Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/3012 E. 2024/10507 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3012
- Karar No
- 2024/10507
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1074 E., 2024/163 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Önceki kararda direnilmesi suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.01.2024 tarihli ve 2023/1074 Esas, 2024/163 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2022/10958 Esas, 2023/3440 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKÎ SÜREÇ 1.Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2020 tarihli ve 2019/1158 Esas, 2020/302 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat kararı verilmiştir.
2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2020/2123 Esas, 2021/637 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, aynı Kanun’un 280 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci, yirmiikinci fıkraları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4 ay hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 18.03.2021 tarihli kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 04.04.2023 tarihli ve 2022/10958 Esas, 2023/3440 Karar sayılı kararı ile "Olay tarihinde kolluk görevlilerinin önleme arama kararına istinaden sanığa ait ... İletişim isimli işyerinde yaptıkları aramada, tezgah içerisindeki kayıt dışı olduğu tespit edilen ve faturası sunulmayan toplam 7 adet kaçak cep telefonu ele geçirildiği cihetle; dosya kapsamına göre sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş bir adli arama kararı olmadığı gibi, gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı adli arama kararının da bulunmadığı, buna göre, yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38 inci maddesinin altıncı fıkrasının 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.' hükmü ve yine 5271 sayılı CMK’nun 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasında da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeler ile dosyada bulunan kamuya açık alanlarda suçun önlemesi amacıyla verilen önleme arama kararına istinaden sanığın işyerinde arama yapılamayacağının anlaşılması karşısında; hiçbir aşamada suçlamayı kabullenmemiş olan sanık hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4.Bozma üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.01.2024 tarihli ve 2023/1074 Esas, 2024/163 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci, yirmiüçüncü fıkraları, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; bozma kararının aksine sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini kabul etmediklerine, sanık ...’ın atılı suçu işlemediğine, suça konu cep telefonlarından haberi bulunmadığına, savunmalar ve tanık beyanlarına göre ilk derece mahkemesinin beraat hükmünün yerinde olduğuna, sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olduğuna, suça konu cep telefonlarının önleme araması kararına istinaden işyerinde yapılan arama sonucu ele geçirildiğine, adlî arama kararı olmadan önleme araması kararına istinaden işyerinde arama yapılamayacağına, arama
işleminin hukuka aykırı olduğuna, mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağına, suça konu cep telefonlarının işyerinde açıkta bulunmadığı, aksine kapaklı tezgah içerisinde arama yapılması sonucunda ele geçirilmesi nedeniyle, beraat kararı verilmesi gerekirken direnme kararı verilmek suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin ve lehine hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, direnme kararının bozulması istemine ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR 1.29.07.2019 tarihinde, saat 13.30 sıralarında, önleme araması kararına istinaden yapılan denetimlerde, sanığa ait ... İletişim isimli işyerinde, kolluk görevlilerini karşılayan sanık ... ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık...’ün huzurunda yapılan aramada, cam tezgah içerisindeki, kayıt dışı olduğu tespit edilen ve faturası sunulmayan toplam 7 adet kaçak cep telefonu ele geçirilmiştir.
2.Sanık aşamalardaki savunmasında; işyerinin kendisine ait olduğunu, diğer sanık... ile birlikte ortak çalıştırdıklarını, son bir aydır tekstil işi ile ilgilendiğinden işyerini sanık...’e devrettiğini, kendisinin bilgisi olmadan sanık... tarafından cep telefonlarının satışa sunulduğunu, bozma sonrasında ise önceki savunmalarını tekrar ederek, lehine olan hükümlerin uygulanmasını istediğini beyan etmiştir.
3.Suça konu cep telefonlarının kayıt dışı olduğuna ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun yazısının dava dosyasına eklendiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE Olay tarihinde, kolluk görevlilerinin önleme araması kararına istinaden, sanığa ait ... İletişim isimli işyerinde yaptıkları aramada, cam tezgah içerisindeki IMEI sorgulaması yapılmak suretiyle kayıt dışı olduğu tespit edilen ve faturası sunulmayan toplam 7 adet kaçak cep telefonu ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; dosya kapsamına göre sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş bir adli arama kararı olmadığı gibi, gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı adli arama kararının da bulunmadığı, suça konu cep telefonlarının ilk bakışta kayıt dışı ve kaçak olduğunun anlaşılamayacağı, kaçak olup olmadıklarının tespiti için teknik inceleme yapılmak suretiyle cep telefonlarının IMEI numaralarının tek tek sorgulanması gerektiği, buna göre, yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğu ve ele geçen deliller de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38 inci maddesinin altıncı fıkrasının 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.' hükmü ve yine 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasında da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceği, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı, şeklinde açık düzenlemeler ile dosyada bulunan kamuya açık alanlarda suçun önlemesi amacıyla verilen önleme arama kararına istinaden sanığın işyerinde arama yapılamayacağının anlaşılması karşısında; hiçbir aşamada suçlamayı kabullenmemiş olan sanık hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağı cihetle; Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmemiştir.
V.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 04.04.2023 tarihli ve 2022/10958 Esas, 2023/3440 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,27.11.2024 tarihinde karar verildi.