacının haklı neden olmaksızın ve ihbar önellerine uymadan iş akdini sonlandırdığının kabulüyle mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddine, karşı davanın ise kabul edilerek davalı işveren yararına ihbar tazminatının hüküm altına alınması karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.