Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/5214 E. 2024/10081 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/5214
- Karar No
- 2024/10081
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/93 E., 2024/55 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : 1.Sanık ... hakkında kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat 2.Sanık ... hakkında kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından zamanaşımı nedeniyle düşme, suça konu nakil aracının gümrüklenmiş değerinin ödettirilmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî zamanaşımı nedeniyle düşme 1.Maliye Hazinesi vekilinin temyizi yönünden; sanıkların eylemlerinin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçları kapsamında kaldığı, buna göre de Maliye Hazinesinin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 2.Sanık ... müdafiin temyizi yönünden, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, hükümde yasa yolu gösterilirken, tefhimden itibaren 7 gün içerisinde istinaf yoluna başvurulabileceğinin belirtilmesi karşısında sanık müdafiin kanun başvuru yolu ve süresinde yanıltıldığı anlaşılmakla temyizin süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. GEREKÇE A. Maliye Hazinesi Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla, sanıkların eyleminin 5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında kaldığı, bu suçlardan zarar gören Gümrük İdaresinin davaya katıldığı ve karardan haberdar olduğu halde suçtan doğrudan zarar görmeyen Maliye Hazinesinin 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanık ... Müdafiin Temyiz İsteği Yönünden Sanık ... müdafiin temyiz isteminin sanık hakkında kaçakçılık suçundan öncelikle beraat kararı aksi halde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine, suça konu nakil aracının gümrüklenmiş değerinin ödettirilmesine ilişkin fıkranın hükümden çıkartılması gerektiği nedenleriyle sınırlandırılmış olduğu anlaşılmıştır. Sanığın yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği, zamanaşımını kesen son işlem olan, sorgusunun yapıldığı 18.05.2012 tarihinden itibaren 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin hüküm tarihinde dolduğu anlaşılmakla, atılı suçtan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; Yeşilköy Gümrük İdaresi'nin 24.08.2017 tarihli yazısına istinaden, davaya konu WP1ZZZ92ZBLA29626 şase numaralı aracın 27.01.2017 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6770 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesinin uygulanmasına yönelik olarak düzenlenen "5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre Gümrük Vergilerinin Eksik Ödenmesi Nedeniyle Başlatılan Bir Soruşturma ve Kovuşturmaya Konu Kara Taşıtlarının Sahiplerine İadesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" uyarınca, 5607 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi ve anılan yönetmeliğin 5 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre hesaplanan özel tüketim vergisinin ( ÖTV) %25'ine tekabül eden tutarın tahsil edildiğinin anlaşılması karşısında, dava konusu aracın 6770 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca sahibine iadesine ilişkin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. II. KARAR A. Maliye Hazinesi Vekilinin Temyizi Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Maliye Hazinesi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Müdafiin Temyizi Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca hükmün ... hakkındaki 2 numaralı bendinin ikinci fıkrasında, "araçla ilgili olarak aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değeri olan 169,755,04 TL'nin kararın kesinleşmesini müteakip sanık ...'ten alınarak hazineye ödenmesine," ilişkin kısmın çıkartılarak yerine "WP1ZZZ92ZBLA29626 şase numaralı aracın hak sahibine İADESİNE" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanık müdafi 04.04.2024 tarihinde verilen kararı 25.04.2024 tarihinde vermiş olduğu temyiz dilekçesi ile temyiz etmiştir. Mahkeme 04.04.2024 tarihinde verdiği kararda hükmün temyize tabi olduğunu yazmayıp, 7 gün içerisinde istinafı kabil olmak üzere şeklinde yazmıştır. Mahkemenin süre konusunda sanık müdafini yanıltmayıp yanlış merci göstermesinin süre yönünden de yanıltma sayılıp sayılmayacağı tartışmanın özünü oluşturmaktadır. Heyetimizin sayın çoğunluğu temyiz yerine istinaf yolunun gösterilmiş olması nedeniyle sanık müdafinin süre yönünden de yanıltılmış olacağını kabul ederek sanık müdafinin süresinde hükmü temyiz ettiğini karar vermiştir. Kanun yolunda yanlış mercinin gösterilmiş olması bir hak kaybına neden olacak durum oluşturmaz. Zira mercide yanılma halinde dosya ilgili merciye gönderilir. Nitekim bölge adliye mahkemesi dosyanın kendisine gelmesi üzerine dosyayı Yargıtay’a doğru merciye göndermiştir. Sanık müdafi süre konusunda yanıltılmadığı için 04.04.2024 tarihinde yüzüne karşı verilen kararla ilgili kanun yoluna yasal süre geçtikten sonra 25.04.2024 tarihinde müracaat ettiğinden süresinden sonra yapmış olduğu temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.