Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2026/635 E. 2026/4675 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2026/635
Karar No
2026/4675
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2076 E., 2025/2418 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 7499 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile değiştirilen 5271 sayılı Kanun' un 231/12. maddesi ve 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6/2-a maddesi gereği temyiz yasa yoluna tabi olduğu, temyiz edenin kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 12.09.2024 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Dairemizin 15.04.2025 tarihli kararı ile bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 18.09.2025 tarihli kararıyla, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğuna, maddi hataların düzeltilmediğine, deliller yeterince tartışılmadan karar verildiğine, istinaf mahkemesinin temyiz merci tarafından verilen karar ile bağlı olduğuna, suç tarihinin hatalı gösterilmesinin bozma nedeni olduğuna, suçun şikâyete tabi olduğuna, bu hakkın da açıkça ya doğrudan ya da mağdurun açık iradesi ile kullanılabileceğine, somut olayda ise müştekinin suça konu eylemden dahi haberdar olmadığına, vekillerin kendilerince inisiyatif kullandığının anlaşıldığına, Kanun'un lafzına ve ruhuna uygun bir şikâyetin varlığından söz edilemeyeceğine, davanın açılması için gereken şartın gerçekleşmediğine, şikâyet hakkının, müştekinin bilgi ve iradesi dışında kötüye kullanıldığının değerlendirildiğine, şikâyetçi kurumun yetkili temsilcisinin Mahkeme huzurunda dinlenilmesi ve şikâyetinde ısrarcı olup olmadığının sorulması gerektiğine, kast unsurunun dosya kapsamı uyarınca tartışılması gerektiğine, eyleme ilişkin herhangi bir fiilinin bulunmadığına ve kastının oluşmadığına, hükümde yer verilen ve adlî emanetin 2017/3 sırasında kayıtlı eşyanın iade kararının hukuki açıdan ciddi sorunlar barındırdığına, iş yerinden çıkan ürünün katılana iade kararının usul hukukunun temel ilkeleri ile çeliştiğine, bu durumun, delillerin ve mal varlığının gerçek sahibi ile Mahkemeler tarafından tespit edilmesi sürecini göz ardı etmekte olduğuna, savunmaları ve fatura sunabileceğine ilişkin beyanlarının dikkate alınmamasının usul ve Kanuna aykırı olduğuna, suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığı gibi şikâyet hakkının da geçerli bir şekilde kullanılmadığına, belirtilen nedenler ile kararın bozulması talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ''03.03.2016'' yerine ''01.03.2016'' olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir maddi yazım hatası olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin katılan kuruma hitaben düzenlenen 09.12.2016 tarihli müzekkeresi, 20.01.2017 tarihli duruşma zaptı muhteviyatı ile emanet memurluğuna hitaben düzenlenen 03.01.2017 tarihli müzekkere içeriği dikkate alındığında, adli emanetin 2017/3 sırasında bulunan ürünün, incelemeye esas olmak üzere katılan tarafından Mahkemeye teslim edilen orijinal ürün olduğu da anlaşıldığından, sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA DAİR KARARIN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2026/635, K. 2026/4675, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2026-635-e-2026-4675-k-a989ce4f46ad