Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/4040 E. 2026/5401 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/4040
- Karar No
- 2026/5401
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR SAYISI : 2024/489 E., 2024/2010 K. SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet HÜKÜM :İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanık hakkında mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2024 tarihli, 2023/673 Esas, 2024/15 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 71/1. maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. B.İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 05.11.2024 tarihli, 2024/489 Esas, 2024/2010 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan 11.01.2024 tarihli hükme yönelik katılan vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılıp sanığın 5846 sayılı Kanun'un 71/1., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 53, 58. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Suç işleme kastı ile hareket etmediğine, yargılama aşamasında samimi anlatımlarda bulunduğuna, ... uygulaması için her ay abonelik ücreti ödemeye devam ettiğine, sırf ...'dan müzik çalmanın suç olduğunu bilme imkânı olmadığına, hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 30/4. maddesindeki hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, işletmesine müşteri gibi girip, izinsiz şekilde ses kaydı alarak Mahkemeye sunan kişinin kendisini önceden uyarıp bilgilendirmesi gerektiğine, açıkladığı nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 5846 sayılı Kanun'un "Temsil Hakkı" başlıklı 24. maddesinde bir eserden, doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkının münhasıran eser sahibine ait olduğu düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 71. maddesinde de bir eserin, icranın, fonogramın veya yapımın hak sahibinin yazılı izni olmaksızın temsil edilmesinin suç olarak düzenlenmesiyle hak sahiplerinin temsil hakkı ceza hukuku yoluyla koruma altına alınmıştır.
Bir müzik eserinin, umuma açık mahallerde temsilini gerçekleştiren umuma açık mahal sahiplerinin, 5846 sayılı Kanun'un 41/1. maddesine göre hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek birliklerinden aynı Kanun'un 52. maddesine uygun sözleşme yaparak izin alması zorunludur.
Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre radyo/televizyon kuruluşlarınca yapılmakta olan yayın içeriğine müdahale yetkisi ve imkânı bulunmayan sanıkların, hangi müzik eserinin radyo/televizyon kuruluşunca yayınlanacağını bilemeyeceğinden suç kastı ile hareket etmedikleri kabul edilmişse de; ... isimli uygulamanın radyo/televizyon yayınları ile aynı kapsamda değerlendirilemeyeceğinde şüphe yoktur. Zira ... uygulaması ile müzik dinleyen kullanıcılar, bir sonraki çalacak olan parçayı liste üzerinden görme, seçme, değiştirme ve dolayısıyla yayın akışını kontrol etme imkânına da sahip bulunmaktadırlar.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ... ve ... Meslek Birlikleri adına vekilinin, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 23.12.2022 havale tarihli dilekçesi ile "... Coffee isimli işletmede Meslek Birliklerinin korumasında/repertuvarlarında olan icra, fonogram ve yapımların Meslek Birliklerinden izin alınmaksızın umuma iletildiği ve bu şekilde mali haklarının ihlal edildiği" yönündeki şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2023 tarihli müzekkeresine istinaden Güvenlik Şube Müdürlüğü görevlilerince katılan vekili ve bilirkişi eşliğinde 28.02.2023 tarihinde sanığın iş yerinde yapılan tespitte; "Müzik yayınının işletmedeki tablet bilgisayarda yüklü ... adlı program ile bu tabletin bluetooth özellikli amfiye bağlanması suretiyle yapıldığının ve ... isimli program vasıtasıyla yapılan tespite göre saat 15:52'de ... isimli yorumcunun seslendirdiği ... ve saat 15:56'da ... isimli yorumcunun seslendirdiği ... isimli müzik eserinin müşteriler tarafından kullanılan cafe-bar iç kısmında çalındığının" tespit edildiği, katılan ... meslek birliği tarafından ... isimli müzik eseri yönünden hukuken geçerli hak sahipliği belgelerinin soruşturma aşamasında dosyaya ibraz edildiği, 16.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda; ... isimli şarkının 5846 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında "musiki eseri" niteliğinde olduğunun belirtildiği, uzlaştırmaya tabi olan bu suç yönünden 30.10.2023 tarihli uzlaştırma raporuna göre taraflar arasındaki uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılan olayda;
Sanık aşamalardaki savunmasında; işletmesinde yaptığı müzik yayınını, aylık olarak yaklaşık 100 TL civarında ücret ödediği ... isimli program üzerinden yaptığını, ücret ödediği için telifi de zaten ödemiş olacağını, dolayısıyla herhangi bir hak ihlali yapmadığını ve müzik yayınından herhangi bir kazancı da olmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de;
Katılan ...'ın mali hak sahibi olduğu ... isimli müzik eserini ... isimli işletmesindeki tablet bilgisayarda yüklü ... adlı program ile bu tabletin amfiye bağlanması suretiyle müşterilerine dinleten sanık hakkında 5846 sayılı Kanun'un 71/1. maddesinde düzenlenen suçun oluştuğu sabit olup, suçtan zarar görmeyen ve kamu davasına katılma hakkı bulunmayan ...'in gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası kabul edilmekle; Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık görülmemiştir.
III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
5826 sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün, sanığın temyizi üzerine sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Müşteki vekilinin şikayeti üzerine, sanığın iş yerinde eserin çalınıp çalınmadığının tespit edilmesi için Cumhuriyet Savcısının talimatıyla kolluk ve yanlarında götürdükleri uzman ile sanığa ait iş yerinde tabletten “SPORTİFY” adlı program ile müzik yayını yapıldığının tespiti üzerine sanık hakkında dava açılan olayda;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 116. ve 119. maddelerinde arama kararının hangi hallerde ve ne şekilde alınacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş olup, mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen materyallerin yasak delil niteliğinde olduğu, bu deliller üzerinde yapılan incelemede atılı suçun işlendiğine dair deliller ele geçirilmesinin sonucu değiştirmeyeceği, öte yandan bu suçun gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin usul ve esaslarının düzenlendiği 5271 sayılı Kanunun 139/7. maddesinde yer alan, gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek suçlar arasında sayılmadığı, kaldı ki bahsi geçen maddede öngörülen usule de uyulmadığı, bu itibarla hukuka uygun şekilde görevlendirilmiş gizli soruşturmacı olmayan kolluk görevlilerinin bu suretle elde ettiği deliller de hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamayacağı nazara alındığında, Anayasanın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2 ve 230/1. maddelerine göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gibi yasa dışı yayının yapıldığı belirtilen tablet üzerinde de yapılmış bir incelemenin de söz konusu olmadığından tespitin nasıl yapıldığının da belli olmadığı gözetilerek, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulması yerine, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile sanığın mahkumiyetine ilişkin kararın onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 05.05.2026